Kurdistan-Post yenilendi
yeni adresimiz www.Kurdistan-Post.eu dur.

Lütfen favorilerinizi günceleyiniz !
Bu site sadece arsivdir.

İ-DKP Başkanı Mustafa Hejri İle Röportaj-Hülya Yetişen


İ-DKP Başkanı Mustafa Hejri İle Röportaj-Hülya Yetişen

Irak Kürdistanı’nda Peşmerge ordu güçlerimiz vardır. Hatırlatılması gerekirki şu anda İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik silahlı mücadelemizi askıya aldık.
«    Kasım 2017    »
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
 

Qazî Mihemed'in Kürd Ulusuna Vasiyeti


Qazî Mihemed'in Kürd Ulusuna Vasiyeti

Zulüm ve baskı gören halkım!

Yüce Allah aşkına vaatlere artık kanmayın. Çünkü onlar ne Allah'ı tanıyorlar, ne peygambere, ne kıyamet gününe, ne Allah huzurunda hesap vermeye inanıyorlar. Onların nezdinde, Müslüman da olsanız, Kürt olduğunuz için suçlusunuz, onların düşmanısınız

Kurd li Misrê - Nezîr Silo


Kurd li Misrê - Nezîr Silo

Misr yek ji welatên ku herî peywendîdar bû ji demek dirêj ve di nav dewletên erban de bi Kurdan re.

Bayram Bozyel: Birlik Zamanıdır – Hejarê Şamil  


27-02-2011, 23:56 Kategori: Siyaset  
Hak ve Özgürlükler Partisi (HAK-PAR) Genel Başkanı Sayın Bayram Bozyel'le Özel Röportaj

Hejarê Şamil

Kürt halkının çıkarları, herkesi pozisyonlarını gözden geçirmeye zorluyor ve daha da zorlayacak. Bu nedenle mevcut olumsuzluğun sürgit devam etmesi düşünülemez. Herkes değişecek, değişmek zorundayız.


Hejarê Şamil: Partinize yakın olan çeşitli basın organları üzerinden sesinizi duyurabiliyorsunuz. Ayrıca, kimi ulusalcı Kürd gazete ve siteleri de açıklamalarınızı, eylemlerinizi yansıtıyorlar. Kanımca yaptıklarınızın kamuoyuna yansımama sorunu yoktur.
Yurtsever Kürd insanı olan Sayın Bozyel ne düşünüyor? Bir gazeteci olarak en fazla ilgimi çeken budur.
12 Haziran seçimlerini hepimiz önemsiyoruz. Sorularıma bu konu ile başlamak istedim.
Partinizin Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Küreken bir açıklamasında HAK-PAR’ın kendi başına seçimlere katılma kararı aldığını duyurmuştu. Hemen akıla gelen soru şu oluyor; HAK-PAR “kendi başına” seçimlere girerek TC meclisine milletvekili sokabilir mi? Fakat bunu Sizler kadar önemsemediğim için Size bu soruyu sormayacağım. Şöyle soracağım; TC meclisinde temsil edilme partiniz açısından çok mu önemli?


Bayram Bozyel: Bir halkın özgürlük mücadelesinin birçok boyutu ve bu mücadelenin verileceği birçok alan var. Parlamento, bu mücadelenin verileceği alanlardan sadece birisidir. Biz, Kürt sorununun çözümünün Türkiye’nin demokratikleşmesiyle yakın bir ilişki içinde olduğunu düşünüyoruz. Türkiye ırkçı, şoven yargılardan kurtuldukça, militarizmin siyaset üzerindeki etkisi azaldıkça, hukuk sistemi evrensel normlara göre yapılandıkça, siyaset normal bir işleyişe kavuştukça Kürt sorununun çözümü daha da kolaylaşır. Unutmamalıyız ki Türkiye’nin temel sorunu, siyasal ve kültürel açıdan demokrat ol(a)mamasıdır.

Parlamentonun işlevi, oradaki yasama faaliyeti Türkiye’nin demokratikleşmesi bakımından son derece önemli. Bizim gibi bir Kürt partisinin parlamentoda temsilinden çok, orada hangi amaçlar için bulunacağı önemlidir. Ayrıca parlamentoda verilecek mücadeleyi, diğer alanlarda verilecek mücadeleden soyutlayarak tek başına abartmamak gerekir.

Özetle temel hedeflerimizden şaşmadan, meşruiyetimizin kaynağının haklı davamız olduğu gerçeğini unutmadan, halkımızın haklı taleplerini daha etkin gündeme taşımak ve bu yöndeki yasal düzenleme ve demokratikleşme sürecine doğrudan katkıda bulunmak açısından parlamento platformunu önemsiyor ve orada temsil edilmek için kendi olanaklarımız içinde çalışıyoruz.

KÜRDÇENİN KABÜLÜ TEMEL TALEBİMİZ OLACAK

TC meclisinde temsil edilseydiniz, öncelikli olarak hangi konuları gündemleştirirdiniz?

Kürt sorunu bakımından öncelikli taleplerin gündeme taşınması ve bunların gereğinin yapılması için parlamentoda bulunan demokrat, değişimci güçlerle birlikte etkin bir çaba sarf ederdik. Kürtçenin eğitim dili olarak kabul edilmesi, faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması ve sorumlulardan hesap sorulması, genel bir af ile bütün Kürt kesimlerinin siyasete katılmalarına olanak tanınması için seferber olurduk. Daha da uzatılabilecek bu öncelikler ve talepler için parlamento içinde ve dışındaki bütün gücümüzü harekete geçirirdik.

Öte yandan parlamentoda verilecek mücadeleden sonuç almanın yolu, onun kitle mücadelesi, kamuoyu desteği, sivil ve demokratik başkaca mücadele biçimleri ve uluslar arası düzeyde kotarılacak ilişkilerle desteklemekten geçtiğini biliyoruz. Bu nedenle ne parlamentodaki temsili diğer mücadele biçimlerinin önüne koyup abartıyor, ne de onu küçümseyerek parlamentodaki temsili kendimize yasaklamayı düşünüyoruz. Doğru olan, mücadeleyi yaşamın bütün alanlarında eşzamanlı ve bir bütünlük içinde yürütmesini bilmek ve becermektir.

Partinizin 4. Olağan Kongresinde yapılan Kürdçe konuşmalardan dolayı soruşturma açıldı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı söz konusu soruşturma kapsamında 06. 01. 2011 tarihinde Sizin ifadenize başvurdu. Siz ifadenizde, Kürdçe konuşmanın ifade özgürlüğü kapsamında bir hak olduğunu belirttiniz. Bu hakkın yaşamsallaşması için ne gibi çalışmalarınız var?

Kürtçenin konuşulması, hayat bulması, ona ilişkin yasak ve tabuların kırılması için hatırı sayılır çabalarımız oldu bugüne kadar. HAK-PAR’ın 1.Kongresinde basılan Kürtçe-Türkçe davetiyelerden ve kongrede yapılan Kürtçe konuşmalardan dolayı dönemin Genel Başkanı merhum Abdulmelik Fırat dahil ben ve bir çok arkadaşlarımız hakkında dava açıldı. Söz konusu davayla ilgili açılan mahkemede hepimiz Kürtçe savunma yaptık. O davadan hepimiz ceza aldık. 2009 yılında aldığımız bir kararla bütün yazılı açıklama ve belgelerimizi Türkçe-Kürtçe yayınlama kararı aldık. HAK-PAR sitesindeki haber ve açıklamalar Kürtçe-Türkçe olarak yayınlanmaktadır. Geçen dönem içinde ben ve arkadaşlarım, parti toplantılarında yaptığımız Kürtçe konuşmalardan dolayı bir çok kez yargılandık ve o türden davaların çoğu sürüyor. Bir çok il örgütümüzde Kürtçe kurslar veriliyor, parti üyelerimiz ve üye olmayan insanlar buralarda Kürtçe öğreniyor. Öte yanda Anadilde eğitim hakkı için her alanda mücadele yürütüyor ve bu hakkın yasalaşması için çabalarımızı sürdürüyoruz. Diğer Kürt parti ve kurumlarıyla başlattığımız ‘Anadilde Eğitim hakkı’ için imza kampanyası sürüyor ve bu türden çabalarımız artarak devam edecektir.

FEDERASYON BİR HAKTIR

Parti Programınızda en doğru çözüm yöntemi federasyondur diyorsunuz…

Kürtler bir ulustur ve ulus olmaktan kaynaklanan haklarını kullanmak istiyorlar. Kürtlerin bu haklarını kullanmalarına olanak sağlayacak iki siyasal format var: Birincisi, bağımsız devlet formatıdır. İkincisi ise federal devlet seçeneğidir. Uluslararası koşullar, bölgedeki siyasi dengeler ve diğer birçok belirsizlik nedeniyle bağımsız devlet seçeneği Kürtler bakımından başvurulacak ilk tercih değildir. Bunun yerine, Kürtler, bağımsız bir devlette sahip olabilecek haklara, Türk halkı ile birlikte federal bir devlet çatısı altında da sahip olabilir ve onları kullanabilirler. Federal bir sistemde, Kürtler ulus olmaktan doğan bütün farklılıklarını Türk halkı ile eşitlik temelinde yaşayabilirler. Üstelik federal yönetim tarzına ilişkin olarak uygun bir uluslararası ortam var. Avrupa Birliği süreci, İspanya, İngiltere gibi ülkelerin federalizm yönündeki pratikleri bu alanda zengin bir birikim sunmaktadır. Güney Kürdistan deneyimi bu açıdan önemli bir referans sayılabilir. Dünyada yaşanan pratikler, federalizmin yükselen bir trende dönüştüğünü gösteriyor. Bütün bu verilerden yola çıkarak Kürt sorununda federal çözüm modelini öneriyoruz.

BDP’DEN FARKLI DÜŞÜNMEMİZ BİRLİKTE HAREKET ETMEMİZE ENGEL OLMAMALIDIR

Kuzey Kurdistan’da en etkili ve örgütlü Kürd partisi olan BDP son dönemlerde ‘demokratik özerklik’ projesini savunmaktadır. Siz Federasyon diyorsunuz. Kürdistan sorununun çözümüne farklı yaklaşımlarınız karşılıklı eleştirilere vesile oluyor. Bu ‘ideolojik’ farklılık, BDP ile seçim ittifakı yapmanıza engel teşkil edebilir mi?

Bir kere, farklı Kürt partileri arasında eleştiri diye bir mekanizmanın olması son derece doğaldır. Önemli olan eleştirinin içeriği ve biçimidir. Elbette bizim kastettiğimiz yapıcı, geliştirici ve Kürt halkının özgürlük mücadelesine hizmet edecek eleştiridir. Bizim eleştiriden anladığımız budur ve farklı Kürt partilerinin bu açıdan birbirlerinin eleştirilerine ihtiyacı var. Eleştirinin olması değil, olmaması yanlış ve eksik olur. Ne var ki bizim pratiğimizde eleştiri bu yapıcı yönüyle işlemez. Tersine, eleştiri adı altında yapılan şey kırıcı, suçlayıcı, karalayıcı bir saldırıdır ya da geçmişte böyle olmuştur. Parti olarak bizim benimsediğimiz ve başvurduğumuz eleştiri tarzı yapıcı ve dostça olanıdır.

Bu genel değerlendirmeden yola çıkarak, bizim Kürt sorununun çözümüne ilişkin BDP’den farklı düşünmemiz, birlikte hareket etmemize ve seçim ittifakı kurmamıza engel olmaz, olmamalıdır.

İTTİFAKA AÇIĞIZ. ORTAKLAŞA YAPILABİLECEK ÇOK ŞEY VAR

Çok açık ve net bir soru… BDP ile seçim ittifakı yapmak ister misiniz?

Daha önce değişik vesilelerle dile getirdiğimiz gibi, Türkiye’de Kürt sorununun çözümü, önemli ölçüde, Kürtlerin bu konuda geliştirecekleri ortak tutuma bağlıdır. Kürt partileri, Kürt sorununun çözümü ile ilgili olarak ulusal bir politika ve program – buna yol haritası da diyebiliriz – oluşturmadan süreçte yeterince etkin olamazlar. Kürt ulusal demokratik güçleri ulusal bir duruş sergilemeden, Kürt halkının enerjisini ortak bir potaya akıtmadan yeterince ses getiremez ve hesaba katılamazlar. Kürtler, halk olarak, ulus olarak haklı taleplerinin arkasında durdukları zaman, hiç kimse onları durduramaz.

Bu bilinçle, HAK-PAR olarak, AKP hükümeti açılım adıyla bir süreç başlattığında, o zaman ki DTP ve KADEP’e giderek sürece ilişkin ortak bir tutum geliştirme önerisinde bulunduk. Önerimiz iki parti tarafından da benimsendiği halde, ne yazık ki önerimizin gereği yerine getirilemedi. Bu gün de Kürt partilerinin birlikte, ortaklaşa müdahale etmeleri gereken bir süreç var. Seçim süreci bunlardan birisidir. Kürtler güçlerini birleştirerek bu seçim sürecini Kürt halkının çıkarları yönünde azami bir biçimde etkileyebilir ve dönüştürebilirler. Ne var ki böyle bir seçim ittifakının oluşması tek başına bizim istememizle olacak bir şey değildir. Bunun için BDP’nin ya da onun organik bağ içinde olduğu siyasi kesimin de netleşmesi ve ittifak olayını bir ihtiyaç olarak hissetmesi gereklidir.

PKK çizgisinin ben merkeziyetçi anlayışı, diğer Kürt çevrelerine karşı dostane olmayan tutumu, birlik konusunda sağlıklı bir politikadan yoksunluğu, bugüne dek arzulanan bir Kürt birliğinin kurulmasını engelledi. Ancak Kürt sorununun geldiği aşama, hiç kimseye, eskisi gibi yola devam etme olanağı tanımıyor. Kürt halkının çıkarları, herkesi pozisyonlarını gözden geçirmeye zorluyor ve daha da zorlayacak. Bu nedenle mevcut olumsuzluğun sürgit devam etmesi düşünülemez. Herkes değişecek, değişmek zorundayız.

UZLAŞMAMAK İÇİN HİÇBİR NEDEN YOK

Sitemizde bir anket yaptık. 2011 Haziran seçimlerinde Kürdler nasıl bir seçim taktiği izlemelidir diye sorduk. Katılımcıların yaklaşık yüzde kırk dördü HAK-PAR, BDP ve KADEP seçim itifakı yapmalı diye yanıt verdi. BDP, CHP ve Türk solu ile ittifak yapmalı diyenlerin oranı yüzde üç, BDP tek başında seçime gitmeli diyenlerin oranı yüzde altı, BDP bağımsız adaylarla seçime girmeli diyenler yüzde kırk altı. Bu sonuçları incelerken bir soru aklima takıldı; Kürd partileri kendi aralarında ittifak yaparak seçime bağımsız adylarla giremez mi? Seçim ittifakı yaparak ortak bir liste oluşturup seçime bağımsız adaylarla girmekten bahsediyorum.

Önemli olan Kürtler ve onların siyasi temsilcilerinin birlik ihtiyacını bilince çıkarmaları ve bunu bir politika haline getirmeleridir. Bu konuda bir uzlaşı ya da ilkesel birlik sağlandıktan sonra, hangi formülle seçime girileceği konusu daha kolay aşılır ve bu noktada uzlaşmamak için bir nedenin olmadığını düşünüyorum.

Avrupa’da bir gurup aydın geçenlerde toplantı yaptılar ve seçimlerde BDP, HAK-PAR ve KADEP’in ittifak yapması gerektiğini vurguladılar. Bu, bir çok Kürd aydınının yazılarına da yansıdı. Böyle bir ittifak nasıl mümkün olabilir?

Adı geçen üç partinin merkezinde bulunduğu bir seçim işbirliği ya da ittifakı bütün Kürtlerin ortak beklentisi niteliğindedir. Ancak burada esas sorun, böyle bir beklentinin siyasal düzeyde bir karşılığının olup olmadığı, ya da BDP’nin bu beklentinin neresinde olduğu sorusudur. BDP, Kürtlerin birlik ihtiyacını ne kadar içselleştirmiş durumdadır? BDP’nin beslendiği siyasal çizgi Kürt birliği konusunda kendisini ne kadar dönüştürmüştür? Önümüzde bir Kürt seçim ittifakının gerçekleşip gerçekleşmeyeceği daha çok PKK çizgisinin alacağı tutuma bağlı olarak şekillenecek gibi görünüyor.

Kurdistan’da Kurdî kuruluşlar olarak yalnız siz (BDP, HAK-PAR-KADEK) yoksunuz. Örgütlediği çevreler sınırlı dahi olsa sizlere yakın durmayan diğer çevreler de var. İslamcılar mesela. Bu çevrelerle ilişki konusunda neler düşünüyorsunuz?

Son yıllarda islami çevrelerde Kürt sorununa ilişkin bir duyarlılığın geliştiği doğru. Ayrıca artık Kürt sorununu önemseyen belirli Kürt-islam çevereleri de var. Biz bu çevrelerin bazılarıyla iyi ve kardeşçe ilişkiler içindeyiz. Ancak Kürt sorununa duydukları ilgiye rağmen, söz konusu Kürt-islam çevreleri hala legal demokratik mücadeleye ilişkin bir perspektif oluşturmuş değiller. Örneğin bunlar henüz parti olarak sahneye çıkmadılar. Bu nedenle, örneğin seçim ve benzeri konulara ilişkin açık ve aktif bir tutum almaktan uzak duruyorlar. Ama önümüzdeki süreçte bu durumun değişmesi ve Kürt-islam çevrelerinin legal demokratik siyasete daha çok katılmak istemeleri mümkündür elbet.

09.01.2011 tarihinde HAK-PAR, BDP ve KADEP Ağrı il örgütü binasında bir toplantı yapmış, Anadilde eğitim hakkının tanınması konusunda ne yapabileceklerini tartışmışlardı. Ben şahsen bu toplantıyı ve bu toplantıdan dil konusunda çıkan ortak kararlılığı önemsedim. Demek ki oluyor!

Bilindiği gibi, 10 Aralık 2010 tarihinde HAK-PAR, BDP, KADEP ve başka Kürt kurumlarının içinde bulunduğu Kürt ulusal demokratik güçleri, ‘Kürtçe eğitim hakkı istiyoruz’ adı altında bir imza kampanyası başlattılar. Ağrı’da durum, merkezi düzeyde başlatılan söz konusu kampanyanın bir devamı niteliğindedir. Kürdistan’da ve batı illerinde anadilde eğitim talebi ile başlayan kampanya halen devam etmektedir. Kürt parti ve kurumları kimi yerlerde ayrı, kimi yerde ise ortaklaşa bu kampanyayı sürdürüyorlar. Dediğiniz gibi -kimi eksik ve aksaklıklarına rağmen - bu yönlü ortak işler yapmak mümkündür. Bu birlikte iş yapma alışkanlığı geliştikçe, birlikte yapılacak işler yelpazesi genişletilebilir ve bundan daha geniş ölçekli işbirlikleri ya da ittifak süreçleri çıkartılabilinir. Ayrıca bu tür pratik işbirlikleri, farklı Kürt kesimlerini daha çok yakınlaştırarak aralarında birlik ve güven duygusunu geliştirebilir. Bu tür işbirlikleri, kalıcı bir ulusal birlik için de psikolojik zemin oluşturur.

Kürdistan post.ru’da yayınlanan “BDP, HAK-PAR ve KADEP’ten bekelenenler” isimli yazıyı şöyle bitirmiştim: Kazanmanın yolu “Kürdler arası seçim ittifakından geçer. BDP, HAK-PAR, KADEP isimlerini bir arada gören AKP Kürdlerinin dengesi bozulacaktır. Siyasallaşma çabası içinde olduğunu iddia eden Hizbullah ve dini cemaatlerle uzlaşma arayışları neden başlatılmasın ki.
Her kesimin kendi renkleri, inanç ve düşünceleri ile katılabileceği, kendini “özerk” hissedebileceği bir seçim birlikteliğinden bahsediyorum. Türkiye’den özerklik talep eden Kürd siyasetçilerin kendi aralarında özerkliğe dayalı seçim ittifakı çalışmaları başlatma basireti gösterecekleri umuduyla”
Her bir partinin, çeşitli STK’ların kendi renkleri ile katılabileceği bir seçim ittifakı çalışması başlatmak için ilk olarak neler yapılmalı?


Böyle bir sürecin kotarılması için, pratik olan yol, öncelikle üç legal Kürt partisinin bir araya gelmesidir. Üç parti arasında sağlanacak birlik çerçevesini genişletmek ve giderek buna bütün diğer Kürt çevre ve kurumlarını katmak mümkündür.

Seçim konusu gündeme girdiği andan itibaren birlik konusu üzerinde yoğunlaşmış durumdayız. Kürt halkının seçim sürecinden maksimum bir biçimde yararlanması için başta BDP ve KADEP olmak üzere bütün Kürt çevreleriyle belirli görüşme ve diyaloglarımız sürüyor. Ancak bu görüşme ve diyalogun bir Kürt seçim ittifakına dönüşüp dönüşmeyeceği konusunda bir şey söylemek için henüz erken.

AKP, ÇÖZÜM İÇİN KÖKLÜ ADIMLAR ATACAK KAPASİTEDE DEĞİLDİR

Partiniz tarafından yapılan bir açıklamada şöyle deniyor: “Kürtçeyi kullandıkları için Kürt partileri mahkemeler tarafından uğraştırılırken AKP milletvekillerinin ve üyelerinin Kürtçeyi kendi çıkarları için serbestçe kullanma özgürlüğüne sahip olmaları, yargıya istediği gibi hükmeden Ak partinin samimiyetsizliğinin açık bir ispatı olarak değerlendirilmektedir.” AKP’nin Kürd sorununun çözümü konusunda samimi olup olmadığını nasıl test edebiliriz?

Bir partinin bir soruna ilişkin samimiyetini doğrudan ölçecek bir ölçü yok. Bir partinin tutumunu tespit etmek için yapılacak şey; onun pratiğine, uygulamalarına, bir de arka bahçesine bakmaktır. AKP, Kürt sorununu çözecek demokratik birikimden, sorunun çözümü için bütünlüklü bir perspektiften yoksun bir partidir. Öte yandan koşulların, iç ve dış gelişmelerin sonucunda, pragmatik nedenlerle de olsa, AKP, demokrasi ve Kürt sorunuyla ilgili adımlar atıyor, çabalar gösteriyor. Söz konusu adım ve çabaların sınırının ne olacağı ve nereye kadar gidilebileceği ise, AKP dışında kalan Kürt ulusal demokratik güçlerin ve diğer demokrasi ve değişim çevrelerin çabalarına bağlı.

AKP’yi klasik klişelerle tarif etmek mümkün değil. Muhafazakâr bir çizgiden geldiği halde, 28 Şubat sürecinden sonra önemli oranda dönüştü. Militarizme ve statükoya karşı çıkarak varlığını koruyabileceğini kavradı. Biz parti olarak, AKP’nin geçmişine ve niyetine bakmaksızın, onun anti militarist, darbe karşıtı, demokrasiden ve Kürt sorununun çözümü yönündeki adımlarını önemsedik. Ancak hemen arkasından bu adımların yeterli olmadığını, Kürt sorununun çözümü için daha köklü ve radikal adımların atılması gerektiğini söylüyoruz. AKP’nin kapasitesinin daha köklü adımlar atmak için yeterli olmadığını düşünüyoruz.

AKP, bizim bildiğimiz anlamda demokrat, değişimci bir parti değil. Demokratik bir gelenekten gelmiyor. Demokrasi ve Kürt sorunu ile ilgili bütünlüklü bir çözüm önerisi ya da programa sahip değil. Bu nedenle AKP’den Kürt sorununu bütünüyle çözmek beklenmemeli.

Ancak AKP açısından madalyonun farklı bir yüzü daha var. AKP, statüko tarafından mağdur edilmiş bir gelenekten geliyor, militarizmin sillesini bir kaç kez yemiş bir parti. İşin bu yanı AKP’yi değişimci güçlere yaklaştırıyor. AKP, ordunun ve militarizmin etkinliği kırılmadan Türkiye’de iktidar olamayacağını, iktidar olmak bir yana, hükümet bile olamayacağını çok iyi biliyor. Demokrasinin standartları yükseltilmeden, Kürt sorununda beli adımlar atılıp çatışma ortamı sona erdirilmeden ordunun etkinliğinin kırılamayacağını AKP anlamış durumdadır. Bunun için de olsa, AKP, Kürt sorununda belli adımlar atmak ve bu sorunu bir çatışma ve savaş konusu olmaktan çıkartmak istiyor. İşte AKP’nin Kürt sorununa yaklaşımı bundan ibaret. Pragmatik, biraz gerçekçi, çatışma karşıtı, anti militarist bir yaklaşım... Dediğimiz gibi bu tür durumlarda toptancı davranamayız. Kürt sorununa bizim gibi bakmıyor diye AKP’nin yaptıklarını elimizin tersiyle itemeyiz. Yapacağımız şey AKP’nin attıkları adımlara karşı çıkmak değil. Tersine atılan mevcut adımların nasıl devam ettirileceği ve açılan yoldan nasıl sonuca gidileceği üzerinde kafa yormaktır. Öte yandan, AKP’nin bu konuda daha ileri adımlar atmasının daha çok biz Kürtlerin ve diğer demokrasi güçlerinin sürece daha etkin müdahalesine bağlı olduğunu unutmamalıyız. Çünkü biz devreye girmediğimiz, sürece ağırlığımızı koymadığımız zaman, CHP ve MHP gibi statükocu güçler şu kısıtlı adımları bile engelleyecek ve süreci tümüyle tıkayacaklar. Yakın geçmişte, Habur olayında olduğu gibi… AKP’nin şoven güçlerin saldırılarına ne kadar direneceği bilinmeyen bir durum değildir.

SEÇİM BARAJI TÜMDEN KALDIRILMALI, SIFIRLANMALIDIR

Seçim barajı hakkındaki görüşleriniz?

Türkiye’deki seçim barajı son derece anti demokratik, temsilde adaleti engelleyen bir yapıya sahip. Demokrasi açısından savunulacak hiç bir yanı yok, tersine utanç verici. Bu seçim barajıyla çoğulcu, farklılıkları yansıtan bir meclis oluşturmak mümkün değil. Gelinen aşamada seçim barajı, Kürtlerin kendi nüfusları oranında parlamentoya yansıması önünde bir baraja dönüşmüş durumda. Bizim görüşümüz barajın tümüyle kaldırılması, yani sıfırlanmasıdır.

SINIRLAR DAHİ TARTIŞILABİLMELİ

DTK’nın özerklik modeli hakkında demeçlerinizi okuduk. Bir konuşmanızda şöyle demisiniz: “Bu coğrafya çok kültürlü, çok dilli bir coğrafya. Türkiye şiddet dışında bir şekilde bu sorunu çözecekse bunlar konuşulmalı. Bu sınırlar değişmemek şartıyla her şeyin tartışılması gerek”. “Her şey” derken neyi kastediyorsunuz özellikle?

Şiddet içermemek şartıyla sınırlar da tartışılabilir elbet. Ancak federal bir çözüm ve devlet yapısından yana olan bizler açısından, Türkiye sınırlarını değiştirmeden de Kürt halkının ulusal demokratik haklarına kavuşmasının mümkün olduğunu düşünüyoruz.

Türkiye çok uluslu federal bir tarzda yeniden yapılanacaksa, bu, mevcut sistemin baştan sona tartışılması ve yeniden tanımlanması anlamına gelir. Bu kapsamda yurttaşlık, vatan, dil, bayrak, birlik, anayasa gibi bütün kavramların yeniden tartışılmasına ihtiyaç var. Gerçek anlamda bir tartışma sürecinden sonra bütün tarafları kapsayacak, tatmin edecek formüller oluşturmak mümkün.

Bayrak, Kürd bayrağı denince Türk çevreleri rahatsız oluyorlar. Bayrak bir renk, bir simge. Her halkın kendi renkleri, simgeleri olur. Türkler neden Kürd renklerinden korkmamalı, Kürdler neden renklerine sahip çıkmalı?

Çağımızda kural şudur; herkes, kim kendisini nasıl tarif ediyorsa öyle kabul edilmelidir. Dolayısıyla Kürtler kendilerini nasıl, hangi değerlerle ifade ediyorlarsa, yapılacak şey Kürtleri o değerlerle kabul etmektir. Demokrat olmak bunu gerektirir. Kardeşlik bunu gerektirir. Başka bir deyişle Kürtler kendileri için neyi değerli görüyor ve önemsiyorsa, Türk halkı o değerlere saygı göstermeli ve kabul etmelidir.

Maalesef yılların tekçi, otoriter, ırkçı devlet yapılanması Türk toplumunu tek tipleştirdi, onu farklılıkları kabul etme algısından yoksun bıraktı. Böyle bir toplumda üniter devletin sembol ve değerleri dışında kalan her şeye karşı tahammülsüzlük gösterilmesi kural haline geldi.

Türkiye’nin demokratikleşmesine, mevcut tabular yıkıldıkça Türk toplumunun demokratik seviyesi yükselecek, daha çok olgunlaşacak. Bugün örneğin Kürt kimliğine ilişkin olarak oluşan kabullenme, yarın Kürtlerin başka farklılıklarına ilişkin de oluşacaktır.

PDK VE YNK’YE BÜYÜK GÖREVLER DÜŞÜYOR

Kurdistan parçaları arasındaki ilişkilerin niteliği hakkında ne söylemek istersiniz?

Kürdistan’ın farklı parçalarında, Kürt halkı ve Kürt siyasi örgütleri içinde bulundukları koşulara göre mücadele yürütüyorlar. Ancak dört parçada da Kürtlerin istediği şey ulusal demokratik haklardır. Bu yönüyle Kürtlerin uğrunda mücadele ettikleri hedefler bir ve benzerdir. İkincisi, her parçadaki çözüm ya da çözümsüzlük yönündeki herhangi bir gelişme diğer parçalardaki mücadeleyi de etkiliyor. Dolayısıyla değişik parçalarda verilen mücadele ve hedefler arasında kopmaz bir bağ ve etkileşim söz konusu. Bu durum, değişik parçalarda verilen mücadele süreçleri arasında bir uyum ya da koordinasyon ihtiyacını ortaya çıkartıyor. Bu amaçla son yıllarda gündeme getirilen Ulusal Kongre ya da Konferans ihtiyacı daha da önem kazanmaktadır. Böyle bir platform, değişik parçalardaki Kürt hareketlerinin deneyimlerinin paylaşıldığı, parçalar arasındaki dayanışmanın daha da güçlendirildiği, bölgesel ölçekli bir yol haritasının çıkartıldığı bir mekanizmaya dönüşebilir. Böyle bir mekanizmanın oluşması için hepimize görev düşüyor ama en çok da PDK ve YNK’ye.

KOŞULLAR ÇÖZÜM İÇİN ELVERİŞLİDİR

Urfa’da Parti üyelerinizin BDP’li gençlerin saldırısına uğradığı haberleri yayınlanmıştı. Bu olay sonrası genel başkan yardımcılarınız ve bir grup heyetle Urfa’ya olayın baş gösterdiği yere ziyaretiniz oldu. Bu ziyarette şunları söylediniz:
“Partililerimize yapılan saldırıyı Kürt davasına, Kürtler arası diyaloga yapılmış provokatif bir olay olarak görmekteyiz. Kardeş kavgasında gidilecek bir yol, alınacak bir mesafe yoktur. Bu dipsiz bir kuyudur. Partimiz ve onun kadroları bütün enerjisini haksızlığa karşı ve Kürt ulusunun gasp edilmiş haklarının geri alınması için kullanmaktadır. Şiddeti sadece ret etmiyoruz, onu bir mücadele biçimi olarak da görmüyoruz. Kürtlerin kendi aralarında konuşamayacağı, görüşemeyeceği ve çözemeyeceği hiçbir sorunları yoktur”. Konuşmanızı burada kesiyorum. “Kürdlerin kendi aralarında konuşmayacağı, görüşemeyeceği ve çözemeyeceği hiçbir sorunları yoksa Sizce neden Kürd kuruluşları kendi aralarındaki “konuşmaya, görüşmeye ve çözüme” bu kadar lakayttır?


Evet, bu sorgulanması gereken ciddi bir sorundur. Kürtlerin kendi aralarında konuşup çözemeyecekleri hiç bir konu yoktur. Sömürgeci sistem Kürt halkını sadece beden olarak parçalamadı, aynı zamanda onu zihinsel olarak da parçaladı, ulusal bilincin oluşmasını engelledi, olanı da dumura uğrattı. O nedenledir ki geçmişte Kürtler birbirlerine karşı kullanıldı, çatıştırıldı. Çok şükür artık o düzeyde sorunları aşmış durumdayız. Ancak gerçek anlamda ulusal bir bilinç ve olgunluğa da ulaşmış değiliz. İnanıyorum ki bütün herkes gibi, hayat biz Kürtleri de olgunlaştırıyor, daha da olgunlaştıracak ve yakınlaştıracak. Bunun böyle olması için, hep birlikte, daha çok sorumluluk bilinciyle çalışmak ve çabalarımızı sürdürmek zorundayız.

Newroz’a sayılı günler kaldı. Newroz’la ilgili bir mesajınız olacak mı?

Newroz, Kürt halkının özgürlük için yaktığı bir meşaledir. Bu meşale, bin yıllardan bu yana yanmaya ve yolumuzu aydınlatmaya devam etmektedir.

2011’de Newroz ateşinin daha bir gürleşeceğine şüphe yoktur. Çünkü bugün halkımız daha çok bilinçlenmiş, Kürt sorununun çözümü daha çok yakıcılık kazanmış durumdadır. Koşullar çözüm için daha bir elverişlidir. Bu yılki Newroz meşalesinden alacağımız ilham, coşku ve kararlılıkla özgürlük mücadelesine yeni bir ivme kazandırmalıyız. Bu Newroz’u yeni mevzi ve kazanımlar elde etmek için bir sıçrama tahtasına dönüştürmeliyiz.

Kürt halkının Newroz’unu en içten duygularla kutluyorum.

Öte yandan böyle bir röportaj fırsatını sunduğunuz için çok teşekkürler. Çalışmalarınızda üstün başarılar diliyorum.

Zaman ayırıp sorularımızı yayınladığınız için biz teşekkür ediyoruz.

Hejarê Şamil
hejare_shamil@hotmail.com


 
Yazıya puan ver:
 (Toplam Oy #: 12)
  |   Okuma: 1978   |   Yorum: (8)   Yazdir
   Arkadaşına Gönder

Değerli ziyaretçimiz, siz kayıtsız kullanıcı olarak siteye girdiniz. Size kayıt yaptırmanızı veya kendi adınızla giriş yapmanızı öneriyoruz.

İlgili Diğer Haberler:


 Yorum #1  | 12 May 2016 01:02 | Alıntı     

Kaedn

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
Guten Morgen! Habe dies Wochenende bei meinen Eltern und mit Autos gucken und Probefahren verbracht. Heut ge#27h8t1&;s wieder nach Haus…
 Yorum #2  | 12 May 2016 19:39 | Alıntı     

Brandilyn

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
J’ais choisis d’être  » géolocalisable « , pour renforcer , ma corne de licorne de ma dame ,… des amants , a tous les coins de rue , en marge ,… de ma réussite d’altération identitaire ,… de You tube Ma pomme Chevalier ,… mes  » piles  » à plats « , déjà ,…  » le retour chez ma dulcinée <a href="http://hoelcsikq.com">&l,eqo; a…obtempérur</a&
gt; ,…
 Yorum #3  | 16 Ocak 2017 01:25 | Alıntı     

BriSar

avatar    Grup: Okuyucular
   Yayınlar: 0, Yorum: 5122, Kayıtlı: 2.01.2017
   ICQ: 217671361,
Запостился на страничке потому что заинтриговало.
На сколько элементарно обыкновенный ремонт холодильника оформить в незаурядное событие.
Срочный столичный ремонт холодильников безвозмездно в Люберцах Оптимальный Московский холодильников ремонт дешево в Новогиреево Срочный столичный холодильников ремонт за рубли в Новогиреево А сие как накажете именовать?
Причем холодильник имеется у всех. Я уверен в том о чем глаголю, ремонт не всякому то и нужен.
http://lukvmo.ucoz.ru/index/8-30662 http://shadowassassins.ucoz.ru/index/8-26239 Bayram Bozyel: Birlik Zaman?d?r – Hejare Samil » Kurdistan Post - Kurdistan’?n ozgur sesi


--------------------
 Yorum #4  | 30 Ocak 2017 17:23 | Alıntı     

siohal

avatar    Grup: Okuyucular
   Yayınlar: 0, Yorum: 2839, Kayıtlı: 29.01.2017
   ICQ: 217675643,
Wonderfully!!! Я предпологал что to introduce myself unattractive. Bayram Bozyel: Birlik Zaman?d?r – Hejare Samil » Kurdistan Post - Kurdistan’?n ozgur sesi
http://pmr24.ru/user/LocQuego/
At least released belongs as the genius.http://mydrive.com.ua/user/LocSat/ So keep .


--------------------
 Yorum #5  | 29 Eylül 2017 01:30 | Alıntı     

Olga Y.Nox

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
Я и K против, кажется скопированным это, на сайте я читал что то схожее мастер холодильники Hitachi жулебино люберцы

Yorum ekle

Adınızı:  

E-Posta:  


Kodunu:
Include security image CAPCHA.
Kod güncelleme


Kodunu girin: