Warning: mysqli_escape_string() expects exactly 2 parameters, 1 given in /var/www/vhosts/eu.kurdistan-post.eu/httpdocs/engine/classes/mysqli.class.php on line 162 Warning: preg_replace_callback(): Requires argument 2, 'langdate('\1', '1333079673')', to be a valid callback in /var/www/vhosts/eu.kurdistan-post.eu/httpdocs/engine/modules/show.full.php on line 245 Warning: preg_replace_callback(): Requires argument 2, 'Array', to be a valid callback in /var/www/vhosts/eu.kurdistan-post.eu/httpdocs/engine/classes/templates.class.php on line 256 DataLife Engine > Версия для печати > Türk devleti - Kutbettin Özer
DataLife Engine > Siyaset > Türk devleti - Kutbettin Özer

Türk devleti - Kutbettin Özer


30-03-2012, 05:54. Разместил: HejarS



Türk devleti insanları "hazırola" getiren ve üniter sistemi ile kurulu otoriter bir devlettir. Adaletten, hukuktan ve sosyal haklardan söz ederken bütün haklar prangalara takılıyor.

Türk burjuva siyasi liderleri de sisteme göre kılavuzlandırılmış eveleme, geveleme ile bir siyasi yapıya sahip kültür seviyesi düşük-seviyesiz ve kaba diyaloglarla meseleleri çözümsüz bırakan lüks giyimli eğitimsiz kravatlı aktörlerdir.

Birileri uyarmaya çalışıyor ama anlamak istemeyen iktidar partisi ve devlet şahinleri keyiflerini çatır çatır çatırdayarak gık demeden işine devam ediyor. Hay Allah’ım bu ne iş gerçekten, hayrola diyemiyor. Ya kulakları sağır, ya da işine gelmiyor.

DEVLET VE ŞAHİN AKTÖRLER KÜRT SORUNUNDAN KORKUYOR

Kürt sorunun çözümü için siyaseti bilerek tıkatıp Lozan antlaşmasına devam diyorlar. Bir ara Kürt Açılımı denildi, sonra tartışıldı, muhalefetler başkaldırılınca ‘’Açılım’’ çarmıhta asılı kaldı. Türkiye’de AKP iktidar döneminde her şey tartışılmaya başladı, en çok Kürt meselesi gündeme geldi. Özgür tartışmada nabız yoklaması yapıldı ve insanlar tespit edildi. Arkasında 7. bin insanlar içeri alındı. KCK veya başka bahaneler uydurularak Avukatlar, Gazeteciler ve daha ziyade Kürt siyasetçileri içeri alındı ve operasyonlara devam edildi.

KÜRT POLİTİKACILARIN ARASINDA DA HER ZAMANKİ GİBİ KIYAMETLER KOPTU

Sn. Kemal Burkay’ın Türkiye’ye gelişi ve siyasi görüşlerin gülümsemesi-gülümse iklimi, devlet ve Kürt aydınlar bazında taraf kazanırken, birçok Kürtler tarafından da eleştiri topuna tutuldu.

T.C. DEVLETİ ‘’TERÖR MÜCADELESİ’’NDE KÜRTLERİ İKİYE AYIRDI.

AKP ile gülümseyen, ılımlı ve iklimi yatkın Kürt aydın politikacılar basın, yayın ve TV. Ekranlarında sıraya girerken, devletin kullandığı kelimelerinin aynısını Kürt konuşmacılar da vurgulayarak nakaratlarla devam ettiler. Bu vesile ile AKP iktidarın polisi işine gelmeyen Kürt politikacılarını rahatlıkla avlamaya çalıştı.

Ilımlı ve zaman aşımı ile; yenilikçi, değişim ve dönüşümü kendisinde gören bazı Kürt aydınları başkalarında görmemesi beni değil, demokrasi ilkelerini çılgına getirdi.

Maden bir aydın kendinde yenilikçi, değişim ve dönüşümü görüyor ve görüyorsa; Abdullah Öcalan’ın bu son tezlerini de normal görmesi lazım, neden çılgınca eleştiriliyor, neden saygınlıkla ele alınmıyor. Ki, aynı siyasi ahlakı taşıyarak samimi, dürüst kurallara uyması bence kaçınılmaz unsurlardan biridir. Bendeniz, yenilikçi, değişim ve dönüşümü dar bir aynanın çerçevesinde görmüyorum, Yerel Kürenin orta yönlerini soyutlayarak, özümleyerek Kürt halkına ve örgütlerine zarar gelmeyecek bir şekilde ele alıyorum. Düşman sömürgeci devletin politikalarına alet olmadan en doğrusunu halkıma aktarıyorum. Biri yanlış teori üretiyorsa, halkımın çıkarlarına ters düşüyorsa, örgütün siyaseti hareketi halkına zarar veriyorsa onların yüzüne bakarak korkmadan eleştiririm. Şikâyetim varsa ve Kürt toplumunda ikna etme olanağım gücüm varsa olanaklarımı kullanırım, yoksa ‘’Düşman yetkilerine şikayet etmem, asla ve asla’’ şikâyet edersem ihanetçi olurum. Başkaların yaptığı hatayı ben tekrarlamam.
Bütün Kürt örgütleri, Kürdistan’ın Bağımsızlık Mücadelesi için bedel verdi, bu bedel için hala mücadele içinde bulunan örgütler, şahsiyetler, kurumlar, aydınlar, sanatçılar ve araştırmacılar kendi görevlerini yerine getirmediklerini iddia ediyorum. Kür Cephesi bir taraftan hazırlık çalışmalarına başlarken, diğer taraftan dağılıyor ve birileri dur, diyemiyor.

Özgürlük Yolu-T.PSK’liler federal sistemin özgürlüğünü savunuyorlardı ve hala katı savunmaya çalışıyorlar. Demek ki Kürt politikasını en iyi tespit edenler T.PSK’ledir, saygı duymak lazım.

T.C. Başbakanı R.T. Erdoğan Davosta çığlık atıp İsrail devleti çocuk öldürmesini iyi biliyor, bu cesareti çekinmeden söyleyebiliyor. Erdoğan Davos’a gitmeden evvel Kuzey Kürdistan’da 13 yaşındaki Kürt çocuğun kolunu kıran Türk Plisini görmezlikten gelerek, Erdoğan Davos’ta çocuk haklarını öfke ile savunuyor.

Erdoğan, Türkiye’de bütün ahır ve sinema ve bazı eski kullanılmayan Askeri yerleşim yerlerini hapishaneye çevirerek binlerce Kürtleri ve diğer insanları hapse atıyor.

Erdoğan insan haklarından bahsederken anladığı dil; insanları diri öldürmektir. Başını kaldıranı vur diyendir. Vur başından bir daha da söz hak sahibi olmasın.

ERDOĞAN, İKİYÜZLÜ MASKE TAŞIYOR, İSLAM VE ADALET.

Din, mezhep, imandan söz ederken Eski Rus Kralı Çar Petro’yu soluyarak insanlıkla hiç alakası olmayan uzayda yalan makinesini üretiyor.

Erdoğan, Adaletten, hukuktan ve insan haklarından söz ederken, İnsanların ölüsüne bile küfür ediyor, Şehit düşen Gerillaların ölülerine saygısızlığını kamuoyuna beyan ediyor.

Ölmüş insanlarını parçalıyor ve toplu mezarlara gömüyor. Birçok Kürt insanların ölüleri üzerine rantçılık yaparak sırf ego mahiyetinin çıkarını düşünüyor.
Erdoğan, Suriye Arapların Zalim Esad Başer’den korumasını isterken, ülkesinde Kürtleri toplu katlediyor. Kürtlerin sivillerine, iş sahiplerine, fakir ve orta halli insanları yok etmeye çalışıyor.

Erdoğan Suriye’de insanlık suçunun sona erdirilmesini isterken ve gözyaşların dinmesi için, devlet olarak bütün gücü ile seferber oluyor. Oysaki Türkiye’de gün yoktur insan öldürülmesin, gün yoktur insanların gözyaşları dinmesin, gün yoktur insanlar evinden, yurdundan kovulmasın, gün yoktur Kürtleri savaş uçaklarıyla bombardıman altına almasın. Gün yoktur insanlar tutuklanmasın…

Kürt çocukların büyümemesi ve gelişmemesi için, Erdoğan yeni bir strateji perspektifini ele almış ve Kürt çocuklarını hapse atarak hapiste, ‘’Çocuk yuvası’’-nı kurarak Kürt çocuklarını yeniden, yeni metotlarla ‘’ASİMİLE’’ politikasını uygulamaya çalışıyor.

ERDOĞAN VE DEVLETİN KORKUSU;

Suriye’de iç savaş biterse Yeni Suriye Arap Hükümeti’nin yanında olmaya çalışır ve büyük gayretler göstermeye da özen gösterecek.

Mesele, Suriye’deki Kürtler kendi statülerine kavuşmamalarıdır. Suriye Kürtlerin de, Güney Kürdistan konumuna girmemesi için şimdiden ‘’merakla’’ Suriye devletin içişlerine karışıyor, oradaki insan haklarından bahsediyor.

T.C devletin maksadı, Suriye’deki yeni devrim iktidarında eski BAAS iktidarının devam etmesi ve Kürtler hiçbir hak ve talepten faydalanmamasıdır.

T.C DEVLETİ SURİYE KÜRTLERİNE;

Kimlik sahibi olmayanlara Arap-Suriye kimliği-ne kavuşturma çabasını işaret ederek Kürtleri yeniden asimile ederek Araplaştırmaya yardım çabası var. Bu uygulamayı ve çabayı bizzat Erdoğan kendisi Barak Obama ile görüşmede bulundu. Ki, Erdoğan Kürtlerin Suriye’de Arap Kimliğine hak edilmesinden yana bulunurken, Kürtlerin kazanımlarını külleştirmeye çalışıyor. Barak Obama Suriye Kürtlerini farklı konsepte ele almışsa da Erdoğan kesinlikle karşı çıkmıştır.

Kuzey Kürt çocukları taş atma bahanesi ile binlerce Hapishanede yatan çocuklar vardır. Bu çocuklar Anne ve Babalarından, kardeşlerinden, evinden ve de doğduğu coğrafyadan uzaklaştırılıp yabancılaştırılmaya çalışılıyor. Kürt çocukları, yeniden Türk olmaya ve Türkleştirilmeye yüz tutuluyor. Kürtlere karşı yeniden Kürtlerden kalkanlar, yeni yeni ‘’Rambolar’’ üretileceğine dair kokum var.

Erdoğan, Kürt ve Türk insanlarını birbirlerine kırdırmasını iyi beceriyor. Sıcak ve soğuk savaşın bitmesine de hiç istemiyor.
Erdoğan, Türkiye’de olan biteni hesaba katmadan her çilenin cennet olduğunu sanıyor. Açlıktan intihar edenler, hırsızlık yapanlar, geçim derdinden insanlar hırsızlığa teşvik ediliyor. Borcunu ödemek için yol kesenler ve dükkân dükkân soygunluğa tırmananların halini görüyoruz.

AKP içinde derin devlet kurarak tek muhalefet olmak istiyor. Erdoğan, sanki ülke meselesini altın yaldızlarla tamamlamış demokrasi temelini atmış ve hiçbir ihtiyacı olmamış gibi davranışları var. Üstelik komşu ülkelerin hallerini göz önüne alarak onların yardımına koşuyor. İnsan haklarından söz ediyor. Demokrasinin kurmasına ve işlemesine taraf derken, cambazlık şeytani kavramlarla hesaplar yapıyor.

Sivas’ta yananların katillerini kaçırmak için ve onları beslemek için ‘’Zaman Aşımına’’ girmiş diyor ve Madımak katliamın üzerine bir çizgi çekiveriyor.

Uludere katliamını göz göre göre kendi inisiyatifi dâhilinde yapılmış bir olaya, olayı inkâr ederek, öldürdüğü 34 insanların öldürülmesine şehit diyor. Be herif hangi ülkede halkını vur öldür ve üstelik onlara ‘’Şehit’’ söyle. Bu davranış ve devletin tutumu ne insanlığa, ne laikliğe, ne demokrasiye ve ne de İslam âlemine yakışır mı? Dünya kuralları da bunu asla kabul eder mi?
Pozantı’da tecavüze uğrayan çocuklar, 17 bin Faili Meçhul cinayetler, düşünce suçluları, haksız yerinde tutuklu Gazeteciler, seçilmiş Milletvekillerin hapishaneden çıkarmama olasılığı, iktidar ve devlet yapısında büyük bir çelişki ile çelişiyor.
T.C Anayasasının değişikliğinde kendi çıkarları doğrultusunda çıkarması, binlerce KCK üyelerin veya üye olmayanların tutuklamaların hala devam etmesi, Kürt Belediye Başkanlarını haksız yere hapis etmelerin keyfiyeti, AKP iktidarın göksünü kabartıyor.

Bu arada Türkiye’nin her tarafını aş, iş ve yangın geçimsizliklerle kan ağlıyor.

Türkiye’de en büyük sorun, Kürt sorunu, Kürt sorunu çözülmediği müddetçe, Türkiye’nin hali daha da vahim yolları aşacak. Türkiye parçalanacak, Orta Anadolu ve kıstas bir bölge Türk devleti olacak ve Kürdistan Bağımsızlığına kavuşacak.

Ortadoğu’nun en büyük ülkesi, devleti Birleşik Kürdistan devleti olacak. Çok umutluyum!

Sevgi ve Saygılarımla

Kutbettin ÖZER
KutbettinO@t-online.de




Вернуться назад