Kurdistan-Post yenilendi
yeni adresimiz www.Kurdistan-Post.eu dur.

Lütfen favorilerinizi günceleyiniz !
Bu site sadece arsivdir.

İ-DKP Başkanı Mustafa Hejri İle Röportaj-Hülya Yetişen


İ-DKP Başkanı Mustafa Hejri İle Röportaj-Hülya Yetişen

Irak Kürdistanı’nda Peşmerge ordu güçlerimiz vardır. Hatırlatılması gerekirki şu anda İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik silahlı mücadelemizi askıya aldık.
«    Nisan 2014    »
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
 

Qazî Mihemed'in Kürd Ulusuna Vasiyeti


Qazî Mihemed'in Kürd Ulusuna Vasiyeti

Zulüm ve baskı gören halkım!

Yüce Allah aşkına vaatlere artık kanmayın. Çünkü onlar ne Allah'ı tanıyorlar, ne peygambere, ne kıyamet gününe, ne Allah huzurunda hesap vermeye inanıyorlar. Onların nezdinde, Müslüman da olsanız, Kürt olduğunuz için suçlusunuz, onların düşmanısınız

Kurd li Misrê - Nezîr Silo


Kurd li Misrê - Nezîr Silo

Misr yek ji welatên ku herî peywendîdar bû ji demek dirêj ve di nav dewletên erban de bi Kurdan re.

Dilsiz şeytanlar - Nevzad Hawkari  


17-11-2011, 17:44 Kategori: Yaşam  
ŞEYTANLAR, DİLSİZ ŞEYTANLAR

Nevzad Hawkari

Kürt halkının özgürlük ve demokrasi davası/mücadelesi hem İslam dinine göre ve hem de insan hakları evrensel beyannamesi, evrensel hak ve hukuk normlarına göre haklı ve meşru bir davadır.

Kürt halkı davasını savunur ve zalim ırkçı/ulusalcı rejimlerle mücadele ederken, hak ve hukukunu ararken kullanacağı argümanlar ve araçlar haklı ve meşru özgürlük ve demokrasi davasına asla zarar verecek türden araçlar olmamalıdır.

Zalim ırkçı/ulusalcı rejimler ve onların yedeğindeki cemaat ve tarikatlar Kürt halkının haklı davasını rayından, meşru yoldan çıkartıp, dünya/alemin gözünde gayri meşru göstermeye çalıştıklarını geride bıraktığımız yüzyıllar ve günümüz uygulama ve politikaları göstermiştir.
Kürt halkının ırkçı/ulusalcı rejimlerce baskı ve şiddet uygulamaları neticesinde düşürülmüş durumu İslam alemi için tavrını ve konumunu belirlemesinde önemli bir kaidedir. İslam uleması öncelikle durum tespiti yapmak ve daha sonra da yüce Allah’ın kelamına uygun çözüm yolu oluşturmak ve yanında yer almak zorundadır.

İbrahim süresi 4. ayet, Rum süresi 22. Ayeti ve diğer Ayetleri çözüm için kanıt olarak gösterebilir ve çözüm çözümlemeleri üretilebilir. ‘’Biz her peygamberi, ancak kendi kavminin diliyle gönderdik ki, onlara (Allah'ın emirlerini) iyice açıklasın. Allah dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. O mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.’’ Ve Rum Süresi 22. Ayette de. ‘’Gökleri ve yeri yaratması, dillerinizin ve renklerinizin değişik olması, O’nun varlığının belgelerindendir. Doğrusu bunlarda, bilenler için dersler vardır.’’ Emretmektedir.

Kürt halkını, dilini, kültürünü her millet gibi yüce Allah yaratmıştır. Bunu inkar edenler, İmhasına yönelik politika yürüten, bu amaç için baskı ve şiddet uygulayan rejimlere karşı Bütün İslam ulemasının ve Müslümanların; Kürt halkının haklı ve meşru özgürlük ve demokrasi davası ve taleplerinin yanında durmaları yüce Allah’ın emridir. Bunun tersi durumunda ise yüce Allah’ı inkar etmiş olurlar. Buna benzer Kuran Ayetleri bu kadar açık ve net bir şekilde durumu ortaya koymuştur.

Kürtlerin diktatör rejimlerin kontrolü dışında özgür alanlarda Cuma namazı kılmalarını bile ayrımcılık olarak değerlendirenler var.

Irkçı/ulusalcı rejimler tarihinden bu yana Kürt halkının yaşadığı coğrafyada, onların iradeleri dışında, din adamlarını başka merkezlerden tayin etmiş, vaizler ve müftüler yine aynı şekilde başka merkezlerden gönderilmiştir. Hutbe ve vaazların konusu başka merkezlerde belirlenmiş, hutbe ve vaazlar başka milletlerin diliyle verilmiştir. Kürt halkına bu şekilde zulüm edenler, sadece Cuma hutbesi için bu büyük ayrımcılığı dayatmış ve yüce Allah’ın emirlerini her zamanki gibi ters yüz etmeye çalışmışlardır.

Kur"an-ı Kerim ve dini bilgiler yine başka milletlerin diliyle öğretiliyor.

İslam dini uleması hutbe konularının bir merkezden belirlenmesinin dini hiçbir dayanağının olmadığını bilir. Hutbeler tamamen yereldir, konuları da bölgede ön plana çıkan sorun ve sıkıntıları ele alan bir içerikte olması zorunludur.

Hucuret Süresi 13. Ayet; ‘’Ey insanlar! Muhakkak ki Biz, sizi bir erkek ve bir kadından yarattık. Ve sizi milletler ve kabileler kıldık ki, birbirinizi (soyunuzu, babalarınızı) tanıyasınız. Muhakkak ki Allah'ın indinde en çok kerim olanınız (ikram olunanınız, en şerefli olanınız), (ırk ya da soy olarak değil) en çok takva sahibi olanınızdır. Muhakkak ki Allah, en iyi bilen ve haberdar olandır.’’ Farklı milletlerin olması yüce Allah’ın takdiridir. Ayet emirlerine bu şekilde yansımış, buyurmuşlardır. İslam dinine gönül veren Müslümanlar rengi ve milliyeti ne olursa olsun kardeş olarak kabul edilir. Müslüman bir Türk, Fars, Arap veya Kürt eşit haklara sahiptir. Biri diğerinden üstün olamaz, farklı haklara sahip olduğunu ifade edenler ancak İslam kural ve kaidelerini çarpıtan ve bunların dışında olanlardır.

Bugün görüyoruz ki bazı dinci siyasi çevreler, cemaat ve tarikat çevreleri ayrımcılıkta zalim ırkçı/ulusalcı rejimlerin de ötesine geçmişlerdir. Bir ırkı yüceltip rejimin ırkçı zalimliklerine kılıf bulmaya, İslam’ın yüce değerlerini ters yüz ederek, çarpıtarak ve iftira atarak savunmaktadırlar. Malum cemaat ve tarikatlar Bedüizzaman hazretlerinin eserlerini bu amaçları için pervasızca çarpıtarak kullanmaktadır.
Bedüizzaman hazretleri milliyetine vurgu yapmadan, Kürt İslam sentezi demeden yüce Allah’ın buyurduğu şekilde İslam dinine hizmet etmiştir. Hazretin fikirlerini Türk İslam, Arap İslam veya Fars İslam ırkçılık sentezlerine alet edenler İslam dinine iftira atmaktadırlar. Irkçılık İslam dininde yoktur.

Nur risalelerinde ırkçılığa yer verilmemiştir. Milliyeti ve rengi ne olursa olsun her Müslüman eşit hakka sahiptir. Bugün ırkçı/ulusalcı egemenliğin, rejimlerin emrinde bulunan cemaatler ve tarikatlar, onların Kürt halkına yaptığı zulme doğrudan veya sessiz kalarak ortak olmuşlardır.

Müslümanlar bu konu üzerinde durmak, çözümlemek ve tavır koymak durumundadır. Yani Ortadoğu rejimleri, Halkları Müslüman olan ülkeler iç barış ve huzuru büyük bir sorun olarak orta yerde duruyor. Sakin ve huzurlu görünenler ise kamuoyunu aldatmamalı, ülkelerindeki rejimlerin baskısı, halklar üzerinde geliştirdiği şiddet vahşeti nedeniyle sindirilmiş olmalarındandır.

Halkları Müslüman olan ülkelerin yerleşim alanları/kentleri altyapı ve barınaklar/konutlar çarpık ve çağdışı/düzensizdir. İşsizlik ortalamanın üzerinde, yokluk ve yoksulluk bariz bir şekilde yüksek oranda olduğu gözlenmektedir.

Sosyal sınıfların arasında ekonomik gelir farkları uçurum olarak tarif ediliyor. Halkların büyük çoğunluğu çok yoksul, küçük bir azınlık ise çok aşırı zengindir. Sosyal adalet anlayışı çökmüş vaziyettedir. İslam kuralları ile yönetilen rejimler de ve kapitalist kurallarla yönetilen rejimler de genel olarak böyledir. Rejimlerin bu yapısına tarikat ve cemaatler de uyum göstermişler, İslam değerlerini kullanarak ekonomik güç elde etme aracına dönüştürmüşlerdir. Bedüizzaman İslam alemin içinde eşine rastlanmayan din bilginlerindendir ve dikili bir ağacı yoktur. Bu muhterem zat samimi bir Müslüman olduğu muhakkak, eserleri ile bunu ortaya koymuştur. Peki şimdiki cemaat ve tarikat liderleri neden Karun gibi zengindirler. Bu kapital aşkı nereden gelmektedir. Tek bir cevap verilebilir; zalim rejimlerin piyonu, İslam dinini o rejimlerin devamı için kullanan zevat olarak değerlendirilebilir.

Kürt halkının durumunu örnek olarak sunulması çok önemlidir. Çünkü Suriye rejimi sınırları içinde Kürt halkı yaşamakta, Irak rejimi sınırları içinde Kürt halkı yaşamakta, İran rejimi sınırları içinde Kürt halkı yaşamakta, Türkiye rejimi sınırları içinde Kürt halkı yaşamaktadır. Bu rejimler Kürt halkına zulüm etmekte, katliam uygulamakta, sürgünlerle yerinden yurdundan uzaklaştırmaktadır. Bunların ortak özellikleri Müslüman Kürt halkını yok etme ilişki ve anlaşma içinde olmalarıdır. Bu ülkelerde kendi toprağı üzerinde hak ve hukuku gasp edilen Kürt halkıdır. Kürt halkı öyle zamanlar olmuş ki nefessiz bırakılmıştır. Giyim, kuşam, dil ve kültürü yasaklanmıştır. Bu değerler suçmuş gibi lanse edilmiş, varlığına kast edilmiştir.

Rejimlerin bu zulmü katliamlarla devam ederken bile bu rejimlerdeki cemaat ve tarikatlar sessiz kalmışlardır. İbn Kayyim de el-Cevabu’l-vafî adlı aserinde (s.136) şu ifadelere yer vermiştir: “Batıl / yanlış şeyleri söyleyerek insanlara nasihat eden, konuşan şeytandır. Hakkı söylemekten sakınan ise dilsiz şeytandır.” Tarih boyunca gerçek Müslümanlar yukarıdaki sözde olduğu gibi davranmışlardır. Şeytanlar ve dilsiz şeytanlar günümüzde İslam alemine hükmetmeye meyil etmişlerdir.

İslam alemi bu şeytanlar ve dilsiz şeytanlardan dolayı cayır cayır yanmaktadır. Bir yandan yokluk ve yoksulluk diğer yandan zulüm ve katliamlar nerede ise Müslüman halkların günlük yaşamlarının bir parçası durumuna gelmiştir. İslam’ın şeytanları ve dilsiz şeytanları hem ülkemizde ve hem de İslam aleminde topluma hükmetmeye çalışmaktadır.

Çevremizdeki basın ve medya günlük yaşantılarımızın önemli bir parçasıdır. Bunlar içinde yukarıdaki role soyunmuş çok kirli kalemler İslam adına hareket edip, gerçekleri toplumdan kaçırmaktadır. Yanlış şeyleri söyleyerek halklara, toplumlara İslam adına nasihat etmektedir. Ellerindeki olanaklar, ekonomik ve sosyal güçle toplumu yanlış yola sevk ederek doğru yol gibi göstermeye çalışanlarla doludur. Bunların bilmesi gereken Ali İmran süresi 197. Ayetinde gayet açıkça yüce Allah buyurmuştur ki ‘’Bu, azıcık bir faydalanmadan ibaret, sonra sığınacakları yer cehennemdir ve orası, ne kötü bir yurttur, ne kötü bir yatak.’’

Bazı dinci siyasi gruplar, cemaat ve tarikatlar, ırkçı/ulusalcı rejimin asimilasyon politikasının da ötesine geçip ırklarını, milletlerini yüce göstermeye çalışmaktadırlar. İslam inancında bu gibi sapık düşünceler bulunmamaktadır. İslam inancında Müslüman kişi ve her millet eşit olarak kabul edilmiştir.

Ortadoğu’da ırkçı rejimlerin baskı ve katliamlarına karşı; özgürlüğü için Irak’ta Kürt halkı isyan etmiş, İran’da Kürt halkı isyan etmiş, Suriye’de Kürt halkı isyan etmiş ve Türkiye’de Kürt halkı isyan etmiştir. Zulme karşı başlayan isyanlar, her dönemde imha ve katliamlarla bastırılmış, en ağır savaş araçları kullanılmıştır. Bir halkın zulme karşı, ırkçılığa karşı, yok edilmeye yönelik, haklı davası İslam’a uygundur; Şura Süresi 8.Ayet açıklamaktadır ‘’Allah dileseydi onları bir tek millet yapardı. Fakat O, dilediğini rahmetine kavuşturur; zalimlerin ise hiçbir dostu ve yardımcısı yoktur.’’ Hud Süresi 118. Ayet. ‘’Eğer Rabbinin sünneti, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olsaydı, insanları aynı inanç ve düşünceyi paylaşan bir tek millet yapardı. Hür iradeye, özgürce seçme hakkına sahip oldukları, sana ve Kur’ân’a itibar etmedikleri için hâlâ farklı düşünmeye ve ihtilâfa devam ediyorlar.’’ Nahl Sürersi 93. Ayet ‘’Ve eğer Allah dileseydi, elbette sizi tek bir ümmet kılardı. Fakat O, dilediğini (doğuştan bütün insanlar dalâlette olduğundan Allah'a ulaşmayı dilemeyeni, Allah Kendisine ulaştırmaz, böylece onu) dalâlette bırakır. Ve dilediğini (Allah'a ulaşmayı dileyeni) hidayete erdirir (verdiği söz gereğince, kefaleti sebebiyle Kendisine ulaştırır). Ve elbette yaptıklarınızdan (yapmış olduğunuz amellerinizden) sorgulanacaksınız.’’ Buyurmaktadır.
İslam’ın temeli olan Kuran’ı Kerimde geçen yukarıdaki Ayeti kerimelerde görüldüğü gibi yüce Allah’ın ilahi takdiri ile farklı milletler meydana gelmiştir. Bu milletleri ırkçı/ulusalcı çıkarları için yok etmeye çalışmak zulümdür ve İslam’ı, yüce Allahın emirlerini de inkar etmektir.
Kaldı ki içinde bulunduğumuz sürecin, zulüm rejimlerinin sadece Kürt halkını yok etme dışında ekonomik, sosyal ve kültürel olarak da halkları çöküş yaşatılmaktadır. İşte böylesi ırkçı ve zalim rejimleri, İslam kaidelerine dayandırıp savunan kişiler şeytan ve bu zulme sessiz kalanların da dilsiz şeytan olarak hadisler ve Ayeti kerime açıklamıştır.

Müslüman milletler içinde Elli milyonluk nüfusu ile en kalabalık halklardan biridir Kürtler. Irkçı rejimlerin saldırısı altında adeta esir statüsündedir. En temel hak ve hukukları ellerinden zorla alınmıştır. İslam dünyasının bilginleri, ulemaları yüce Allah’ın buyurduğu, emir ettiği şekilde Kürt halkının hakları için seslerini yükseltmelidir. Zalim ırkçı/ulusalcı rejimlerden yana takındıkları tavırlar İslam inancını inkar demektir.

Coğrafyamızda din adına yaşanan tam bir faciadır. İslam inancı ne bir ırkın ve ne de ekonomik çıkarların aracı olarak kullanılmamalıdır. Müslüman toplumların çok yoksul ve bir avuç zengin çelişkisi de göz önüne alınırsa İslam değerlerinin hangi boyutlarda kötü kullanıldığı ortaya çıkmaktadır.

Temiz duygularla İslam inancını uygulayan, uyan Kürt halkına ve değerlerine ırkçı/ulusalcı rejimlerin saldırıları sürerken İslam ulemasının bir kısmının zalimlerden yana tavrı ve diğerlerinin sessizliği dine ve imana aykırı bir durumdur.

Hem de evrensel beşeri hak ve hukuka da aykırı bir durumdur. Hem İslam değerlerinden ve hem de beşeri hukuk değerlerinden kopuk, uzak duran İslam uleması, zalim ve ırkçı rejimlerin, iktidar aracı, destekleyicisi durumuna gelmiştir. İşte böylesi ırkçı ve zalim rejimleri, İslam kaidelerine dayandırarak savunan kişiler şeytan ve bu zulme sessiz kalanların da dilsiz şeytan olarak hadisler ve Ayeti kerime ortaya koymuştur.

Peygamberimiz (sas) müminin tanımını yaparken kişilik üzerinden yapmış ve “Kendiniz için istediğinizi Müslüman kardeşiniz için de istemediğiniz müddetçe mümin olamazsınız” demiştir.

Yukarıda da belirttiğim gibi başka halkları da misal olarak gösterebilirdim. Ancak Kürt halkının durumu çok özeldir. İslam dünyasının ana unsuru kabul edilen bir halktır. 1169 yılında Müslümanları haçlılardan kurtarması ve korumaya alması, her millete eşit davranması, kendisi için istediğini Müslüman kardeşi için istemesi ve tarih boyunca ırkçı/ulusalcılık yapmamasıdır.

Bağrından çıkardığı din alimleri de aynı doğrultuda hareket etmiş, milliyetçiliğe meyil eden en ufak bir düşünceye itibar etmemiştir. Çünkü İslam kaideleri, yüce Allah’ın kelamı böyle buyurmuştur. Kapitalist/emperyalist egemenlerin buluşu olan ırkçı/ulusalcılığa yenik düşenlere hidayet yolunu, doğru yolu önermişlerdir.

Ne yazık ki kapitalist/emperyalist egemenlerin çıkarlarına uygun davrananlar Kürt halkını dörde/beşe bölmüşlerdir. Bununla yetinmeyip inkar ve imha süreci başlatılmıştır. Bunları yaparken, uygularken İslam adına konuşan şeytanları kullanmışlar, önemli bir kısım taifa da dilsiz şeytan haline gelmiştir. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın anlayışı ile zalimlere boyun eğerek yaşamına devam etmiştir.

Müslüman, hak yolunda yürür, haksızlığa karşı çıkar, elinden hiçbir şey gelmiyorsa haklı için dua eder. Ortadoğu coğrafyası kaynıyor, zalim ırkçı/ulusalcı rejimlerin zulmü altında kaynıyor ve inliyor. İslam’ın şeytanları emperyalizmin saraylarında keyif çatıp fetva vermeye devam ediyorlar.

Everensel insan hakları ve hukuk normları Kürt halkının yaşadığı coğrafyaya hiç uğramadı. İslam alemi, özgürlük ve demokrasi özlemini öz değerleri ve öz gücü ile kazanabilmesi için şeytanlar ve dilsiz şeytanlarla müminleri ayırt ettikten sonra gerçekleşebilir huzura kavuşabilirler.


 
Yazıya puan ver:
 (Toplam Oy #: 3)
  |   Okuma: 883   |   Yorum: (0)   Yazdir
   Arkadaşına Gönder

Değerli ziyaretçimiz, siz kayıtsız kullanıcı olarak siteye girdiniz. Size kayıt yaptırmanızı veya kendi adınızla giriş yapmanızı öneriyoruz.

İlgili Diğer Haberler:


Yorum ekle

Adınızı:  

E-Posta:  


Kodunu:
Include security image CAPCHA.
Kod güncelleme


Kodunu girin: