DataLife Engine > Yaşam > Ölüm ve Yaşam- Celal Altuntaş

Ölüm ve Yaşam- Celal Altuntaş


10-12-2012, 08:39. Разместил: HüseyinT
Ölüm ve Yaşam- Celal Altuntaş

Ölüm ve Yaşam- Celal Altuntaş

Her nedense son dönemlerde aklıma hep ölüm geliyor. Sakın ölü, ömüm seviciliği biçiminde bir olay aklınıza gelmesin. Benim de ölmeye hiç hiç niyetim yok. Daha küçük yavrularım var. Hem kendim hem de onlar için yaşayacağım….

Öyleyse yazacak başka bir konu mu kalmadı? Etrafta görebileceğim, bakabileceğim başka bir şey mi yok yoksa? İşte burası biraz doğru. Son haftalarda “ölüm” kelimesi o kadar tekrarlandı ki Azrail gibi yakamıza yapışıp durdu. Gündüz karabasan, gece korkulu rüyamız oldu ölüm.

Peki toplum ve bireyler olarak son dönemde neden ölümü bu kadar konuşur olduk? Aslında mesele bu son dönem ile de sınırlı değil. Daha çocukken korkutmak amacı ile de olsa sağ olsun büyüklerimiz hep ölümden, öldürmeden söz ediyorlardı. Garibim ne yapsınlar onlara da öyle öğretilmiş….

Mesela hangimiz şu cümleleri yüz kere bin kere duymamış, muhatap olmamıştır? “Oğlum şunu yapma!, Yaparsan öldürürüm. Kızım şunu yapma! Yaparsan gebertirim! Beni kahrettiniz, Kendimi öldüreceğim. Veremden, kanserden gebereceğim. Allah canını alsın! Yarını görmeyesin. Beterin beteri olasın. Kalkarsam seni öldürürüm!” diyen analarımız babalarımız…

Bir de sevgili olarak bildiklerimize söylediklerimiz var. “ Ya benimsin ya toprağın! Yerden başka yere bakarsan, gözlerini oyarım! Baban vermezse seni de vururum onu da!” O biçim sevgi ve aşk, değil mi?

Askeriyeden okula, iş yerinden eve, Meclisten cemaate kadar yaşamın her alanında bunlar var.

Aslında bunun alt kültür-üst kültür ile de pek bir bağlantısı yok. Toplumsal her katmandan, kesimden ve sınıftan bu tür olaylara rastlamak mümkündür. Tabi işin asıl ceremesi yani uygulama boyutu yoksuldan yana.

Tamam da sebep ne olursa olsun sonuçta yaşıyoruz ve yaşamak güzel. Ölüme de yaşamın bir gerçeği. Ama ölüme teslim olmak yok.

Bunları düşünürken “Acaba hayal dünyasında mı yaşıyorum?” demekten de kendimi alamıyorum.

Sizce de bence mi?

Celal Altuntaş

Вернуться назад