Kurdistan-Post yenilendi
yeni adresimiz www.Kurdistan-Post.eu dur.

Lütfen favorilerinizi günceleyiniz !
Bu site sadece arsivdir.

İ-DKP Başkanı Mustafa Hejri İle Röportaj-Hülya Yetişen


İ-DKP Başkanı Mustafa Hejri İle Röportaj-Hülya Yetişen

Irak Kürdistanı’nda Peşmerge ordu güçlerimiz vardır. Hatırlatılması gerekirki şu anda İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik silahlı mücadelemizi askıya aldık.
«    Ekim 2017    »
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
 

Qazî Mihemed'in Kürd Ulusuna Vasiyeti


Qazî Mihemed'in Kürd Ulusuna Vasiyeti

Zulüm ve baskı gören halkım!

Yüce Allah aşkına vaatlere artık kanmayın. Çünkü onlar ne Allah'ı tanıyorlar, ne peygambere, ne kıyamet gününe, ne Allah huzurunda hesap vermeye inanıyorlar. Onların nezdinde, Müslüman da olsanız, Kürt olduğunuz için suçlusunuz, onların düşmanısınız

Kurd li Misrê - Nezîr Silo


Kurd li Misrê - Nezîr Silo

Misr yek ji welatên ku herî peywendîdar bû ji demek dirêj ve di nav dewletên erban de bi Kurdan re.

Dokuz Kusurlu Hareket -Ertugrul Mavioglu  


30-07-2011, 11:10 Kategori: Siyaset  
Dokuz Kusurlu Hareket-ERTUĞRUL MAVİOĞLU


Kürt meselesinde asla sonuç getirmeyen dokuz kusurlu hareketten vazgeçmek gerekiyor. Bu yüzden belki de ne yapmalı değil, ne yapmamalı sorusuyla başlamalı


Son günlerde bu ülkenin başına gelenler, Yunan mitolojisindeki Kral Sisifos’un başına gelenlere ne çok benziyor. Söylence bu ya, tanrılar Sisifos’u bir kayayı dağın en tepesine taşıma cezasına çarptırır. Tam zirveye ulaştım derken, kaya yeniden en dibe yuvarlanır ve Sisifos’un harcadığı emek, her defasında berhava olur.
Albert Camus ‘Le Mythe de Sisyphe’ adlı çalışmasında “Tepelere doğru tek başına didinmek bile bir insan yüreğini doldurmaya yeter, Sisifos’u mutlu olarak tasarlamak gerekir” diyor. Güzel diyor da, eğer bahse konu açmaz, gencecik insanları, bir türlü doymak bilmeyen toprağın altına itelemekteyse, böyle mutluluk olmaz olsun. Ülke, Sisifos açmazına sıkıştı yine. Dağın zirvesi görünmüşken, taş yine dibe boyladı ve şimdi barış bir başka baharın çiçeği sanki.
Oysa 12 Haziran seçimlerinin hemen ardından kime sorsanız, siyasi atmosferin umut verdiğini söylemekle kalmaz, yakın geleceğin barış açısından önemli gelişmelere gebe olduğu hissini dile getirmekte de beis görmezdi. Pekçoklarının üzerinde ittifak ettiği bu olumlu hava, bir anda nasıl oldu da dağılıp ortalığı ateş ve barut kokusu sardı? Ne oldu da herkes yine birbirine diş biliyor? Bu soruya anlamlı bir yanıt vermeden muktedirin işaretiyle karşıtının boğazına yapışmanın seçilecek en kolay yol olduğuna kuşku yok.

Seçimlerin getirdiği
Seçimlerin ardından Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu adaylarından 36’sının Meclis’e girmesi, barış dilinin daha güçlü bir şekilde dile getirilmesi bakımından küçümsenmeyecek bir gelişmeydi. Seçim öncesinde YSK’nın vetolarıyla örselenmeye çalışılan Blok, ölümler pahasına ürettiği dirençle hakkını elde etmeyi başarmış olsa da, seçim sonrasında Hatip Dicle’nin vekilliğinin düşürülmesi ve hapisteki KCK tutuklusu milletvekillerinin serbest bırakılmaması yargı açısından bir çeşit rövanş olarak görülmüştü.
Ardından ‘Blok’un Meclis boykotu geldi. Üretilen açık adaletsizliğe gözlerini yumanlar, boykot tavrını suçlamakla kalmadılar, “Mücadele yeri Meclis’tir” diyerek akıl vermeyi de ihmal etmediler. Oysa seçilmişleri parlamentoya sokmamak ne yargının ne de başka bir egemenin haddiydi. Başlangıçta Silivri Cezaevi’nde tutuklu iki vekili parlamentoya sokulmayan CHP de yemin etmeyerek bir tavır almış, ancak AKP ile anlaşarak bu tavrını hızla terk etmişti. Benzer anlaşma BDP grubunu parlamento dışında oluşturan ‘Blok’ vekilleri için de pekala geçerli olabilirdi. Fakat AKP, BDP’ye ısrarla sırtını döndü. BDP’yi muhatap almama tavrı gösteren AKP’nin, gerçekte BDP’yi yalnızlaştırma politikası izlediğini CHP’liler ne kadar anlamıştır acaba? Ya da hemen her konuda ‘uzlaşmaz’ bir konumda görünen AKP ve CHP sakın bu yalnızlaştırma politikasında derin bir mutabakat içinde olmasın? Öyle ya da böyle. Her durum, BDP’nin devlet partilerinin ittifakıyla dışlandığı gerçeğini değiştirmiyor.

İmralı’nın söylediği
Abdullah Öcalan, AKP ile gerçekleştirilecek bir mutabakatın Meclis boykotunu sona erdirebileceği yönünde önemli bir mesaj verdi. Sadece bu da değil, devlet ile yapılan görüşmelerde, ‘Barış Konseyi’ oluşturulması için mutabakata varıldığını da söyledi. Bu açıklamanın, barış umuduna güç katmadığını kim söyleyebilir?
Ama herkes biliyor ki, bu ülkede ne zaman iyimser bir hava oluşsa, bir telaş başlar ve bunu hızla tersyüz edecek gelişmeler yaşanır. Son yaşananlardan yola çıkarak uzun ve derin tahliller yapmak mümkün ama gereksiz. Çünkü böyle bir çaba, asıl yapılması gerekeni gözden çıkarmaktan başka bir anlam taşımıyor. Güncele dair ahkam kesmek yerine, savaş ve barışın her daim umut kırımına yol açan medcezirlerinin nedenlerini anlaşılır kılmak daha manidar. Buna şimdiye kadar verilen yanıtların ağırlıklı bölümü, verili hegemonik sistemi beslemekten öteye geçmedi. Hegemonik yapının neyi ürettiği de akan kanın bir türlü durmamasından anlaşılıyor. Bu nedenle belki de öncelikle ne yapmalı ile değil, ne yapmamalı sorusuyla başlamak, Kürt meselesinde asla sonuç getirmeyen dokuz kusurlu hareketten vazgeçmek gerekiyor.

Ne yapmamalı
1- Uzun süre ölü Kürt’ün en iyi Kürt olduğu sanıldı. Çok öldüler, çok öldürdüler. Sonra başka bir ‘açılım’ bulundu. Şimdilerde teslim olan Kürt’ün en iyi Kürt olduğu sanılıyor. Teslim olmayan için ise hâlâ eski sanı geçerliliğini koruyor. Oysa ne ölü Kürt ne de teslim olan Kürt bu ülkenin geleceği olabilir.
2- ‘Böl ve yönet’, egemenin asla vazgeçmediği bir taktik olarak Kürt meselesine dair üretilen politikaların arka planında hep yer alıyor. Bunun pratik ifadesi ise çok net: Bölemiyorsan öldür! Oysa Kürtleri talepleri olan bir topluluk olarak algılamak yerine atomize edip güçsüz kılarak yönetmeye çalışmanın sonuç getirmediğini herkesin çoktan anlaması gerekirdi.
3- Kürtleri bir varlık olarak tanımak, “Derdin ne?” sorusuyla başlar. Bu soruyu sormadan üretilen ‘açılım’ ise çok kötü bir kibrin ürünü olabilir. Oysa Kürtlerin lütuflara değil insan yerine konulmaya ihtiyaçları var.
4- Devlet sofrasına oturan bazı Kürtlerin, sofradan kalktıktan sonra ‘iyi Kürt’ kimliğine kavuşmuş olması, sofranın sahiplerinin sürekli ağzını sulandırıyor. Oysa, devlet sofrasında ‘iyi’ olan Kürt’e, Kürtler arasında hiç de iyi gözle bakılmadığını daha kaç örnek anlatsın?
5- “Kürt’e yatırım yap, iş bul, karnını doyur, o zaman tüm sorunlar çözülür.” Bu anlayış bu topraklardaki en temel argümanlardan biri. Oysa asıl kızılca kıyametin koptuğu mücadele alanının, yoksul ve zengin Kürt’ü nasıl birleştirdiğini bakmasını bilen herkes görüyor.
6- Kürt ne söylese, bölücü damgasını yemeye mahkum. Oysa Kürt’e kulak veren, ‘biz bu ülkeyi bölmek istemiyoruz’ cümlesini kolaylıkla duyacak.
7- Kürtçenin inkar edildiği bir ülkede yaşamıyoruz artık. Ne var ki, Kürtçe üzerindeki asimilasyon politikasından hâlâ vazgeçilmiş değil. Oysa çok basit bir kuralı hatırlamak, asimilasyondan vazgeçmek için yeterli: Kendine yapılmasını istemediğini başkasına yapma!
8- ‘Açılım’ deyip adım atmamak, sözler verip yerine getirmemek neredeyse devletin kötü bir alışkanlığı. Oysa aldatılma duygusu içinde olan Kürt’ün, müthiş bir öfkeye kapılması kadar doğal bir durum olabilir mi?
9- Kürtlerin bu ülkede yaşıyor olmasından kaynaklanan doğal hakları bile nedense şarta bağlı. Ve nedense bu şartların asla sonu da gelmiyor. Oysa Kürt meselesinin çözümü, Türkler için de bir özgürleşme demek. Ve egemen olan, Kürde bir kez ‘eşit vatandaş’ gözüyle bakmayı becerse, barış adına, gerisi çorap söküğü gibi gelecek.


 
Yazıya puan ver:
 (Toplam Oy #: 5)
  |   Okuma: 1112   |   Yorum: (3)   Yazdir
   Arkadaşına Gönder

Değerli ziyaretçimiz, siz kayıtsız kullanıcı olarak siteye girdiniz. Size kayıt yaptırmanızı veya kendi adınızla giriş yapmanızı öneriyoruz.

İlgili Diğer Haberler:


 Yorum #1  | 12 Ocak 2017 14:08 | Alıntı     

BriSar

avatar    Grup: Okuyucular
   Yayınlar: 0, Yorum: 5122, Kayıtlı: 2.01.2017
   ICQ: 217671361,
Комментирую здесь потому что заинтриговало.
Необычайно просто рядовой ремонт холодильника превратить в достижение.
Достойный выгодный холодильников ремонт за доллары в ЛюберцахКачественный выгодный холодильников ремонт дешево в Капотне А сие как накажете обозвать?
Причем холодильник присутствует у каждого. Я знаю о чем глаголю, ремонт не всякому то и требуется.
http://www.bandgs.info/forum/index.php?action=profile;u=284 Dokuz Kusurlu Hareket -Ertugrul Mavioglu » Kurdistan Post - Kurdistan’?n ozgur sesi


--------------------
 Yorum #2  | 29 Ocak 2017 15:45 | Alıntı     

siohal

avatar    Grup: Okuyucular
   Yayınlar: 0, Yorum: 2839, Kayıtlı: 29.01.2017
   ICQ: 217675643,
It's fine!!! Я думал what will be unsightly. Dokuz Kusurlu Hareket -Ertugrul Mavioglu » Kurdistan Post - Kurdistan’?n ozgur sesi
http://www.oko.by/user/Locincip/
At least all belongs as modernism.http://vkleaks.ru/user/Locmousa/ So keep !


--------------------
 Yorum #3  | 2 Ekim 2017 14:54 | Alıntı     

Olga Y.Nox

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
Зрители чувствуют обман, является надуманым такое, Dokuz Kusurlu Hareket -Ertugrul Mavioglu » Kurdistan Post - Kurdistan’?n ozgur sesi - но я бы посоветовал тут посмотреть http://www.autoprichal.ru/blog/34-blog/59-...strebovani.html

Yorum ekle

Adınızı:  

E-Posta:  


Kodunu:
Include security image CAPCHA.
Kod güncelleme


Kodunu girin: