Warning: mysqli_escape_string() expects exactly 2 parameters, 1 given in /var/www/vhosts/eu.kurdistan-post.eu/httpdocs/engine/classes/mysqli.class.php on line 162 Warning: preg_replace_callback(): Requires argument 2, 'langdate('\1', '1333454409')', to be a valid callback in /var/www/vhosts/eu.kurdistan-post.eu/httpdocs/engine/modules/show.full.php on line 245 Warning: preg_replace_callback(): Requires argument 2, 'Array', to be a valid callback in /var/www/vhosts/eu.kurdistan-post.eu/httpdocs/engine/classes/templates.class.php on line 256 DataLife Engine > Версия для печати > Yaşar Kaya
DataLife Engine > Yaşar Kaya > Yaşar Kaya

Yaşar Kaya


3-04-2012, 14:00. Разместил: Yaşar Kaya
Yedek Subay Piyade Okulu’nu bitirdikten sonra ben ve solcu altı arkadaşımın rütbelerini sökerek bizi bir askeri cezaevine attılar . Bir hafta kaldık orada . O solcuları Yedinci Kolordu emrine Elazığ’a sevkettiler ve böylece ben de yalnız kaldım. Bir gece sonra da cezaevinden kaçtım. Ertesi gün Türkiye Milli Talebe Federasyonu ve Türkiye İşçi Partisi’ni olaydan haberdar ederek, emrine verildiğim İkinci Kolordu Gelibolu’ya gidip Piyade Alayı na teslim oldum.

Bu uzun bir hikayedir. Batı Anadolu ya sürgün edilen yalnız bendim. İki yıl er olarak askerlik yaptım . Öyle ya ben sabıkası kabarık bir Kürtçüydüm, Kürdistan’a gidersem isyan çıkarabilirmişim . Dedim ya bu uzun bir hikayedir .

Askerlikte Havan topunun “ İleri gözetleyicisi “ idim . Askerlik yapanlar bilirler, Havan topları vadide konuşlandırılır. Düşman ise dağın öteki yamacında, vadidedir. İleri gözetleyici önündeki dağın başına çıkar ve seyyar telefonla kendi top bataryalarına düşmana olan mesafeyi söyler, toplar da ona göre ileri gözetleyiciyi ve dağı aşarak düşmanı vurur. Sadece çıplak göz ayarı ile bu çıkışlı ve inişli mesafeyi hatasız ölçmek usta bir matematikçi olmayı ve geometriyi iyi bilmeyi gerektirir. Öyle ki mermi yakın mesafe düşerse gözetleyicinin üstüne düşer. Uzağa giderse cephane boşuna tükenmiş olur, düşmana dost bir uyarı olur. Vuramadığın düşmanın karşı top atışlarına hedef olursun. Bir askeri tatbikatta, ben ve batarya komutanı Erzurumlu Rusuhi Erhan başarılı olmuştuk . Civardaki askeri birlikler de seyirci olmuşlardı. O günden sonra alayda adeta dokunulmazlığımız vardı.

Bunları neden anlatıyorum ? Dedim ya uzun hikaye .

Bizim Kürdistanpost sayfasında yazan Hejare Şamil denge ve nezaketten uzak yazı yazmakla beni gerçekten üzdü ve bu satırların yazılmasına sebebiyet verdi. Kürdistanpost’tun demokratik çizgisinin aşıldığı bir önceki dönemde Hêjarê Şamil şunu yazdı: “Ben bugün bir arkadaşıma rastladım ve hoşbeşten sonra Yaşar Kaya yı sordum Bana Onu boşver, önemli bir adam değildir” demişti . Şimdi ise bana “Saygıdeğer” diyor acaba hangisi doğru ?

Biz geçmişimite yarattığımız dostluklarla bugünü yaşıyoruz. Babası rahmetlik Şamil Ağabey biz Moskova da Parlamentonun Genelkurulunu yaparken sekizyüz kilometrelik yolu teperek gelmişti . Boynuma sarılırken “Ben seni sağken görmek için geldim “ diyordu . İçim titredi, Şamil Ağabey Kürtlerin bir alimi, tarihçisi ve de bir yazarı olarak abide bir insandı. Onun oğlu olmak kolay değil tabi. Doğrusu oğlu Hêjar’ın da bu değerli anıya bağlı olmasını arzu ederdim.

Hejar arkadaşımız bana “elçi” diyor. Ben hayatımda kimsenin elçisi/kuryesi ve sözcüsü olmadım. 1958 de Bolşevik Devrimi nin yıldönümü dolayısıyla rahmetlik Musa Anter’le birlikte İstanbul Konsolosluğu ndaki resepsyona gitmiştik . O zamanlarda Rusya‘nın geçmiş Dışişleri Bakanı ve sonrasında da Başbakanı olan Yevgeni Primakov KGB ajanı olarak Ortadoğu da gazetecilik yapıyordu. Türkçe de biliyordu. Yaptığımız sohbette Musa Ağabey ona “ Sayın Primakov Sizin devletiniz bütün Ulusal Kurtuluş Mücadelelerine yardım etti ama biz Kürtler için birşey yapmadı “ dedi. Primakov’da “ Musa Bey! Biz Kürtlerin hatırı için 80 milyonluk Arap kitlesini küstüremeyiz. Ben de işte o gün Sovyetlerden Kürtlere hiçbir hayır gelmeyeceğine karar verdim . “Lenin in, Stalin in sosyalizmi Sosyalizm değildir , Sosyalizmin bayrağını Biz Kürtler yükselteceğiz diyeni Kürtlere bir ay bile tahammül edemeden Rusya dan yurtdışı ettiler “. İyi ki Kürdistan kurulmadan Rusya çöktü. Yoksa biz elli yıl da Kürdistan’da Sovyet Devlet bürokrasisinin kopyası ile savaşacaktık .

Sürgünde Kürdistan Parlamentosu Başkanlığı yaptığım dönemde CIA Şeflerinden Graham Fuller Belçika ‘da ziyaretime gelmişti . Bana dedi ki ‘ Yaşar Bey kırk yıla yakın bir zamandır Biz Sizi takip ediyor, kitaplarınızı , yazılarınızı okuyor ve aktivitelerinizi takip ediyoruz”. Ben de ona “ Sizi uzun yıllardır tanıyorum “ dedim . Hayretler içinde “nasıl?” dedi. “Ben Sizi Ankara da altı yıl boyunca CIA istasyon şefliği yaptığınız dönemden tanıyorum. Sonrasında da Orta Asya ya gittiniz” dedim. Bana dönüp “Ben artık CIA ‘ de çalışmıyorum” ( O dönem Bill Clinton un konuşmalarını yazıyordu ) deyince ben de ‘”Keşke CIA’ de çalışsanız Bana CIA’ da ve KGB de çalışanlar lazım, Ben herkesle görüşürüm hiçbir çekincem yok çünkü ben Kürt tarafıyım”’ dedim.

Hejar arkadaşımız benim elli yıllık Kürt taraflığımı daha anlayamamış demekki. Anlamasını isterdim. Beyin/beylerin köleliğine hayır diyerek bağımsızca ayakta durmamın bir çok çevre ve kişiyi rahatsız ettiğini biliyorum . Etsin! Sonucuna katlandım, katlanıyorum. Bu da benliğime duyduğum saygımın bedelir. Bediline razıyım, bir rahatsızlığım da yoktur.

“Ulusal Konferansa herkes silahı bırakıp öyle gelmeli ‘ diyen ben değilim Sayın Mesut Barzani ‘dir, derdinizi Ona anlatırsınız. Ama Hejare Şamil yazısında tırnak içinde “Kürt Milliyetçiliğinin isim yapmışlara teslim edilemeyecek kadar özlü ve köklü bir değer olduğuna inandım” diyor. Bizim isim yaptığımız doğrudur ve bu ismi ne ulufe olarak aldık, nede kimseler bize bağışladı. Bir isim varsa ödenen bedel de vardır. Kürt meselesinin içinde bulunduğum 52 yıllık dönemde 18 hapishane, üç sürgün ve dört de kalp ameliyatı gördüm .

Devrimcilik ve siyaset bir sanattır. Dağda, bayırda, şehirde sefalet içinde çile çekerek yaşamakla ne devrimci olunuyor, nede siyasetçi. Ayrıca saygı ölçülerini öğreten bir okul da yoktur. Hiçbir şey yapamazsak da elli yıllık geçmişimizi sövdürmeyiz . Ustad Musa Anter derdi ki “ Herkes haddini bilmeli haddini bilmeyene haddini bildirirler “ bunu unutmamak lazımdır.

Önceleri aklını fikrini bir partinin tüzüğüne ipotek edenlerin sonrasında saygı çizgisini bu kadar aşmalarına bir türlü aklım ermiyor!? Hejare Şamil de kışkırtıcı yazılar yazdığını itiraf ediyor . Neden, niçin, kimi kışkırtıyor? Bunu anlayamıyorum. Kürt çocuklarının ölüme gitmesinin övünülecek ve kabullenilecek bir tarafı yoktur. Kurdistan-post savaş kışkırtıcılığı ve savaş goygoyculuğu yapan bir yayın organı değildir, olmamalıdır. Yarabbi demokrasi çözüm barış istiyoruz diyenler neredesiniz ? diyesim geliyor . Genç bir şairin bir dörtlüğü ile yazıyı bitireyim .

Kanunu böyledir
Bu kahpe dünyanın
Dört mevsim içinde
Bir bahar olur .


Yaşar Kaya
Hewler 31-3-2012

Вернуться назад