Kurdistan-Post yenilendi
yeni adresimiz www.Kurdistan-Post.eu dur.

Lütfen favorilerinizi günceleyiniz !
Bu site sadece arsivdir.

İ-DKP Başkanı Mustafa Hejri İle Röportaj-Hülya Yetişen


İ-DKP Başkanı Mustafa Hejri İle Röportaj-Hülya Yetişen

Irak Kürdistanı’nda Peşmerge ordu güçlerimiz vardır. Hatırlatılması gerekirki şu anda İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik silahlı mücadelemizi askıya aldık.
«    Ekim 2017    »
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
 

Qazî Mihemed'in Kürd Ulusuna Vasiyeti


Qazî Mihemed'in Kürd Ulusuna Vasiyeti

Zulüm ve baskı gören halkım!

Yüce Allah aşkına vaatlere artık kanmayın. Çünkü onlar ne Allah'ı tanıyorlar, ne peygambere, ne kıyamet gününe, ne Allah huzurunda hesap vermeye inanıyorlar. Onların nezdinde, Müslüman da olsanız, Kürt olduğunuz için suçlusunuz, onların düşmanısınız

Kurd li Misrê - Nezîr Silo


Kurd li Misrê - Nezîr Silo

Misr yek ji welatên ku herî peywendîdar bû ji demek dirêj ve di nav dewletên erban de bi Kurdan re.

Hızlı Siyaset Teknikleri - Bülent Tekin  


29-04-2011, 09:15 Kategori: Siyaset  
BÜLENT TEKİN

YSK, “Emek, Özgürlük ve Demokrasi Blok’u” adı altında seçimlere
BDP adına katılacak yedi bağımsız adayı süre bitiminde (yasayla
kalkmış bir belgenin sunulmadığını gerekçe göstererek) veto etti. Bu
arada ÖDP de sessiz sedasız sudan nedenlerle veto yemişti. Oysa
sonuçları (eksikleri) önceden-süre bitmeden!-ilan (tebliğ) etmeliydi.
Böylesi bir davranış “tuzak” gibi değerlendirilebilecek bir durumdu.
YSK’nın bu tavrı ve kararı ülke ve dünya kamuoyunda infial yarattı.
Tuhaftır ki Emek, Özgürlük ve Demokrasi Bloğunun aday listelerinden
Ağrı adayı Murat Öztürk’ün adaylık başvurusu “memnu haklarına
kavuşmadığı” gerekçesiyle kabul edilmemişti. Öztürk’ün yedeği yoktu.
Bu yedi adayın da yedekleri yoktu. Bağımsız adayların yeniden aday
gösterme şansları yoktur. Blok daha seçim başlamadan sekiz eksik
milletvekiliyle işe başlıyordu. Zaten Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk
yasaklıydılar. BDP’nin TBMM’de grup kurması zordu, olanaksız gibiydi.
Sanki birileri artık Meclis’te Kürt milletvekilleri görmek
istemiyordu. Ya da olacaksa bizim Kürt’ümüz (AKP’li) olsun demişti.
YSK’nın bu tuhaf tutumunu hukuka (yasalar) bağlamak, doğrusunu
isterseniz, aklımın ucundan bile geçmiyor. Polis’ten bilgi alabilen
bir gazetede, YSK’ya yapılan ve bu vetolara neden olan Ergenekonvari
bir ihbardan(!) bahsediliyordu.
YSK’nın veto kararı hukuki yönünden çok siyasi yönü ile
konuşuldu. Özellikle AKP’nin bölgede zayıf ve antipatik bazı adayları
gösterme nedenine bağlanıldığı düşünüldü. Başbakan adaylarını tanıtma
konuşmasında, “Kürt meselesi (sorunu) yoktur! Kürt kardeşlerimin
sorunu vardır!” dedi. Çok farklı anlamları olan iki cümleydi: Yani
kolektif Kürt hakları yoktur ama ihale, ticaret, bayilik için Kürt
kardeşlerim (bana göre bunlar milletvekilleri ve çevreleridir) bana
gelsinler demek istemişti. Ben öyle yorumladım. Başbakan’ın Bölgede
gösterdiği adaylarla ilgili (il düzeyinde) iki örnek vermek istiyorum:
Diyarbakır’da AKP’nin ilk iki adayı (Mehdi Eker ve Galip Ensarioğlu)
Türkiye Cumhuriyeti’nin geleneksel merkezi politikasını savunuyorlar.
Zaten biri için organik tarım adına devletin arazilerini
kullandırdığı, diğerinin de sadece uğraştığı ticaretiyle ilgilendiği
söyleniyor. İkisinin de Kürtlükle ya da Kürtlerin kolektif haklarının
kullanımıyla ilgili bir mücadeleleri yoktur. Mardin’in birinci sıra
adayı: Muammer Güler! Hrant Dink cinayetinde Celalettin Cerrah’la
beraber ihmali olduğu halde bundan sıyrılan biri. Üstelik Mardin
halkının pek te sempatiyle bakmadığını biliyorum. Son göreviyse
ilginç: Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı! Ya, Başbakan bu bölge
insanının bir zamanlar JİTEM’in, Jandarma’nın yaptığı görevle eş
tuttuğu bu makamla mı Kürt sorununu çözmeyi düşünüyor? Bana göre-eğer
varsa!-akrabalarının dahi oy vermeyeceği biridir. İkinci aday Gönül
Bekin Şahkulubey’in de kadın kotasından girdiğini düşünüyorum. İlk iki
sıranın Arap kökenlilere verilmesiyle Mardinlilerin AKP’yi pek
sevindireceğini düşünmüyorum. AKP Mardin’de milletvekili çıkarırsa
nedeni, orada CHP ve MHP’nin zayıflığından olacaktır.
YSK’nın veto kararı Türkiye ve dünya kamuoyunda bir siyasal
darbe olarak görüldü. Kürtlere %10 seçim barajını dolanarak bağımsız
adaylarla seçime girme yolları da YSK’ca kapanıyordu. Hukuka
dayanmayan bu yöntemi YSK tek başına yapamazdı ve sonuçlarına da
katlanamazdı. [Zaten bu böyle anlaşıldığı ve infial yarattığı içindir
ki çok geçmeden (21 Nisan) aynı YSK biri hariç (İsa Gürbüz) diğer altı
aday (Hatip Dicle, Leyla Zana, Sebahat Tuncel, Gültan Kışanak,
Ertuğrul Kürkçü ve Salih Yıldız) hakkında vermiş olduğu veto kararını
kaldırdı. Bu yeni karara-kim ne derse desin-YSK’nın ülkede olan ve
olacakları-bir kişi ölmüştü, çok yaralı vardı ve birçok yer tahrip
edilmişti-görmesi sonucu sağduyulu bir davranış sergilemesi neden
olmuştur. ] AKP bu haksızlık karşısında suskun durdu. Başbakan
duymamış gibi yaptı. Kılıçdaroğlu dürüst bir tavır takındı. Meclisi
toplayalım sorunu çözelim dedi. Onu kutluyorum. Has Parti’yi de
tavrından dolayı kutlamak isterim. Cumhurbaşkanı dünya kamuoyunun
infialinden sonra belki bir girişim yapmayı denedi. Yine de
Cumhurbaşkanı’nı demokrasiden yana tavrından dolayı kutluyorum.
Medya’yı demokrasi yanlısı tavrından dolayı kutluyorum. Ergenekonvari
bir eylemle karşı karşıya kalmıştık. Seçim meşruiyetini yitirecekti
ama yine de AKP sessiz kaldı. Ülkede işler iyi gitmiyordu: Tiyatrovari
bir hal almış bir KCK davası, Artık Kürt sorunu yoktur! söylemi ve
nihayet YSK vetosu! Veto kararı Türkiye demokrasisinin güçlenmesine
katkıda bulunmayan bir karardı. Ülkede Kürt sorununa siyasi ve
barışçıl bir yaklaşıma engel oluyordu. Anlaşılan Kürt sorununu
bastırmayla çözmeyi planlamışlardı ve SAVAŞ isteniyordu. AKP de Savaş
Hükümeti olacaktı. Birileri artık Ergenekonvari (JİTEM, kontrgerilla)
taktikler (cinayetler) kullanmıyordu ama siyasi ve barış ortamının
oksijenini yok ederek yüzleri yeşillendirerek âdeta boğma yöntemleri
kullanıyordu. Ben buna, bir süredir teorisini verdiğim YEŞİL ERGENEKON
diyor(d)um. YSK ise evrensel hukuka dayanmalıydı ve bir yargı
organıydı, ülkenin allak bullak olmasına neden gösterilmemeliydi.
Bunun ayırdına vardığını düşünüyorum. Ama yine de olan olmuş ve kan
dökülmüştü.
Diyarbakır’da 20 Nisan’da bir emekçi genç kızla konuştum.
“Babam dün (19 Nisan) KCK davası için adliye önüne gitmişti. Öyle
dayak yemişti ki, yine de gözünün önünde paramparça edilen 7-8 gence
acımıştı. Polis çok acımasız davranıyor. Ya Kürtler insan değil mi?”
Kızın gözleri dolmuştu, o çocuk yaşında saatlerce bir işyerinde ekmek
parası için çalışıyordu. KCK davası ve daha sonra da YSK veto
kararlarını protesto eden insanlara polis çok acımasız davrandı. Gaz
bombası, panzer, Toma, Akrep tipi araçlar! Polis’in yurttaşların
(özellikle ilçelerde) ev ve işyerlerini (ses veya gaz bombaları ile)
tahrip ettiği söylentileri çoğalıyor. Zaten göstericilerin bir kısmı
bazı yerleri tahrip ediyor, ya polise ne oluyor(du)? Polis tabii ki
izinsiz nümayişlere engel olacaktır ama Anayasa, yasa, hukuk ve
evrensel insan hakları düzleminde. Polislerin Diyarbakır BDP il
binasının camlarını indirmeleri ve bıçakla tekerlekleri patlatmaları
da eylemcileri aratmıyordu. Savcılığın Belediye iş makinelerini hangi
nedenle Parti binası önüne getirme nedenlerini araştırması doğaldır.
Ama aynı savcılığın devlet malı olan iş makinelerini taş atarak ya da
bıçaklayarak tahrip eden polislere bunun nedenlerini sormasını
isterim. Dilerim soruşturma bu kapsamda olur. BDP il binasının önünde
yakalananlar AKP il binasına götürülüyor. Bırakın binanın içine
götürmek, önüne bile-gözaltına alınanları-götürmek büyük bir
skandaldı(r). AKP il binası gözaltı merkezi olarak kullanılıyor.
Yakalananlar buradan Emniyet’e götürülüyor. Bu tür bir davranış
(eskiden) 12 Eylül’de Merkez Komutanlıklarında olurdu. Toplama merkezi
gibiydi oralar. Şimdilerdeyse ancak Suriye’de Baas Partisi il/ilçe
binalarında oluyor. Baasvari bu davranışın ülkeyi ileri bir
demokrasiye götürmeyeceği bilinmelidir. Devlet (maalesef Hükümet?)
Diyarbakır polisi ve amirleri hakkında soruşturma açmalıdır.
Diyarbakır Valisi ve Emniyet Müdürü AKP il binasının nasıl ve hangi
nedenle(?!)-belki de bilmediğimiz bir yasa vardır?-toplama merkezi
olarak kullanıldığını müfettişliklere ve savcılıklara izah
etmelidirler.
Bismil’de (20 Nisan) YSK’nın veto kararını protesto eden
kitleye polisin ateş açtığı iddia ediliyor ve İbrahim Oruç adlı bir
genç ölüyor. Denir ki polis, ölen ve orada o anda yaralı yatan
gençlere tekme ve dipçik vuruyor. Yerde yatan Oruç’un cesedinin
yanında kırık dişlerinin bulunduğu anlatılıyor. Bunlar birer iddiadır.
Doğruluk derecesi mutlaka araştırılmalıdır. Savcılığın ve adli tıp’ın
bu araştırmaları yapacağını diliyorum. İçişleri Bakanı Osman Güneş’in
tavırlarından polis müdahalelerini orantılı bulmuş gibi anlıyorum.
Ülkeyi güvenlik içinde seçime götürecek bağımsız(!) bir bakandan
bahsediyorum, değil mi ya?
Kimse bu yazdıklarımızdan BDP’yi övdüğümüzü ya da AKP’yi yerin
dibine soktuğumuzu çıkarmasın. Yeri geldiğinde BDP dâhil her kişi,
kurum ve devlet(ler)e en ağır eleştirileri yaptığımı okurlarım bilir.
Benim amacım bu ülkede AB tipi demokratik, sosyal hukuk devletinin
inşa edilmesidir. Bu ülkede eşit yurttaşlık temelinde yeni bir
sözleşme (anayasa) yapılması ve BARIŞ’ın tesis edilmesidir. Ancak
gördüğüm, askeri vesayeti (TSK ile anlaşarak) AKP’nin devraldığıdır.
En önemi emareyi de MGK’nun (24 Şubat) toplantısında (Terörle Mücadele
Strateji Belgesi) ve Başbakan’ın AKP adaylarını tanıtım toplantısında
gördüm: “Camilere ve din adamlarına terörle mücadelede görev!”
“Terörle mücadelede üniversitelerle, STK’larla, düşünce kuruluşları
ile işbirliği!” “Bölgede akil adamlarla(!) işbirliği!” “Kürt bölgesine
on bin imam!” “Kooperatifçilik(?!)” “Kürt sorunu yoktur!” “Kürt
olacaksa benim Kürt’üm!” “Tek devlet, tek millet, tek vatan, tek dil!”
“YGS ve şifre olayını protesto eden gençlerin karşısına beş bin, on
bin tane genci koyarız!”(Bu söylem Ortadoğuda’ki otoriter ve diktatör
rejimlerde düzenlenen gösterilerde diktatör devlet başkanlarının-Beşar
Esad örneğinde olduğu gibi-“rejim yanlıları”nı sokağa dökmelerini
anımsattı.)
Başbakan’a-sanırım “GIRGIR” okumuyor olacak ki!-anlatamadık:
Seçtiğin adayların-seçimi kanırsan-parmak kaldırarak belki seni devlet
başkanı yapabilirler. Seçtiğin Kürtlerin zaten Kürtlük diye bir
idealleri yoktur! Alevileri asimile ederek Sünnileştirmeye son hız
verebilirsin! Polis Teşkilatı’nı saf kan YEŞİL ERGENEKON’a
dönüştürebilirsin! Ya, Ortadoğu diktatörlüklerinde yükselen “Özgürlük”
taleplerini görmüyor musun? ABD Mübarek’i koruyabildi mi? Esad veya
Kaddafi Hanedanlarının yarım asır daha iktidarda kalacaklarını mı
düşünüyorsun? Bizler tüm siyasi partilerden ve sizden herkesin eşit ve
özgür olduğu bir ülke istiyoruz! İnsanı merkeze alan özgürlükçü bir
anayasa istiyoruz! Modern ve evrensel bir hukuk (adalet) sistemi talep
ediyoruz! İnanç ve düşünce özgürlüğünün AB düzeyinde olmasını
istiyoruz! Kadın ve erkek eşitliğini, ekolojiye saygıyı istiyoruz.
Yoksulluğun olmadığı bir ülke istiyoruz. Eğer bu ülkeye özgürlük,
gerçek demokrasi, adalet, eşitlik, kardeşlik ve ekonomik refah
getiremezsen seni alkışlayanlar seni götüreceklerdir!


 
Yazıya puan ver:
 (Toplam Oy #: 5)
  |   Okuma: 1143   |   Yorum: (2)   Yazdir
   Arkadaşına Gönder

Değerli ziyaretçimiz, siz kayıtsız kullanıcı olarak siteye girdiniz. Size kayıt yaptırmanızı veya kendi adınızla giriş yapmanızı öneriyoruz.

İlgili Diğer Haberler:


 Yorum #1  | 12 Ocak 2017 19:33 | Alıntı     

BriSar

avatar    Grup: Okuyucular
   Yayınlar: 0, Yorum: 5122, Kayıtlı: 2.01.2017
   ICQ: 217671361,
Зарегистрировался на страничке от того что зацепило.
На сколько доступно на сегодня банальный ремонт холодильника оформить в сенсацию.
Оптимальный выгодный ремонт холодильников не дорого в РаменкахБыстрый столичный ремонт холодильников не дорого в Кузьминках А такое как накажете называть?
Причем холодильник есть у каждого. Я уверен в том о чем глаголю, ремонт не везде то и нужен.
http://interland-pw.ru/site/index.php?subaction=userinfo&user=WilaStoob H?zl? Siyaset Teknikleri - Bulent Tekin » Kurdistan Post - Kurdistan’?n ozgur sesi


--------------------
 Yorum #2  | 22 Nisan 2017 15:01 | Alıntı     

Olga Y.Nox

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
She was beside herself with worry / with grief.
http://kronosnexus.com.br/index.php/en/for...s-studies/16923http://anti-schimmel-blog.com/index.php/de...mungsbox/121473
Just gone crazy or something. There is a round handmade carpet in the middle of the room.

Yorum ekle

Adınızı:  

E-Posta:  


Kodunu:
Include security image CAPCHA.
Kod güncelleme


Kodunu girin: