ala kurdistan
Ey Reqîb

Yorum yaz

Kürt Kini Erdoğan’ı Kör Etmiş-Ahmet Kahraman

Recep Erdoğan, Müslüman Kardeşler (İhvan) Teşkilatının beynini çalkalayıp karıştırma sorununu mu yaşıyor, her neyse kendisi, çağımızla ve özellikle de batı dünyasıyla sorunludur. Çevreyle uyum sağlayamıyor. İran ve Rusya ile sövüşüp barışıyor, ama “kardeşim" dediği Esad’la, Güney Kürdistan’la savaş halinde, ABD ve Avrupa ilişkiler medya üzerinden sövgüler düzeyinde…

Erdoğan’ın kendisi de, düşmanlarına karşı hezeyanlar haykırarak ortalıkta dolanıyor…

Bütün bu hezeyanlı hallerin tepesine de, mikrobu ruhununun neresi, hangi yarasından geliyor, neden kaynaklanıyor bilinmez, Kürt kini hastalığı ruhunu derinden derine kemirip çığırından çıkıyor.

Alt ve üst beynini yiyen Kürt kini, gözünü kör, dünyayı göremez, gördüğünü de algılayıp anlayamaz ediyor…

Onun için, gözleri her yerde ve her daim baktığını Kürt suretinde görüyor, ağ kaplamış beyni de Kürt olarak algılıyor. Kürt kini ile uykusu kaçıyor, aynı kin halkın parasını yerken, kaşığına doluşuyor adeta…

Onun için, ne yapsa yeridir tertibinden, gittiği Çin‘de evrenin iklimi tartışılırken o, durduk yerde, “her yerde Kürtler var, soylarını kurutmam için bana yardım edin, imdat" diye yalvarmaya başlıyordu.

Rusya’da, “Kürtlerin hayatına karşılık, size domates vereyim abi“ diye söze giriyor, Tahran’da durup dururken, “sana bekçi olayım ey Pers ruhu" haykırıyordu.

Amerika kıtası Kolombiya parlamentosunda gördüklerini Kürt sanınca, asabı yerinden fırlıyor ve badigartlarına “apart" emri veriyor, ülke halkı “bu bela nereden çıktı" diye baka kalıyordu.

Washington’da Kürtleri linç etmek için hücuma geçen Türk sokak gücüne bizzat baş komutanlık ediyordu.

Yer yüzündeki bütün Kürtler düşmandı. Sayıları da her gün artıyordu. Bu artışı düşündükçe beyninin zembereği bozuluyor, kürsüde ciddi ciddi konuşurken aklına gelenlere zıvanadan çıkıyor, “Türk kadınların evlenin ve boş durmayın doğurun, ha doğurun, teröristlerin kadınlarına yetişin. Onlar en az 10, 15 çocuk doğuruyor" diye haykırıyor, dinleyenlere, “bismillah, acaba aklı bir yerlere gezmeler mi gitti?" dedirtiyordu.

Her neyse onun, çalkalanmış gibi görünen beyinsel dünyasında, yalnız her türlü bireysel ve kavmi hakları, toplumsal özgürlükleri gasp edilmiş, teröristçe üstüne oturulmuş olanlar değil, yer yüzündeki bütün Kürtler teröristti.  

O nedenle, “kardeşim" diye kandırarak petrolüne konduğu, parasını yediği, topraklarını askeri üslerle işgal ettiği Güneyliler de, bir sabah terörist olmuştu!

O şimdi orduları da 50 milyonluk Kürt dünyasının kanında şenlik için ortalıkta dört dönüyor, Rusya ve İran’a “medet ey dost" diye el açıyor, yardım dileniyordu.

Bu arada fukara Türk halkının aşağı kesimlerinin dünyası, bir kere daha ve yeni baştan duman ediliyor, Kürt düşmanlığından gidilerek, yeni kuşakların ruhu ırkçılıkla tütsülenip zehirleniyor, insanlık dışına atılmaya çalışılıyordu.

Çağın dehşeti, ama olay gerçekti. Erdoğan’ın, bir halkı yer yüzünden silmek için açtığı kampanyayı, sağcısı ve solcusuyla tekmil düzen partiler tarafından omuzlanıyor, “en kanlısından Kürt düşmanı benim" yarışına dönüşüyordu.

Yarışa katılan yaralı ruh Türkün dünyasında herkese, toparlayabilseler Irak ve İran’daki Türkmenlerin her birine birer devlet, ama Kürt’e yaşamak da haramdı. Onun için deprem olduğunda, ölen Kürtlerin sayısıyla sevinçleniyor, birbirini kutluyorlardı.

İşin garibi, her zaman ve her yerde asıl olmayan en hızlısıydı. Türk ırkçılarının hiç biri Türk değildi. En hızlıları Araptır, Kürt, Çerkez, Ermeni, Boşnak, Rum, Bulgar, Arnavut, Gürcüdür…

Herneyse dönek dümbelek oğlunun ilk hedefi Efrîn’di. “Türkün gücü" burada dünyaya gösterilecek, sonra insan kıra kıra kan izlerinde gidilecekti.

Yani Türkün olduğu yerde, Kürde hayat yoktu. Türkün yer yüzündeki varlık sebebi zaten buydu…

Hiç biri Kobanê’de, Mimbic, Reqa’da efsaneleşen Kürdün gücünü hesaba katmıyordu. Ama Kürt gücü komutanlarından Murat Karayılan, Efrîn’e saldırının, “topyekün Kürt, Türk savaşına dönüşeceğini" hatılatıyordu.

Karayılan, bu arada Rusya’nın sorumluluğuna vurgu yapıyor, devam ediyordu:

“Efrîn’e saldırı, Rusya’nın onayı anlamına gelir. Dolayısıyla Rusyanın saldırısı demektir. Kürt halkı ve dünya olayı böyle algılayacaktır."

Rusya, soykırım suçuna ortak olur mu? Daha doğrusu, bu suç ortaklığı çıkarlarına uygun düşer mi? Bilemiyorum, ama soykırımla bugüne kadar, hiç bir halk bitirilemedi…

Mesela, Korsika halkı yaşıyor ve bayrağı motifi de, soykırım yapmaya gelen komutanın silüetidir.

Ve soykırım büyük acıdır. Birçok halk, bu acıdan sonra varlıklarını elde edip, devlet oldular. Kürtlerin böyle bir akibeti yeniden yaşamasını arzu etmem, Yahudiler, Ermeniler devlet olarak yaşıyorlar ama, soykırımcıları lanetliler çöplüğüne gittiler…

 

Ozgur politika

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Rojname Kurdish News