Kurdistan-Post yenilendi
yeni adresimiz www.Kurdistan-Post.eu dur.

Lütfen favorilerinizi günceleyiniz !
Bu site sadece arsivdir.

İ-DKP Başkanı Mustafa Hejri İle Röportaj-Hülya Yetişen


İ-DKP Başkanı Mustafa Hejri İle Röportaj-Hülya Yetişen

Irak Kürdistanı’nda Peşmerge ordu güçlerimiz vardır. Hatırlatılması gerekirki şu anda İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik silahlı mücadelemizi askıya aldık.
«    Nisan 2014    »
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
 

Qazî Mihemed'in Kürd Ulusuna Vasiyeti


Qazî Mihemed'in Kürd Ulusuna Vasiyeti

Zulüm ve baskı gören halkım!

Yüce Allah aşkına vaatlere artık kanmayın. Çünkü onlar ne Allah'ı tanıyorlar, ne peygambere, ne kıyamet gününe, ne Allah huzurunda hesap vermeye inanıyorlar. Onların nezdinde, Müslüman da olsanız, Kürt olduğunuz için suçlusunuz, onların düşmanısınız

Kurd li Misrê - Nezîr Silo


Kurd li Misrê - Nezîr Silo

Misr yek ji welatên ku herî peywendîdar bû ji demek dirêj ve di nav dewletên erban de bi Kurdan re.

Atatürk Bize Vurun Dedi, Vurduk -III - M.Kobal Aryalı  


29-12-2011, 16:11 Kategori: Tarih  
“Atatürk Bize Vurun Dedi, Vurduk”-III

M.Kobal Aryalı

"Komutan mermi pahalı kullanmayın dedi, kadınlara, çocuklara dipçikle vuruyorduk. Sonra tüfekler zarar görüyor dendi. Bundan sonra meşe kütükleri ile vurmaya başladık. Vura vura 10 yaşındaki çocukları öldürdük.” Kürtleri doksan yıl önce vahşice öldüren Türk cumhuriyeti, bügünde aynı nedenlerden dolayı öldürmeye devam ediyor. TC'nin kurucusu M.Kemal, Sol ve sağ kolu olarak birinci, ikinci dönem başbakanları; İnünü, Bayar ikilisi ve 23 yıl süreyle Genelkurmay Başkanlığını yürüten Fevzi Çakmak,1927-1938 dönemin içişleri Bakanı Şükrü Kaya, 1936-43 dönemin Ummumi Müfettişi Korgeneral Abdullah Alpdoğan ve benzer sömürgeci yönetim kadrosu, Kürtleri olağanüstü yetkilerle yönetiyorlardı.

İttihatçıların ırkçı, işgalcı zihniyetiyle kurulan Türk Cumhuriyeti, Kürtlerin, Ermenilerin, Süryanilerin soykırımı üzerine kurulmuştur. Türk yönetimi, bu etnisite ve dini inançların barış içinde yaşamalarından sürekli korkmuş ve hiç biriyle barışık yaşamamıştır, Kemalist Cumhuriyet, bu ruh paranoyasıyla Kürtleri yönetmiştir. Dolayısıyla sözkonusu vahşete boyun eğmeyen Dersim Bölgesi, soykırımdan geçirilen son Kürt isyanı olmuştur.

Seyyit Rıza'dan önce, oğlu ibrahim, Abdullah Alpdoğan'ın kurduğu tuzağa düşürülerek mart 1937 de katledilir. Seyyit Rıza,”Halvori'de yediye yakın aşiretle direnme kararı alır. Abdullah Alpdoğan, direniş kararının bütün Kürtleri ve aşiretleri kapsmaması için devlet yanlısı bazı aşiretleri kandırır. Alişer ve Zarife tuzağa düşürülür. Ağır işkencelerden sonra kafaları kesilip Genelkurmay ve Alpdoğan'ın önüne bırakılır. Şahin ağa 'da iç ihanetle ayni akibete uğrar Türklerin bu kelle avcılığı, Kürt gerillalarına'da defalarca uygulandığını ve halen devam ettiğini özellikle belirtmeliyim.

Belgelere göre Dersimi imha harekatın kontrolü genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak'tadır, 1. Dersim Harekatının başlatılmasından üç gün önce dönemin Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak Elazığ’a gelerek hazırlıkları bizzat denetler. 4 ay süren katliam harekatının ardında, Seyyit Rıza, oğlu ve bir arkadaşıyla birlikte 10 Eylül’de Erzincan'da tuzağa düşürülerek yakalandığı belirtilir.

Daha önce sağ yakalanabilmiş Kürt ileri gelenlerin tutulduğu Elazığ zindanına gönderilir. İşkenceli sorgudan sonra göstermelik bir mahkeme ile 15 Kasım1937'de, Elazığ Buğday meydanında sabaha doğru; oğlu Resik Hüseyin, Kamer Ağa’nın oğlu Yusufanlı Fındık, Şeyhan reisi Usê Seydi, Demenan reisi Cebrail ve oğlu, Kureşanlı Hasan ve Haydaranlı Kamer Ağa. İle birlikte toplu olarak idam edilirler. Kürtlere eziyet etmekten zevk alan,Türk cumhuriyetin cellat başları, gençleri babalarından önce idam ettirme ve izletme işkencesini özellikle uygulamayı ihmal etmezler.

Seyyit Rıza ile birlikte idam edilen, ve önceden katledilen Kürt halk önderlerin, ve direniş kadroların Haberi duyulması üzerine Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal ve Başbakan İsmet İnönü, Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak ve sıkıyönetim komutanı Abdullah Alpdoğan’a tebrik mesajı gönderirler. Birbirlerini tebrik eden türk cumhuriyet yönetimi, Kürtleri başsız bırakma ve daha kolay yenilgiye uğratma sevincini yaşarlar. Cumhuriyet gazetesi başyazarı Yunus Nadi,“Tarihe Gömülen Dersim“ başlıklı 18 Kasım 1937 tarihli yazısında,“Senelerden beri adına Dersim denilen mesele tarihin ummanına katılmış ve ebeddiyen ölmüştür.”diye başlık atacaktı !

Dersim katliam'ın ikinci etabı daha kurkunçtur. Bütün Kürt toplum önderleri, şahsiyetleri, imha edilmiş, halk kıyımdan geçirilmiş ve bölgede hakimiyet sağlanmışken, iki ay sonra, 2 Ocak 1938’de İkinci kırım harekatına start veriliyor. Zaten asıl büyük soykırımlar da ikinci harekatta yaşanır. “Kürtler okşamakla kazanılmaz” diyen Fevzi Çakmak, gene ordunun başındaydı. TC yönetimin bu «seçkin» İttihatçı kadrosundaki tek değişiklik; İttihatçı İnönü'nün yerine İttihatçı Bayar Başbakan olur. Direnenlerin imhası tamamlanınca, yaşlı genç, kadın, çocuk, herkes hedef alınır.

Bütün bir bölge potansiyel bir imha planıyla acımasızca yok ediliyor ve dağıtılıyorlar. İttihatçı Celal Bayar tâ 90 yaşındayken, “İttihat Terakki bitmez” bu devletin kendisidir.! Demişti. Kemalist cumhuriyetin asimilasyon, sürgün, inkâr, katliam, soykırım politikası, meclisin karar ve kanunlarıyla uygulamaya konulmuştur. Bu sömürgeci politikadan geri dönüşün yolu ve devlet özrü'de aynı yöntemle gerçekleşmek zorundadir. Hiç süphesiz son söz ve karar Kürt Milletin olacaktır.

Kendisini Kemalizmin ırkçı, faşist, soykırımcı kimliğinden ayrı tutuğunu var sayan AKP hükümetin Kürt direnişçilerine karşı pratiği ürkütücü boyotlara ulaşmıştır. İttihat Terakkinin; tek bayrak, tek vatan, tek millet ırkçı ideolojisi iktidardır. Güne uyarlanmış, biçim değiştirmiştir. Yüzlerce Kürdü toplu öldüremiyor. Ama onar, yirmişer,otuzar kürdü, terorist adı altında vahşice öldürüyor ve diğer tarafta hiç bir geçerliliği olmayan açıklamalarla, Kürtlerin bütün haklarını vereceklerini belirtiyorlar.!

Bu söylem Türk cumhuriyet yöneticilerin ilk yalanı değildir.Türk sömürgeciliği, Kürdistan ulusal hakları için direnenleri elimine ettikten sonra geri kalanları nasıl sürüleştirdikleri bütün kanıtlarıyla ortadadır. Kürtler; bir daha bu tuzağa düşmemelidir.

Kürtlere zulum uygulamaktan seçici davrandigi iddiasinda olan AKP, Türk islam sentezin ırkçı cemaatçı dehşetiyle erıtme amacındadır. Sürü haline getirmeye çalıştıkları kürtlerle bir sorunlarının olmadığını belirten AKP yönetimi, direnen Kürtlere Kürtçe'yi bile yasaklamıştır. Kemalist Ergenekon, Cemaatçı Ergenekon'la yer değiştirmiş. Kemalist faşistlerin başaramadıklarını, Cemaat faşizmiyle başarmaya çalışıyorlar. Kürdün beynine inen sopa aynı sopadır.

Bu nedenden dolayı, bir tarafta cezalandıran, diğer taraftan duygulara oynayan AKP hükümeti, sorunun politik ve etnik boyutunu, inanç boyutuyla harmanlayarak karartmak istemektedir. Ne yazık ki, bir çok Kürt, AKP'nin bu riyakâr, sinsi politikasını ya görmeyecek kadar sefil bir durumdadır, yada, grupsal ve breysel menfatine yenik düşecek kadar apolitikleşmiştir.

Eşit ulusal haklar temelinde, barışçıl çözümü engellenen Kürt meselesi, iktidar olmanın kaldıracı olmaktan çıkarılmadığı sürece, inkâr katliamı, her an fiziki katliama dönüşebilir. Daha dün yirmi yedi Kürt direnişçisini Şırnak ve Cudi'de öldürdüğünü ve bir evelki günde yirmi Kürt gerillasını Dıyarbakır kırsalında öldürdüğünü belirten AKP hükümetiyle, 1937-38 hükümeti arasındaki tek fark, seçerek öldürmektir.! Demek ki zihniyet ve sonuç aynıdır.! Değişen tek şey biçim yanı daha bilinçli öldürmek. Eminim koşullar uygun olsaydı toplu olarak'ta öldürmekten imtina etmeyecektı bu zihniyet.

Bekaroğlu; “Bundan 14 yıl önce KTÜ Tıp Fakültesi'nde öğretim üyesiyken 70'ini aşmış bir erkek hasta İntihar girişiminde bulunmuştu; depresyon tanısı ile takibini ve tedavisini yapıyorduk. Bir seansta Dersim harekatına katıldığını öğrendim; görüşmenin devamında ağlayarak özetle şunları söyledi: "Komutan mermi pahalı kullanmayın dedi, kadınlara, çocuklara dipçikle vuruyorduk. Sonra tüfekler zarar görüyor dendi. Bundan sonra meşe kütükleri ile vurmaya başladık. Vura vura 10 yaşındaki çocukları öldürdük.»

Dersim soykırım suçunu, kendileri ile mezara götürmek istemeyenlerle, Bu vahşetten kurtulabilenler hatırladıkları ölçüde sorunu anlatarak insanliğin bilincine işlemeye çalışırken. Kılıçdaroğlu halen CHP' ve yönetici katilleri temize çıkarma uğrasında olması korkunç bir ruh hali olsa gerek. Yaşatılan barbarlığın şahidi, dönemin emniyet amiri ve sonrasının dış işleri bakanı olan İhsan Sabri Çağlayangil'i sarsan ve Muhsin Batur'u korkutan, itiraf etmesini zorlaştıran, yazamayacak kadar etkileyen bu türk işgalin zorbalığı nasıl oluyor, akrabalarıyla sürgün edilen zarar gören Kılıçdaroğlunu hiç etkilemiyor.?

Kılıçdaroğlu, milletini, aşiretini, dilini, yaşananları unutmuş olabilir, ama Dersimle ilgili açıklamalarıyla bu denli alçalması ve yaşanan vahşetin kapatılmasını istemesi, CHP, Atatürk, gururunu mevcut soykırımdan daha çok önemsemesi, üstün tutması, insanlığını yitirmiş biri haline getiriyor.


 
Yazıya puan ver:
 (Toplam Oy #: 3)
  |   Okuma: 831   |   Yorum: (0)   Yazdir
   Arkadaşına Gönder

Değerli ziyaretçimiz, siz kayıtsız kullanıcı olarak siteye girdiniz. Size kayıt yaptırmanızı veya kendi adınızla giriş yapmanızı öneriyoruz.

İlgili Diğer Haberler:


Yorum ekle

Adınızı:  

E-Posta:  


Kodunu:
Include security image CAPCHA.
Kod güncelleme


Kodunu girin: