Kurdistan-Post yenilendi
yeni adresimiz www.Kurdistan-Post.eu dur.

Lütfen favorilerinizi günceleyiniz !
Bu site sadece arsivdir.

İ-DKP Başkanı Mustafa Hejri İle Röportaj-Hülya Yetişen


İ-DKP Başkanı Mustafa Hejri İle Röportaj-Hülya Yetişen

Irak Kürdistanı’nda Peşmerge ordu güçlerimiz vardır. Hatırlatılması gerekirki şu anda İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik silahlı mücadelemizi askıya aldık.
«    Ekim 2017    »
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
 

Qazî Mihemed'in Kürd Ulusuna Vasiyeti


Qazî Mihemed'in Kürd Ulusuna Vasiyeti

Zulüm ve baskı gören halkım!

Yüce Allah aşkına vaatlere artık kanmayın. Çünkü onlar ne Allah'ı tanıyorlar, ne peygambere, ne kıyamet gününe, ne Allah huzurunda hesap vermeye inanıyorlar. Onların nezdinde, Müslüman da olsanız, Kürt olduğunuz için suçlusunuz, onların düşmanısınız

Kurd li Misrê - Nezîr Silo


Kurd li Misrê - Nezîr Silo

Misr yek ji welatên ku herî peywendîdar bû ji demek dirêj ve di nav dewletên erban de bi Kurdan re.

Haluk Gerger’le söyleşi  


22-11-2010, 17:19 Kategori: Röportaj  
Haluk Gerger, 1948 Ankara doğumlu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde uluslararası ilişkiler öğretim üyesiyken YÖK'le beraber görevine son verildi. İHD Kurucu Üyesidir. Çeşitli gazete ve dergilerde yazarlık yaptı. Özgür Gündem, Özgür Barış, Özgür Politika gibi Kürt yayın organlarında da yazdı. Almanya'da iki üniversitede misafir öğretim üyeliği yaptı. Türk Dış Politikası, ABD tarihi, nükleer silahlar ve ABD-Ortadoğu ilişkileri konularında kitapları var. Kürt Sorunuyla ilgili olarak Terör Yasasından çeşitli maddelerden mahkumiyetler aldı, 1994-95, 98-99 yıllarında hapis yattı.

Hülya Yetişen: Merhaba Hocam, sizinle insanlık tarihini ve bugününü tartışıp, dünya şimdi nerede, nereye evriliyor onu bilmek istiyoruz. Ortalama bir okur, sizin politik bir aktivist değil, politik bir kuramcı olduğunuz sonucunun çıkarır yazılarınızdan. Sorularımızı bu genel yaklaşımdan hareketle soracağız. Söyleşimizi üç ana bölümde sürdürmek istiyoruz. Dünya, Türkiye ve Kürtler. Son on yılda çok kullandığımız bir terim var. Küreselleşme, diğer ismiyle Globalleşme. Küreselleşme (Globalleşme) nedir? Bu kavramı bize açıklayabilir misiniz? Küreselleşmenin temel karakteristik özelliği nedir, insanlık buraya nasıl ve hangi araçlarla vardı? Bunu insanlık tarihinin son aşaması veya bugünü olarak değerlendirebilir miyiz?

Haluk Gerger: İngilizce’de “Globalization”, Almanca’da “Globaliserung”, Fransızca “Mondialisation”, Türkçe’de “Küreselleşme” ya da “Globalleşme” olarak kullanılıyor.

Küreselleşmeyi bir kaç özelliğini vurgulayarak tanımlamaya çalışabiliriz. Birincisi ve genel bir karakteristiği olarak, tek pazara dönüşmüş dünya ölçeğinde üretim-pazarlama-dağıtım-transfer zincirinin oluşması. Bu manada, küreselleşme sermayenin uluslararasılaşmasında ve mobilitesinde özel-yüksek, küresel ölçekte bir aşamaya tekabül ediyor. Artık sadece ticaret değil, üretim-tüketim sürecinin bütün aşamaları ulusal sınırlar aşılarak gerçek dünya pazarı çapında gerçekleştirilmektedir. Tabii bu arada finans sermayesi de bu ulusal denetim mekanizmalarının ortadan kaldırıldığı “deregulation” çerçevesi içinde yeryüzünün her noktasında çok yönlü finansal işlemleri gerçekleştirebilmektedir. Sermaye fazlasının dinamikleriyle de, insan ihtiyaçları için mal ve hizmet üretiminden kopmuş devasa bir artık, her yerdeki finansal piyasalarda “paradan para kazanma” işlemleriyle bütün dünyayı bir spekülasyon alanına ya da, daha doğru bir tanımlamayla, bir küresel gazinoya -kumarhaneye- dönüştürmüş durumdadır. Bu çok boyutlu liberalizasyon çerçevesinde sermaye hareketleri ve uluslararası mübadele de milli denetim ve kurallardan azade biçimde yeryüzünün her köşesine uzanmıştır. Kısacası, küreselleşmeden kastedilen, sermayenin, dünyanın herhangi bir köşesine serbestçe nüfuz edebilme ve gereksinim duyduğu her tür faaliyette bulunabilme olanaklarına kavuşması, uluslararası hareketliliğinin doruğunda küresel hegemonyasını kurmuş olması halidir.

Aynı madalyonun öteki yüzü olmak üzere, Yeni Dünya Düzeni de, beynelmilel sermayenin hegemonyasını sağlama-pekiştirme-sürdürme yolunda gerekli askeri, politik, ideolojik, ekonomik, hukuki, kurumsal düzenleme ve örgütlenmelerin bütününü ifade etmektedir.

İnsanlık bu aşamaya büyük altüst oluşlar, savaşlar, yıkım, kırım, yenilgi ve zaferlerle örülmüş bir süreç sonunda geldi. Sermayenin hegemonyası demek olan Kapitalizmle ve ardından onun Emperyalizm aşamasına ulaşmasıyla birlikte bir yandan emeğin, öte yandan da geri bıraktırılmış halkların tutsaklığı geldi. Emek-sermaye mücadelesi inişli çıkışlı bir seyir izledi ama hayatın her alanında emek güçleri sömürücü ve baskıcı sermaye karşısında yeni zeminler kazandı. Nihayet, paylaşım savaşlarıyla ve ekonomik-sosyal-politik krizlerle yıkıma uğrayan sömürgeci güçler, ayağa kalkan işçi sınıfı ve mazlum halkların tarihsel kazanımlarına engel olamaz duruma düştüler. Bir yandan sosyalizm, öte yandan da sömürge halklarının bağımsızlık mücadeleleri yeni mevziler, büyük başarılar kazandı. Ne var ki, işçi sınıfı ve mazlum halklar, bütün deneyimsizlikleri, tarihsel zaafları sonucunda ve karşı tarafın çok boyutlu birikimlerinin sağladığı gücü karşısında adım adım yenilgiye uğratıldılar. Sınıf Hareketi politik, örgütsel, teorik krize sürüklendi, tabiri caizse dibe vurdu. Reel sosyalizm çöktü. Büyük mücadelelerle kazanılmış, ya da, aynı anlama gelmek üzere, burjuvazi tarafından kerhen kabullenilmiş haklar geri alınmaya başlandı. Benzer biçimde, pusuya yatmış emperyalizm, mazlum halkların bağımsızlık ve egemenlik hakkına yönelik tasallutunda yeni mevziler kazandı, halkları geriletirken, ülkeleri yeniden sermaye nüfuzuna sonuna kadar açık sömürü alanlarına dönüştürdü, yeni sömürgeciliğin girdabında tutsak aldı. Metropollerdeki Reagan-Thatcher saldırısı, “Üçüncü Dünya”da da “yeniden yapılandırma” saldırısıyla birleşti. Uluslararası sermayenin emperyalist devletleri, yerli işbirlikçileriyle emeğin ve halkların kazanımlarını, temel haklarını gaspetti, giderek, yazgılarına yeniden egemen olarak, geleceklerinden çalmaya başladı. Küreselleşme ve YDD’nin ulusal ölçekli yağması, global talanla ve buna eşlik eden korkunç yoksulluk, fazla sermaye oranında artan insan fazlası, yoğun sömürü, baskı ve savaşlarla birleşti, cenderesinde insanlığı tüketmeye başladı. Devrim ve sosyalizmin güçleriyle mazlum halkların kurtuluş mücadeleleri, örgütlülükleri, ideolojileri, örgütleri ve önderlikleri cinayet zanlısı ilan edildi, şeytanlaştırıldı, teröre kurban edilirken terörist sayıldı. Büyük saldırı böyle geldi ve içinde yaşadığımız dünyayı, çok küçük bir azınlığın tarihte görülmemiş zenginliği yanında milyarların sefalet koşulları içinde boğulduğu, varlık içinde yoksulluğun devasa boyutlara ulaştığı, kültürün, insanın, çevrenin yıkımın eşiğine getirildiği koşulları yarattı.

Kuşkusuz, bu süreci insanlığın değil ama Emperyalizmin sınırlarına ulaştığı en yüksek aşaması olarak ele alabiliriz. Yeni evre, Sanayi Devrimi ile başlayan ve sermayenin hareket dinamiklerine ilişkin uluslararasılaşma sürecinin ve Marks’ın keşfetmiş olduğu yasallıklardan hareket eden Lenin’in açıklığa kavuşturduğu asalaklık sürecinin, emperyalist aşamanın, günümüzdeki “olgun” evresidir Küreselleşme. Nasıl ki Emperyalizm Kapitalizm’in son aşamasıdır, son krizin de gösterdiği gibi, Küreselleşme de Emperyalizm’in ulaştığı nihai çürüme aşamasıdır. Bu bakımdan, insanlık bakımından daha yüksek bir uygarlık evresine sıçramanın başlangıcını oluşturmaktadır. Kapitalizm’in iki büyük evrimi, sınırları aşıp dünyayı tek pazara dönüştüren temelleri atan Sanayi Devrimi ile bağımsız milli devletler çağını açan, ulusal sınırlar koyan, ulus-devletlerin egemenlik hakkıyla denetlemeler, kısıtlamalar düzenleyen Fransız Burjuva Devrimi arasındaki çelişki de birincisi lehine gelişmeye başlamıştır.

Hülya Yetişen: Küresel sistemin temel sorunları, bunalımları nedir ve insanlık bu sorunları nasıl aşacak? Daha doğrusu bizi ve çocuklarımızı ne bekliyor?

Haluk Gerger: Bugün insanlığın ulaşmış olduğu aşamada yeryüzünde herkese aş, iş, barınak, makul ölçülerde eğitim ve sağlık hizmetleri vermek mümkündür. Özgürlük, barış ve refahın asgari maddi zemini artık mevcuttur. Oysa ki, insanlık bütün bunlardan çok uzakta bir cenderenin içine hapsedilmiş durumdadır. Bugün bir avuç diyebileceğimiz bir azınlık (6000 aileden oluşan bir süper sınıf) akıl almaz bir varlık içinde yaşarken milyarlarca insan açlık, hastalık, sefaletle boğuşmaktadır. Tek tek bireyler ya da şirketler düzinelerce devletten ya da milyarlarca insandan daha fazla varlığa hükmetmektedir. 1.5 milyara yakın insan günde 70-80 sent’le(cent) geçinmek zorundadır. Üç milyar insanın günlük kazancı 2 dolar civarındadır. İnsanlığın 1.2 milyarı temiz içme suyundan, 2 milyar kadarı elektrikten, 4 milyarı da ihtiyaç duyduğu hekim yardımından yoksundur. Irkçılık, savaşlar, değersizleşme, yozlaşma, cehalet, yoksulluk ve yoksunluk insanlığı bitirmektedir. Sermaye alabildiğine özgür dolaşımdayken, emek ulusal sınırlar içine hapsedilmiş durumdadır, yaşamak için yerlerinden yurtlarından göç etmek zorunda kalanlar sınırlarda vahşi hayvanlar gibi avlanmakta, açık denizlerde boğulmakta, yollarda telef olmaktadır. Doğa kirlenmiş, çevresel felaket kapıya dayanmış, uzay dahi silahlandırılmıştır. Kapitalizm yaşama ve yerküreye egemen olmayı sürdürürse, insanlığı bekleyen, barbarlığın da ötesinde çürüyüş içinde yok oluştur.

Hülya Yetişen: Küreselleşmeyle, küresel ekonomik kriz arasında nasıl bir bağlantı var?

Haluk Gerger: Son 20 küsur yıldır, yukarıda özetlediğim süreç içinde Kapitalizm zaten büyük bir insanlık krizi yaratmıştı. Son kriz ise, kapitalizmin belli sürelerde tekrarlamak zorunda kaldığı basit bir devreyi kriz olmanın ötesine geçmiş, bir birikim tarzı bunalımına dönüşmüştür. Son kriz, aynı zamanda, Liberalizm’in ve Emperyalizm’in de bunalımını ifade etmektedir.

Krizi, daha yakın zamanlara kadar burjuva medya ve akademiyasında subaşlarını tutmuş ideologlarınca “girişimcilik ruhunun dehaları” olarak lanse edilen uluslararası tefecilerin “kar hırsı” “açgözlülüğü”, ya da “büyük devlet adamları”nın hataları, burjuva hükümetlerin yanlışları ile açıklamak burjuvazinin ideolojik saldırısına yenik düşmek demektir. Kriz, kapitalizmin dinamiklerinin kaçınılması mümkün olmayan, kapitalistleri de tutsak alan dinamiklerinin, yasallıklarının doğal sonucudur. Öncelikle sermaye ve kapitalist olabilmek, buna koşut olarak da, hayatı hegemonyaca denetlemek, giderek kendini idame edebilmek ve varlık nedeni olan kar maksimizasyonu sağlamak için tek tek kapitalistler ve bir bütün olarak sermaye aşırı üretim-birikim girdabına mahkumdur. Bu sadece savaşların, yıkıcı paylaşım mücadelelerin kaynağı olan Pazar sorununu, ihtiyaçtan/kullanım değerinden bağımsız üretilen metaların şişmesine yol açmakla kalmaz, yıkıcı rekabet içinde maliyetleri düşürmek için cansız emeğe, makineye, teknolojiye, robotlara yatırım yapmaya mahkum Kapitalist böylece artı değer yaratan canlı emek oranındaki azalmayla kendi kar haddinin düşmesine neden olur, yani kendine de zarar verir. Bu, sadece sermayenin organik bileşimindeki değişikliğinden kaynaklı kar hadlerindeki düşüşten değil, aynı zamanda, aynı zorunluluklarla, aynı zamanda tüketici olanların emekçilerin eksik tüketime mahkum edilmeleriyle de ortaya çıkar. Kriz, Kapitalizm’in yapısal özelliğidir, belli aralıklarla kaçınılmazdır. Kriz, Marks’ın çok önceden belirlediği gibi, fazla sermayenin ilk kaçağını oluşturan finans sektöründe başlar ama bugün de görüldüğü gibi, orada durmaz, gelişip yayılır.

1980’li yılların sonlarından başlayarak kar maksimizasyonu sağlayacak ve devasa parasal varlıkları emecek alan bulamayan sermaye fazlası, “kumar alanı”na geçti ve paradan para kazanmak için yırtıcı bir yağmalama süreci başlattı küresel çapta. Her 24 saat boyunca yeryüzünün dört bir yanında trilyonlarca dolar spekülasyon dolaşımına girdi. Bono, tahvil, kur, faiz piyasalarında üretmeden vurup kaçan bu “sıcak para” giderek bu alanları da tüketti, yeni “balonlar” yaratmaya başladı. İşte ABD’de reel ücretleri on yıllardır sürekli düşüş eğiliminde olan işçilere, hatta işsizlere sağlanan konut kredilerinden türetilen ek krediler gibi “finansal mucizeler” sonunda duvara tosladı ve bildiğimiz süreç başladı. Sadece o insanlar evlerinden atılmakla kalmadı, batan milyarlar bir çığ etkisiyle ekonominin bütün alanlarını, bankalarla birlikte uzun yıllardır karlarını asli üretim alanlarından değil de ranttan sağlayan şirketleri etkilemeye başladı. Para sihirbazlarının trilyonları buharlaştıkça, iflaslar arttıkça ve üretim durup işsizlik arttıkça, “eksik tüketim” derinleştikçe, kapitalizmin hem de merkezi bir kısır döngüye girdi. On yıllardır günde 2 milyar dolarları bulan ölçülerde insanlığın tasarruflarıyla obur iştihasını tatmin eden Amerikan ekonomisindeki durgunluk ötekileri de vurmaya başladı. Artık deniz herkes için bitmişti. Dünyanın üretim zeminini yıkıma uğratan, kaynaklarını tüketen, ekonomileri tahrip eden, kültürü yozlaştıran, ahlakı, giderek uygarlığı bozan kumar ve talan ekonomisi, ona eşlik eden sefalet, baskı, hastalık, açlık ve savaşlarla, emperyalist terörle birlikte hayatı böyle çığırından çıkardı.

Derinleşen bunalımlar, her zaman, insanlığın ortak mirası üretici güçlerin yıkımı, sermayenin merkezileşmesi ve yoğunlaşması ama en çok da bedelin emeğe ödettirilmesiyle bir noktada ulaşılan dengeyle ya da yeni birikim-yatırım modeliyle sonuçlanır burjuvazi bakımından. Elbette onun tarafından yönetilebildiği sürece ve ilerde daha büyük krizlere zemin hazırlayarak. Süreç içinde, emeğin sadece ekonomik değil, sosyal, politik, hukuki bütün kazanımlarına yönelir egemenler, giderek onun geleceğine, emek dünyasının gelecek kuşaklarına yayarlar saldırılarını. Bugün bütçelerden sermayedarlara, şirketlere, bankalara ödenen trilyonlar bunun örneğidir. Kriz derinleştikçe, çıplak zor uygulamaları, faşizm ve irili ufaklı savaşlar sermayenin “nihai çözüm” yöntemleri olur.

Hülya Yetişen: Küreselleşen dünyada Türkiye ne kadar küreselleşti. Daha doğrusu küresel sistem içinde Türkiye nerede duruyor?

Haluk Gerger: Sistemin bunalımı üzerine Demirel iktidarınca yürürlüğe konulan Freidmancı monetarist politikalarla başlayan, 12 Eylül darbesiyle çıplak zorla derinleştirilen ve nihayet Özal tarafından sistemleştirilen birikim modeli, Türkiye’nin son dönem uluslararası kapitalist ekonomiyle eklemlenme sürecinin ana hatlarını oluşturmaktadır. Türkiye egemenlik sistemi spekülatif sıcak parayı toplumun geleceğinden yiyen olağanüstü rantlar karşılığında kendisine çekerek günü kurtarmayı denemiştir. Yukarıda sözünü ettiğimiz devasa sermaye fazlası uzun süreli vur-kaç talanında Türkiye’den de nemalanmış, Türk burjuvazisi de bundan çöplenmiştir.

Türkiye Küreselleşmeyle böyle rabıtalanırken de, her şeye karşın yetersiz de olsa hükmünü bir biçimde sürdüren insani gelişmeden, kültürden, demokrasinin ve hukukun çağdaş özünden iyice koptu. Korkunç bir insani yıkım, moral tahribat, kültürel yozlaşma, gerilik ile Şovenizm ve militarizmin pençesinde kavruldu kaldı ne yazık ki. Sosyal, politik, ekonomik, hayatın her alan ve boyutundaki kirlenme ve bunalım bütün yapıyı ve kurumlarını tarumar etti. Beynelmilel sermayenin çöplüğüne ve onun yerel işbirlikçileriyle silahlı-silahsız hizmetlilerinin cehennemine dönüştürüldü. Özellikle 12 Eylül 1980’den başlayarak ve daha sonra itici gücünü ”Kirli Savaş”tan alarak, üretim araçlarının sahipleriyle şiddet araçlarının sahiplerinin ortaklığı holding medyası aracılığıyla “haber üretimi”ne, üniversiteler eliyle de “bilgi üretimi”ne bütünüyle el koydular, karanlıklar üreten bir ucube “üretim tarzı” yarattılar.

Hülya Yetişen: Küreselleşen dünya Türkiye’ye ne türden sorunlar yükledi? Türkiye bu sürece hazırlıklı mıydı? Yoksa büyük bunalımlar mı bekliyor Türkiye’yi?

Haluk Gerger: Türkiye Küreselleşmeyi dayatmanın çerçevesini oluşturan YDD’de Emperyalist saldırganlığın bir tetikçisi konumundadır. 1980’li yıllardaki ABD’nin Körfez’deki planlarından başlayarak Türkiye gücünün talep edildiği ve yettiği her durumda Emperyalizme yardımcı olmuştur. Bu misyon, Lübnan’dan Bosna’ya, Kosova’dan Afganistan’a uzanan bir askeri varlığı gerektirdiği kadar, başka yol ve yöntemlerle uygulanmıştır. Bu arada, sıcak para operasyonlarından serbest ticarete, IMF politikalarının dayatılmasından borç sarmalına kadar Türkiye Emperyalizm’in öteki benzer ülkelere örnek gösterdiği bir açık pazar modeli rolünü de oynamıştır.

Türkiye bu role 12 Eylül’de postalların altında askeri zor yoluyla hazır hale getirilmeye çalışıldı. Bu elbette sadece zor yoluyla yapılmadı, devletin pek çok ideolojik, kültürel aygıtı da devreye sokuldu. Sonunda en büyük yıkıcı etkiyi de ‘Kirli Savaş’ yaptı. Onun ahlaki yıkıcılığı, moral tahribatı, medyanın yozlaştırma kampanyası ve eğitimin aşıladığı karanlıklarla birleşince çürüyen bir yapı yaratılabildi.

Ne var ki bütün bunların hepsinin bir sınırı da vardı. Şiddet bir noktadan sonra, Kürtlerin tepkilerinde de görüldüğü gibi, direngenliği yarattı. Sömürü ve baskı da her zaman ve her yerde kendilerine karşı direniş tohumlarını da eker elbette. Bugünkü krizle birlikte faiz ve rant ekonomisinin sıcak paraya bağlı “saadet zinciri” de kırıldı. Kürt Sorunu’nda da yolun sonuna gelinildiğini artık egemenler de söyler hale geldiler. Kürt Direnişi karşısındaki askeri, politik, tarihsel, ahlaki çok boyutlu yenilgiyi kimse saklayamıyor artık. Toplumdaki demokratik duyarlılıklar da artıyor. Bir yandan savaşın yükü, öte yandan krizle birlikte gelen işsizliğin, yoksulluk ve yoksunluğun bedelleri emekçi çoğunluğun kendini savunma dürtülerini harekete geçiriyor. Bu demokratik refleksi giderek, reform taleplerini canlandıracaktır. Şayet bu eğilimler örgütlenme ve önderlikle beslenebilirse, elbette sistemin bunalımı da derinleşecektir.

Hülya Yetişen: Türkiye’nin ‘Yeni Dünya Düzeni’ne uyum sağlayamadığı söylenirdi hep. Ergenekon Operasyonu’nun ‘Yeni Dünya Düzeni’ne ayak uyduramayanları temizleme Operasyonu mu acaba?

Haluk Gerger: Şayet bunu YDD’nin “demokratikleşme” getirdiği yanılsamasına dayanarak soruyorsanız, Ergenekon operasyonun ya da burjuvazinin blokları arasındaki iktidar mücadelesini anlamak mümkün olmaz. YDD, demokratikleşme değil, tam tersine, halklara daha fazla sömürü ve baskı getirdi. Buna bağlı olarak ortaya çıkan direnişler ve bunalımlardır demokratikleşmeye giden yolu açabilecek süreçler, olgular. Bir de elbette Emperyalizm başta olmak üzere genel olarak sistemin, özel olarak da işbirlikçi rejimlerin çok yönlü krizidir yolu açacak olan.

Ergenekon Operasyonu, bir yanıyla AKP’nin geleneksel seçkinci güç odaklarına ve silahlı-silahsız bürokrasiye karşı bir güç biriktirme hamlesidir. Bir yanıyla da, farklı kaynaklardan neşet etmiş sermaye güçlerinin, devlet imkanlarının ve toplumsal rant ile artığın bölüşümü rekabetinde, geleneksel büyük burjuvaziye karşı konumlanışının politik saflaşmadaki görüntüsüdür. AKP’nin odağında bulunduğu “liberal” koalisyonun merkezinde Genelkurmay’ın olduğu Kemalist-faşist-ulusalcı odağa karşı bu hamlesini kuşkusuz iki temel olgudan soyutlayarak kavrayamayız. Bunlardan birincisi, Kürt Sorunudur. Şiddet yoluyla tasfiyenin mümkün olmadığını gören liberal koalisyonun, geri plana çekilecek şiddete ek olarak, “reformlarla tasfiye” stratejisinin bir sonucunu da geçirebiliriz bu operasyonda. Düzen bu arada açığa çıkmış, yıpranmış, hatta giderek, rayından sapmış başıbozuk unsurları ayıklayarak vurucu güçlerini yeniden taze kanla besleyerek oluşturuyor. Bu noktada, söz konusu yapıyı kurumu ve bunca yıldır işletmiş olan Emperyalizm’in rolüne de değinmek gerekmektedir. Militarist-bürokratik odaklar dünyanın her yerinde Küreselleşmenin ve YDD’nin kendi aygıtlarını, güç ve bundan kaynaklı avantajlarını tehdit eden dinamiklerinden rahatsız olmuşlardır. Bir zamanlar beynelmilel sermayenin ve Emperyalist devletlerin çıkarlarını korumak üzere oluşturulmuş bu yapılar, Küreselleşmenin “deregülasyon” ve “açık kapı” siyaseti karşısında gereksiz, hatta zararlı hale gelmişlerdir. Bu durumda avantajlı konumlarını yitirmekle karşılaşan bu türden yapılar direnmişler ve böylece de tasfiyeleri gündeme gelmiştir. Küreselleşmenin yaratmış olduğu liberal-kozmopolit kültüre de bu türden yapılardan milliyetçi ideolojik itirazlar hep gelmiştir.Bu da bir başka çelişki alanı oluşturmuştur.Türkiye’de ayrıca Kürt Sorunu da, hem Güney Kürdistan’a ilişkin tavırda, hem PKK’ye karşı mücadelede, Emperyalizm ile seçkinci-bürokratik-militarist kanat arasında ciddi çelişkilere, giderek, “çuval olayı”nda olduğu gibi, çatışmalara neden olmuştur. Dolayısıyla, Ergenekon’la eski efendiye başkaldıran unsurlar da cezalandırılmaktadır.

Bütün bu sürecin gerçek bir demokratikleşmeye dönüşmesi için Özel Harp Dairesi’nin sola karşı işlediği cinayetlere ve Kirli Savaş suçlarına kadar uzanması gerekmektedir ki, şimdilik bu ufukta görülmemektedir.

Hülya Yetişen: 29 Mart seçimlerinde çatışmalar kimliksel bir bazda oldu. Sınıfsal çelişkilerin bu siyasi atmosferde varlığı yok gibiydi. Söylemler laik, dini, Kürt ve Türk milliyetçiliğini baz alıyordu. Sınıfsal temelde hareket eden partilerin aldığı %0,1-0,2 oranındaki oylar da bu durumu doğrular nitelikteydi sanki. Bu konuda ne diyeceksiniz?

Haluk Gerger:Türkiye’de sınıf hareketinin, pek çok başka yerde de olduğu gibi, dibe vurduğu doğrudur. Sınıf bilincinin de köreldiği böyle dönemlerde başka sadakat odakları devreye girer ve emekçiler çoğu kendilerine yabancı ve burjuvazinin çıkar ve ihtiyaçlarına yanıt için oluşturulmuş “değerler” doğrultusunda farklı kimlikleriyle siyasete katılırlar. Ya da siyasetten koparlar, apolitiklik egemen olur. Buna ek olarak, Türkiye’de egemenlik sisteminin uzun yıllar sistematik bir biçimde sürdürdüğü ideolojik saldırı da başarılı oldu, Şovenizm ve militarist değerlere bağlılık bütün kesimler gibi emekçileri de etkiledi. Bilinçli yozlaştırma kampanyasını da buna eklemek gerek. Dışardan gelen liberalleşme ile iç kaynaklı Kemalizm solu da başka yerlere savurdu, bunun da sınıf üzerinde olumsuz etkileri oldu. ‘Kirli Savaş’ın, uzun yıllar siren yüksek enflasyonun moral tahribatlarını da, buna karşı sağlıksız reaksiyonları da unutmamak gerek. Reel Sosyalizmle ilgili gelişmeler, baskılar, teorik yetersizlikler, ekonomik bunalımlar da sınıfı eldekini korumaya itti, devrimden çarpık bir demokratizme ve reformizme kayış, özellikle sendikalar aracılığıyla “örgütlü” kesimleri vurdu. Bu durumda burjuvazinin dayattığı, gündeme bağlı olarak gelişti politika ve seçimler. Bu arada tabii Kürt Sorunu gibi güncel ve yakıcı sorunların, ondan kaynaklanan büyük hareketlerin hayata damgasını vurmasına da şaşmamak gerek.

Hülya Yetişen: Uzun bir süre Kürt gazete ve dergilerinde yazdınız. Belki de bundan olacak ki neredeyse sizi tanımayan Kürt yok. Ancak şimdi sizi şimdi oralarda göremiyoruz? Bunun nedeni karşılaştığınız bir muamele mi yoksa politik unsurlar mı?

Haluk Gerger: Kürt hareketinin zorunlu nedenlerle büyük değişimlere yöneldiği zor dönemlerde yazdım ben. O günün koşullarında varlığımızla sürece çok fazla müdahil olup Kürtlerin kendi yollarını aramaları önünde bir engele dönüşmek yanlıştı. Kürtlerin çevresinde hep olan dolandırıcı şarlatanlar gibi hiç eleştirel olmadan pusuya yatmak da benim yapabileceğim şey değildi. Bu durumda giderek “pişmiş aşa soğuk su katan” bir konuma da düşme riski vardı ve bir şeylerin “pişmekte olduğu yanılsaması”nda olanların rahatsızlığı da söz konusuydu. Bu durumda, bir tür egemen ulus aydınının zaptiyeliği yerine geri çekilmek, bu arada eleştirel bir dostluk ve dayanışmayı da ikirciksiz sürdürmek, hareketin kendi özgür iradesiyle kendi yolunu bulmasına saygı göstermek, bu süreçte bir engele dönüşmemek bana daha doğru geldi. Öyle de yaptım. Sonuçta büyük sarsıntılar yaşandı ama gerçekler zamanla daha iyi anlaşıldı, direniş sürdü, ben de dayanışmadan hiç uzak durmadım, sadece yol ve yöntemleri değişti. Bu süre zarfında dürüstçe söylemeliyim ki, Kürt dostlarımdan hep saygı ve sevgi gördüm, yani “kalbin kalbe karşılığı” hep devam etti. Bu arada belirtmeliyim ki, daha önce hiç bir zaman bana yönelik bir sansürün iması dahi söz konusu olmamıştı ve sonraları da yazmam için hep talep geldi Kürtlerden. Sadece, kimi bürokratik unsurlarla bazı açık alan siyasetçilerin ve politikacı-aydınların küçük bir bölümü bana uzak durmayı seçtiler. Bilirsiniz memurlar ve kariyeristler koku alma yeteneği üzerine inşa etmişlerdir konumlarını ve geleceklerini. Dolayısıyla bunlara da hiç şaşırmadım. Zaten ben e böyle unsurlara pabuç bırakmadım. Onun dışında hem halktan, hem hareketin tabanından, hem de asıl önemli karar vericilerden hep saygı ve sevgi gördüm.

Tabii ayrıca açıkça söylemek gerekir ki, zaman içinde benim bakımımdan ciddi bir güven kaybı da söz konusu oldu. Bu tür mücadelelerde hesapsız bir biçimde yer alan benim gibiler için “güven” ve “sevgi” olmazsa olmaz koşullardır, hatta ilişkinin temelidir, tamamıdır. Birindeki eksiklik tahribat yapar ilişkilerde elbette.

Şunu da eklemem gerek: Benim Kürt halkıyla ilişkim bir dostluk ve dayanışma ilişkisine indirgenemez. Ben nihayet Kürdistanlı bir ailenin çocuğuyum ve ne kadar saygın olursa olsun salt bir “dost” değil, “aileden” birisiyim. Türk olmak ile Kürdistanlı olmanın bir sentezidir benim durumum.

Hülya Yetişen: Türkiyeli aydınların Kürt sorununa genel olarak bakışı nedir? Neden Türklerin bir Sartre’ı yok? Haluk Gerger ve İsmail Beşikçi Hoca dışında var mı?

Haluk Gerger: Türkiyeli aydınların bu yakıcı konuda çok kötü bir sınav verdikleri kesin. Liberal ya da milliyetçi, hep milli eşitliği reddeden tasfiyeci bir bakışa sahip oldular çoğunlukla. Genel bakışı, ortak paydayı tanımlayacak kavramı, tasfiyecilik, onun ardında yatan şartın da “milli eşitlik” ilkesine olan uzlaşmaz karşıtlık olarak ifade edebiliriz.. Aslında bu sömürgeci mantığın ta kendisidir. Ne var ki, klasik sömürgeciler, elbette acılı bir süreç sonunda da olsa, bu sakat mantıktan kurtulmuşlardır ve sömürge halkların kendi devletlerini kurma haklarını, kendi kendilerini yönetmek haklarını tanımışlar, eski inatlarını bırakmak zorunda kalmışlardır, bunu da içselleştirmişler, bu gerçekle barışabilmişlerdir. Ana sömürge merkezlerde biten bu anlayışın bizde devam ediyor olması ilginç ve mutlaka analiz edilmesi gereken sosyolojik bir gerçekliktir ve hazindir. Bir de halkların mezarlığına dönüştürülmüş bir coğrafyanın hakim ulusa sağladıklarının bilincinde olmak gibi bir hinlik de vardır işin içinde elbette. Ama elbette dürüst tavır alan, gerektiğinde bedel ödeyenler de oldu. Sayıları kuşkusuz yetersizdi, etkili olamadılar belki ama direngen bir damar da varoldu hep. Beşikçi özel bir fenomen tabii. Benim gibi birkaç kişinin öne çıkması esas olarak medyada bulunmaktan kaynaklandı yoksa kamuoyunun fazla tanımadığı pek çok iyi insandan daha önde olmamızdan değil. Büyük bedeller ödeyen, önemli katkılar yapan, mücadelede yer alan isimsiz kahramanlar elbette vardır. Sayının utanç verici ölçüde az olması ya da büyük çoğunluğun çok kötü tavırlar geliştirmesinin kaynaklarını, “devlet kurtarmaya soyunmuş” aydın geleneğinde, Kemalizm’in yıkıcı etkilerinin yaygınlığında, “sınıflar üstü kutsal devlet” ve “milli birlik ve beraberlik” yanılsamalarında bulmak mümkün. En kötüsüyse, en keskin sınıfçılığı Kürde karşı konumlandırmada ortaya çıkmaktadır. Türkiye’de solu çarpıtan, devrimci-insani özünden kopartan, düzene sıkı sıkıya prangalayan ve çürüten en kötü aydın tavrı da buradan kaynaklanıyor. Ama aşılıyor da. Türkiye’nin devrimci Marksizm saflarındaki pek çok Kürt devrimcinin de katkılarıyla, bu büyük kopuşu gerçekleştirmiştir ve bu Kürtlerden çok Türk halkı için büyük bir kazanımdır.

Hülya Yetişen: Kürtlerin henüz bir devleti yok. Küresel süreç genel olarak ( Irak, İran, Suriye ve Türkiye) Kürtlerini nasıl etkileyecek?

Haluk Gerger: Ortadoğu statükosu, siyasal coğrafyası, 1. Dünya Savaşı sonrasında galip sömürgeci güçlerce oluşturuldu. Araplar bin bir parçaya bölündüler; Lübnan Suriye’den, Kuveyt Irak’tan kopartıldı, hiç yoktan Ürdün gibi devletler, birbirleriyle kanlı-bıçaklı aşiretlerden örneğin Irak’ta, Ürdün’de, Körfez Bölgesi’nde hanedanlar oluşturuldu, bunlar deli gömleği giydirir gibi farklı etnik ve kültürel unsurlara dayatıldı, dinler, mezhepler, milletler arasındaki çatışmaların tohumları ekildi. Emperyalizmle anlaşanlar Türkiye’de, Irak’ta, Ürdün’de, Hicaz’da olduğu gibi, kendi devletlerini kurdular ama örneğin Kürtlerden bu hak esirgendi, onlar üstelik bölündüler, başkalarının sınırları içine hapsedildiler. Sonra da bildiğiniz gibi pek çok meşru-demokratik haklarından yoksun bırakıldılar, ezildiler. İkinci paylaşım savaşından sonra da benzer bir süreçle bu defa Filistin topraklarında İsrail kuruldu, Filistinlilerin ulusal hakları gaspedildi, yurtları Siyonistlere peşkeş çekildi.

Savaş’ın kurmuş olduğu statüko sonraki yıllarda çöktü. Savaş galiplerince kılıç zoruyla dayatılan statüko örneğin Avrupa’daki kimi güçlerce reddedildi. Buna reaksiyon Faşizm biçiminde ortaya çıktı ve sonunda İkinci Dünya Savaşı’na neden oldu. Asya-Afrika’da da sömürgeci statüko dağıldı. Bu savaş sonunda Avrupa’da ve Asya-Afrika’da yeni statükolar oluşturuldu ama Ortadoğu öyle kaldı. Şimdi buradaki statüko da artık çatlıyor. İlkinde asıl hakkı yenen Kürtler, ikincisinde de Filistinliler olmuştu ve şimdi artık onların hali hazırdaki durumunun sürdürülmesi mümkün değil. Bu halkların kendi yazgılarını tayin etme hakları artık sadece Emperyalistler’in ve yerel güçlerin elinde değil, bu mazlum halklar da etkin aktörler olarak haklarının kavgasını veriyorlar, yazgılarını belirlemeye çalışıyorlar ve dikkate alınmak durumundalar. Buradan ne çıkar şimdiden kestirmek zor. Güney Kürdistan’da fiili bir milli kazanım ortaya çıktı bile. O artık yadsınamayacak bir olgu ve yeni durumların simgesi. Türkiye’deki inkarcı-imhacı yapı da zorlanıyor, yolun sonuna geldi. Ortadoğu güneşi altında ve uluslararası camia içinde Kürtler de kendi onurlu yerlerini alma yolunda ilerliyorlar, geç de olsa Ortadoğu statükosu yıkılıyor, yeni bir dünyanın doğum sancıları yaşanıyor.

Hülya Yetişen: Kürt siyasetleri ulusal gelişimleri için küresel süreci nasıl değerlendiriyor? Bu konuda yaklaşım farklılıkları var mı?

Haluk Gerger: Bildiğim kadarıyla genel olarak, arada nüanslar olsa da, gelişen süreçlerin Kürtlere milli imkanlar yarattığı yönünde bir uzlaşma var Kürtler arasında. Bu süreçte demokratikleşme gören de var, bölge kıyıcılığıyla Emperyalizm arasındaki çelişkiyi saptayıp bundan yararlanmayı hesaplayanlar da. Bölge kıyıcılığının Emperyalizm’le “işbirliği tekeli”ni kırarak kendisine imkan yaratmayı stratejik yönelim yapan politik yapılar da var, o bağlarda korunma şemsiyesi arayanlar da. Emperyalizmin özündeki halk düşmanlığını saptayıp Kürt halkının gelecekteki tarihsel sigortasını halkların kardeşliğinde ve özgür Ortadoğu birlikteliğinde arayan akımlar da, Kürdistan’daki “sol damar” ile ulusal ve toplumsal kurtuluşçuluğu birleştirmeye çalışanlar da var. Aslında yöntem bakımından kafalar pek çok yerde olduğu gibi Kürdistan’da da karışık. Ama Kürtler bu sefer yıkımına çok da katkıda bulundukları statüko sonrasında milli haklarını söke söke almaya kararlılar. Ortadoğu ve onun bir zamanlar kaderini çizenler şimdi o geçmişin ağırlığı altında eziliyor. Şimdiye dek ezilenlerse, ayağa kalkmış durumdadırlar.

Hülya Yetişen: PKK’nin Kürt hakim siyaseti olduğu söylenir? PKK’nin dünya denge ve siyasetleri karşısındaki durumu nedir? Dünya PKK’yi nasıl algılıyor, PKK dünyayı nasıl algılıyor?

Haluk Gerger: Kürt hareketi her parçada eski dünyanın koşullarına göre oluşturulmuş tezlerden hareket etmekteydi 70’ler boyunca. Ne var ki, o zamandan beri ve hepsiyle ilgili olarak, dünyadaki bütün benzeri hareketleri etkileyen o türden tezler Kürtlere ilişkin olarak işlemedi. Kürtler, bütün milli kurtuluş hareketleri içinde kendisine destek hinterlandı bulamayan belki de tek örnek oldu dünyada. Onlar ne Çin’den, ne Sovyetler Birliği’nden, ne de merkez ülke proletaryası ve mazlum halklardan etkin destek bulamadılar. Kürtlerin, Afrikalılar gibi bir lojistik destek kıtası, Filistinliler gibi arka planda bir Arap dünyası, ya da Güney Vietnam’ın yanı başındaki bir Kuzey Vietnam’ı hiç olmadı. Ezen uluslar içinde de demokratik bir dayanışma göremediler. Buna karşılık, ezen devletler emperyalizmin olanaklarını kendi lehlerine seferber edebildiler, hatta Türkiye örneğin NATO’nun ve ABD’nin büyük gücünü arkasına alabilirken, Suriye ve Irak da sırtlarını Sovyetlere dayayabildiler, zaman zaman Iran ve Irak ABD’nin tetikçileri bile oldular. Yani hayat, tarih ve insanlık Kürtlere pek de cömert davranmadı. Dünya Kürtlere çarpık baktı, hatta kör ve sağır kaldı. Bu görülmemiş yalnızlık, “terör” suçlamasıyla da birleşince daha da yıkıcı oldu. Yine de ben Kürt diplomasisini çok da başarısız bulmam ve elbette salt bu türden etkinlikleri “işbirlikçilik” olarak tanımlamam. Tabii büyük sınıfsal ve ulusal kurtuluş hareketlerinin çöktüğü 20. Yüzyılın sonlarındaki tek “insanlık hareketi”nin bütün dünyada böylesi bir anlayışsızlık duvarına çarpması şaşırtıcı ve acıdır. Bu tabii Kürt hareketinin dünyayla ilişkilenmesini de etkilemiştir. Kendini başka halkların mücadelesinden ve devrimci sosyalist güçlerden yalıtmak gibi, dikkatlerin doğrudan ve münhasıran devletlerarası politikada yoğunlaşması gibi eğilimler de doğabilmiştir saflarda. Salt milli dar görüşlülükle Emperyalizme sığınmaya, hatta İsrail gibi bölge kıyıcılığının bir temsilcisine dayanmaya uzanan arayışlar sonunda her zaman azınlıkta kalmıştır. O “sol damar” Kürt hareketini ve genel olarak Kürt halkını hep insani kaygılara yöneltmiş, mazlumların safında olunduğuna dair bilinci hep ayakta tutmuş, ilerici-demokrat refleksi yaşatmıştır. Dünyanın nefret ettiği Bush’un örneğin Kosova’da kahraman kabul edildiği gerçeğini anımsayın ve bir de Irak saldırısı öncesinde Amerikan askeri konvoyunu taşlamaktan yargılanan Urfalı köylülere bakın, ne demek istediğimi daha iyi anlayabilirsiniz. Burada sınıfsal içgüdüyle işleyen ama aynı zamanda müthiş “Kürdi” olan bir tavır/damar mevcuttur Kürt halkı içinde.

Sonuç olarak şunu söylemek gerekir. PKK’nin her şeye karşın beli bükülememiştir, askeri olarak da, örgütsel olarak da tasfiye edilememiştir. Bütün bir dünya sisteminin onca tuzaklarına ve saldırılarına karşın “PKK gerçekliği” her mahfilde hükmünü icra etmektedir. Bugün artık Güney Kürdistan’dan Türkiye’ye, NATO’dan ABD’ye, PKK olgusunun inkarının mümkün olamayacağı görülüyor. Halk desteğinin nelere kadir olduğunun çarpıcı bir örneğidir bu inatçı varoluş. Ayrıca elbette Kürt milletinin tarihsel/ahlaki haklılığının, insani özünün ve direngenliğinin bir sonucudur bu tablo. Dünya ve tarih haksızdı Kürtlere karşı ve kendi dengeleri içinde dahi bu haksızlıklar her birinin ayağına dolanıyor.

Hülya Yetişen: Sizce Kürtleri nasıl bir süreç bekliyor? Türkiye Kürt ve Kürdistan sorununu nasıl ve ne kadar çözebilecek?

Haluk Gerger: Türkiye’nin egemenlik sisteminin bir bütün olarak, sağ- sol- liberal- muhafazakar- dinci, Kürt Sorunu’nda milli eşitlik ilkesine uygun seçenekler üretebilecek zihni özgürlüğe, düşünsel dönüşüme, buna bağlı olarak da politik/sosyal devrim yeteneğine sahip olduğu kanısında değilim. Sistemin içinde böylesi bir mücadeleyi verebilecek bir bloğun varlığı da ne yazık ki yoktur. Hem karşıt güçlü blok ve kurumları, giderek, devlet aygıtının büyük kısmını, hem kendi önyargılarını, hem de halktaki Şövenist-militarist direnci kıracak bir oluşumun ipuçları dahi yoktur ufukta. Liberal cenahta gördüğümüz, yitirildiği açıkça belli bir savaşı kabul edilebilir düzeyde tutmaya, direnci kırılamayan örgütlü bir direnişi tasfiyeye, yok edilemeyen Sorunu denetim altında ve Türk milli çıkarları doğrultusunda tutmaya yöneliktir. Kuşkusuz, şiddetin ve şimdiye kadar tutulmuş yolun sonuna gelindiğinin ve inat halinde nihai yenilginin kaçınılmaz olduğuna dair inanç, doğası gereği, farklı yöntem arayışlarını, hatta kimi reformları içeriyor ve bu kötü bir şey değil. Ama, Sorun ancak “milli eşitlik” ve bunun yasal/anayasal gereklerinin yerine getirilmesiyle, bunun için de devlet/hükümet düzeyinde bilinçli irade kullanılmasıyla çözülecek ise, bunun taşıyıcısı, gönüllüsü, hatta yandaşı yoktur hakim sistem içinde.

Bakın Hasan Cemal, Öcalan mahkemeye çıkartılmadan mutlaka “kıvama getirilmelidir” diye yazmıştı. Kıvama getirme, Türkiye’de özel bir anlam ifade eder çok iyi bilindiği gibi. Ama “kıvama getirme” her zaman “işkence” ile olmaz, başka yöntemler de vardır. Liberallerin “kıvama getirme” ameliyeleri bugün de devam ediyor. Başarılı olabilirler mi? Sanmıyorum. Kürtlerin belli bir çıtanın altını kabulleneceklerine inanmam. Türkiye sistemi de bu kadar yukarıya çıkamaz. Çıkmaz.

Kürtlerin kendi yazgılarının tayininde asgari bir rol oynamaları gerekmez mi? Bakın, kendi kaderini tayin hakkı, boşanma hakkı gibidir. Bunun savunulması, bütün evliliklerin ayrılmayla sonuçlanmasını talep etmek demek değildir elbette. Kendi Kaderini Tayin Hakkı da, boşanma hakkı gibi, birlikteliğin özgür-gönüllü olmasına, tarafların tamamı için eşit ve iyi işlemesine göre kullanılır. Özerklik’ten Federasyon’a, Üniter Devlet’ten Konfederasyon’a kadar uzanan pek çok biçim söz konusu olabilir. Ve elbette ayrılma hakkını da içerir. Kürtler arasında, her parçada, bütün bu görüşleri savunanlar vardır ve hep olacaktır. Önemli olan, bu görüşlerin hepsinin özgürce ve örgütlü olarak savunulabileceği bir demokratik çerçevenin oluşturulmasıdır. Ondan sonra söz halklarındır.

Tabii bu büyük bir kriz demektir. Kürtler bakımından daha çok kan ve gözyaşı demektir. Türkler bakımından daha fazla militarizm, yoksulluk, savaş, gerilik ve çürüme demektir. Bu, darbe, Faşizm, yıkıcı şiddet ortamı anlamına gelir. Bu aynı zamanda Türkiye’nin bölgede tam bir istikrarsızlık unsuru olması, giderek, Emperyalizm bakımından bile taşınması ağır bir yüke dönüşmesi anlamına da gelebilir. Savaşın kontrolsüz biçimde yeniden yükseltilmesi, bunun içerdeki ekonomik, politik, sosyal yansımaları bugün bildiğimiz haliyle TC’nin de sonunun başlangıcını oluşturabilir. Bütün bunlar doğrudur ama ne yazık ki sistem ve onun biçimlendirdiği beyinler ve yürekler, akıllar ve vicdan öylesine taşlaşmıştır ki, ülke bir girdaba sürüklenmek eğilimini içselleştirmiştir adeta.

İşlerin bu boyuta ulaşmaması için Kürtlerin kararlı oldukları kadar aynı zamanda çok dikkatli, esnek, yapıcı, uzlaşmacı, hatta fedakar davrandıklarını da görüyorum. Bir karşılık bulabilecek midir bu, işte ondan emin değilim. Türklerin esenliği, refahı, demokrasisi de Kürtlerin sırtına yüklenmiş gibi...


Röportajlar Dizisi - Hülya Yetişen
hulyayetisen@yahoo.fr


 
Yazıya puan ver:
 (Toplam Oy #: 0)
  |   Okuma: 2362   |   Yorum: (418)   Yazdir
   Arkadaşına Gönder

Değerli ziyaretçimiz, siz kayıtsız kullanıcı olarak siteye girdiniz. Size kayıt yaptırmanızı veya kendi adınızla giriş yapmanızı öneriyoruz.

İlgili Diğer Haberler:


 Yorum #1  | 25 Ekim 2013 13:05 | Alıntı     

Lemadyeteew

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
fkZaytZyZdoc Moncler Online
ttZswwZfZtsg Moncler Rea
jfZwhbZuZhjx Canada Goose Outlet
apZlyxZqZafy Parajumpers
jhZbalZmZjdh Timberland Støvler
rxZkfvZhZxtz Parajumpers
ziZzbaZdZbfq Moncler Doudoune
tgZictZcZuiz Timberland Norge
wuZzshZsZipr Ralph Lauren Jacke
yeZyxqZfZdzv Moncler Doudoune
 Yorum #2  | 25 Ekim 2013 13:11 | Alıntı     

Befmoomsamisk

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
cnZqmhZeZitv Parajumpers Pas Cher
usZyxbZgZnvp Ugg Boots Canada
olZrvbZlZarj Canada Goose Nettbutikk
nxZgwyZxZkwt Abercrombie Jacke
axZducZhZvpc Woolrich Woolen Mills
ktZvgvZsZlpv Canada Goose Online Shop
koZfjcZeZapr Cheap Timberland Boots
jiZcxwZwZofu Ugg Outlet Schweiz
ofZrofZzZchw Canada Goose Prix
hrZaufZxZipn Ugg Outlet Schweiz
 Yorum #3  | 25 Ekim 2013 13:12 | Alıntı     

Seeciaveafe

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
jnZjnnZuZifw Timberland Schweiz
syZjysZwZdaa Timberland Schweiz
yhZncdZyZdfb Ugg Boots
idZbsdZxZczm Nike Free
hqZddgZmZtxu Timberland Schweiz
zaZakkZpZheb Timberland Schweiz
fcZgxuZgZzyg Nike Free
voZfvhZaZtrv Timberland Schweiz
qtZjexZoZgus Moncler Jacken
urZasxZoZetx Nike Air Max
 Yorum #4  | 25 Ekim 2013 13:24 | Alıntı     

Sizelopeerall

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
wlZvwcZlZqle Ugg Italia
ouZusoZnZwsp Ugg Italia
ndZjnjZzZebg Moncler Piumini
dxZhklZqZpqp Parajumpers Sale
lsZxrcZbZrnp Belstaff Madrid
dqZxazZyZbms Cheap Uggs Ireland
lhZfwgZuZgvl Belstaff Madrid
xlZduhZmZpgh Timberland Schweiz
juZkagZcZdbm Ugg Italia
xrZkqgZvZonm Timberland Uk
 Yorum #5  | 25 Ekim 2013 13:31 | Alıntı     

stiseartith

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
nwZvsvZbZson Timberland Uk
qrZkvrZlZgod Woolrich Bologna
ivZeldZgZlsn Woolrich Bologna
tmZrfpZlZnia Isabel Marant Basket
icZlfcZxZsxw Woolrich Bologna
rbZjerZwZyef Parajumper Femme
ewZlahZpZcey Woolrich Bologna
ifZdmyZoZsgi Canada Goose Outlet
laZgjzZgZclx Parajumpers Long Bear
ldZqjhZuZnaz Woolrich Bologna
 Yorum #6  | 25 Ekim 2013 13:51 | Alıntı     

Obtaitadveday

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
fhZsebZbZbrk Moncler Vest
liZnanZpZjdy Timberland Sko
asZkjtZxZmeh Moncler Outlet
eyZeoiZqZowl Ugg Australia Pas Cher
tqZstzZsZrbt Pjs Vinterjakke
ubZycbZuZlwq Pjs Vinterjakke
erZdreZpZths Ugg Australia Pas Cher
ntZtqtZoZclg Uggs
puZkksZbZwer Peuterey Roma
ueZtvrZuZrih Ugg Ale
 Yorum #7  | 27 Ekim 2013 01:15 | Alıntı     

celapieni

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
qeZlveZqZiif Timberland España
nuZztyZoZkff Parajumpers
isZtnhZgZumo Canada Goose Jacka Dam
qbZsfiZpZxpg Timberland España
udZyaxZfZibx Canada Goose Jacka Dam
oqZpweZiZate Uggs
keZqevZnZxla Canada Goose Pas Cher
mhZtndZiZdsq Cheap Ugg Boots
snZqwqZdZppj Canada Goose Jacka Dam
kgZdgdZcZvqo Uggs
 Yorum #8  | 27 Ekim 2013 08:33 | Alıntı     

evalliaftUnen

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
acZrtbZnZmbt Giubbotti Peuterey
usZfyxZhZtzu Ugg Sko
goZpkrZzZnwi Peuterey Uomo
jiZysqZgZhdj Woolrich Clothing
suZnepZeZxyd Ugg Australia
uxZzkmZwZrkc Doudoune Abercrombie
owZgkqZeZlni Woolrich Clothing
opZeyzZhZwik Woolrich Clothing
cjZvmqZwZwlq Parajumpers Sale
vgZjwdZkZgtx Uggs Goedkoop
 Yorum #9  | 27 Ekim 2013 13:00 | Alıntı     

AltedKilt

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
apZatuZeZhkc Canada Goose Prix
wuZhhlZkZege Moncler Uomo
uwZkvwZzZrza Canada Goose Online Shop
ydZcpaZwZewm Ugg Skor
neZvvqZuZisc Timberland Schuhe
wpZbabZqZknw Ugg Knokke
ayZnkdZhZjez Moncler Jacka
wkZstzZzZfmj Moncler Uomo
bkZubmZuZkrt Canada Goose Prix
hkZdpgZqZckh Ugg Boots Canada
 Yorum #10  | 27 Ekim 2013 16:56 | Alıntı     

CetResseake

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
uqZzkaZmZmkv Belstaff France
wbZqksZsZfcl Moncler Espa帽a
prZlvgZfZamq Uggs Wien
diZzpyZiZwpg Moncler Espa帽a
veZitwZcZnyl Cheap Uggs
trZcmwZgZmmi Botas Ugg
yeZllnZoZtfa Canada Goose
egZncdZlZilo Parajumpers
cwZhsbZxZopb Uggs Wien
xgZdjuZuZamf Woolrich Parka
 Yorum #11  | 28 Ekim 2013 02:51 | Alıntı     

alendlamSpope

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
mhZrjoZgZmca Moncler 2014
rgZaouZfZnaj Ugg Ale
afZsugZsZnmd Moncler 2014
ivZbffZoZfup Isabel Marant Uk
eiZshgZxZtue Moncler 2014
ddZvjoZrZzzd Canada Goose Expedition Parka
fzZpwxZdZesi Canada Goose
ywZpmwZxZaav Barbour Milano
ktZfswZqZcsi Hollister Jacke
oaZwwpZaZqqb Belstaff Jacket Uk
 Yorum #12  | 28 Ekim 2013 06:49 | Alıntı     

stiseartith

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
czZqriZjZnos Moncler Oslo
dwZnjkZaZlmq Ugg Portugal
utZdqsZzZumv Timberland Uk
vlZgxbZfZxfp Ugg Pas Cher
qhZjrtZsZgop Belstaff Madrid
vrZauqZeZzlr Canada Goose Outlet
noZlkhZyZsfd Moncler Piumini
leZnnrZuZrdx Timberland Uk
awZccpZlZifj Belstaff Madrid
mbZovkZvZnjb Parajumpers Long Bear
 Yorum #13  | 30 Ekim 2013 01:56 | Alıntı     

Loolvegoave

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
idZxwcZuZfwj Moncler Online
qhZmafZxZsnz Canada Goose Jassen
gfZbqgZdZwmo Moncler Online
utZlnsZsZdei Ugg Boots Ireland
laZtpcZiZuqb Ugg Boots
uiZykoZyZjej Woolrich Outlet
ovZjlaZiZckm Canada Goose Norge
hqZqxjZuZrsh Ugg Boots
pgZtfhZnZauz Ugg Boots Ireland
abZjxmZuZcyx Woolrich Parka
 Yorum #14  | 30 Ekim 2013 03:15 | Alıntı     

WallCaleHip

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
wgZnczZsZhnl Uggs Schweiz
skZiztZaZyua Canada Goose Jakke
uiZmogZcZfjy Ugg Australia Espa帽a
dnZtbiZpZzkz Moncler
mcZhzvZuZwub Parajumpers Jassen
bwZpzhZtZbgo Ugg Australia
ilZsbwZtZnns Canada Goose Vest
bvZjrdZqZqxf Moncler Jacken
irZrsdZfZnxv Timberland Wien
quZkiyZiZljv Barbour France
 Yorum #15  | 30 Ekim 2013 04:28 | Alıntı     

Mardduerwet

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
neZtqhZcZfsi Ugg Outlet Italia
zdZeffZwZgau Ugg Australia Pas Cher
abZiubZtZnhq Ugg Boots
giZkksZkZsej Ugg Australia Italia
oxZugwZcZzzh Ugg Australia Italia
ipZxqpZyZgvg Cheap Uggs Canada
kmZbdyZtZxkx Ugg Australia
cdZzxhZbZibj Ugg Australia
fgZuzyZvZcwu Ugg Australia Pas Cher
ayZxpqZfZdcy Ugg Australia


alZsbfZgZojl Ugg Suomi
bhZszuZnZvoh Ugg Outlet Schweiz
kxZysaZrZeik Ugg Outlet Canada
mcZgspZfZiye Ugg Outlet Schweiz
skZoubZlZolp Uggs Sale
exZzxkZtZref Ugg Outlet Schweiz
iwZnefZmZeab Cheap Uggs Uk
lxZqnaZfZkwa Ugg Outlet Schweiz
rtZqokZkZxlq Uggs Sale
uiZmsmZjZdsa Uggs Sale
 Yorum #16  | 30 Ekim 2013 05:04 | Alıntı     

MemoborsKer

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
spZvlqZvZdmd Uggs Rea
ijZzmfZvZkmt Uggs Canada
ilZdwvZcZasq Uggs Rea
pbZhdeZuZdwo Ugg Italia
qaZbusZrZhnc Uggs Norge
ymZaelZuZiny Ugg Pas Cher
cyZghjZkZfjv Ugg Norge
twZlieZoZtir Uggs Rea
emZqjzZoZqee Cheap Ugg Boots Uk
fxZowqZzZizw Uggs Norge
 Yorum #17  | 30 Ekim 2013 13:25 | Alıntı     

RiliBreed

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
cbZbgoZtZffd Canada Goose Jakke
phZmwpZmZera Timberland Deutschland
meZfatZoZxjb Uggs
dfZxckZuZzjq Ugg Schweiz
fuZyqzZoZcwb Canada Goose Jacka
ioZlsnZlZwhc Timberland Canada
pkZfatZjZjzw Timberland Canada
veZgbrZqZvqn Timberland Deutschland
jdZmplZbZtam Parajumpers Danmark
vfZcokZdZlfm Canada Goose Tilbud
 Yorum #18  | 30 Ekim 2013 13:45 | Alıntı     

alendlamSpope

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
lmZtfiZeZifp Woolrich Jacken
txZbcyZcZjzn Piumini Moncler
ezZtwbZvZniu Canada Goose
fgZzqqZwZudf Piumini Moncler
hhZdwuZkZueh Canada Goose Coats Uk
zbZpsrZpZjrl Botas Ugg Espa帽a
pfZmceZrZzjc Canada Goose Femme
egZnarZnZdvd Woolrich Jacka Dam
lzZiylZuZezv Uggs Outlet
xrZorpZiZyya Uggs Outlet
 Yorum #19  | 30 Ekim 2013 15:04 | Alıntı     

coornedic

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
exZthkZrZftq Woolrich Online
fkZkwuZxZauk Timberland St酶vler
deZdqiZbZouw Canada Goose Jakke Dame
cdZqjmZgZpdp Woolrich Jacka
orZfpiZvZzih Moncler Toronto
ngZwiaZeZriq Barbour Milano
irZbzyZmZcbc Ugg Sales
ddZzpiZxZqzj Doudoune Ralph Lauren
tyZkvlZdZzue Woolrich Deutschland
qmZgfmZgZvua Giubbotti Peuterey
 Yorum #20  | 30 Ekim 2013 16:02 | Alıntı     

ovajetrorourn

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
xxZpbeZmZspp Moncler Jassen Dames
fyZezzZkZfqm Parajumpers Usa
ykZxewZbZvpr Barbour Jacke
ntZlaqZdZvrq Peuterey Jacke
kyZxocZuZcji Parajumper Jakke
bpZvylZfZvwa Uggs
ipZqcgZkZujf Ugg Boots Sale
ahZrnkZyZwfn Barbour Jacke
fqZdowZcZkgu Timberland España
lbZcagZoZego Botas Timberland


njZnflZiZtap Parajumpers Jakke
plZnpaZyZojb Woolrich Parka
ivZiqlZsZphq Ugg Boots
dwZywkZcZeff Moncler Jakke
wjZmvoZrZglt Ugg Pas Cher
fyZvluZfZfrd Ugg Saappaat
biZbtqZpZswl Uggs Sale
nlZgblZjZosa Parajumpers Jakke
vfZkjiZrZrgk Belstaff Sale
yjZgepZgZegd Moncler Jakke
 Yorum #21  | 30 Ekim 2013 19:24 | Alıntı     

Sizelopeerall

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
agZjhgZbZwef Isabel Marant Sneaker
feZeocZyZolm Moncler Piumini
suZoepZrZqht Parajumpers Sale
pcZegaZrZluk Moncler Oslo
kiZcpmZjZjrd Woolrich Bologna
nxZscyZdZptc Parajumpers Sale
ynZfrsZlZwbr Parajumpers Long Bear
iuZfjuZuZmee Parajumper Femme
yqZubnZpZlsc Timberland Schuhe
eaZbmuZiZvap Belstaff Sverige
 Yorum #22  | 30 Ekim 2013 23:33 | Alıntı     

criguoursix

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
moZppdZcZryy Belstaff Madrid
muZyvvZhZfzx Parajumpers Sale
ttZtghZmZyoq Parajumpers Long Bear
pqZhcuZvZsmz Isabel Marant Basket
lcZxjrZrZvnx Moncler Jacken Online
evZmiwZiZoqz Parajumpers Sale
xbZzabZoZkis Canada Goose Outlet
ejZxofZzZrna Moncler Jacken Online
qpZxtoZeZwek Cheap Uggs Ireland
fzZrcxZpZrri Moncler Piumini


xoZizfZkZxok Parajumpers Jakke
koZgqhZyZdmt Canada Goose Jassen
vhZkwlZxZwct Timberland Canada
dxZbucZeZlyo Ugg Schweiz
zgZpajZrZdyu Peuterey Giubbotto
phZoxaZiZipu Moncler Rea
fvZpxpZyZxku Woolrich Parka
ttZfcyZwZikx Canada Goose Outlet
mnZhalZdZafg Canada Goose Outlet
xvZsuaZvZyyd Parajumpers Norge
 Yorum #23  | 31 Ekim 2013 02:00 | Alıntı     

Seeflyfum

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
foZncxZdZpff Moncler Online
ldZgviZiZvqw Canada Goose Pas Cher
yhZcowZhZmyt Moncler Online
cmZrglZgZxng Ugg Pas Cher
saZbdnZdZlyw Moncler Online
bpZoveZkZdtn Ugg Pas Cher
hwZjqhZpZqcl Woolrich Outlet
qoZxtgZvZigk Doudoune Moncler
sfZooeZyZoqy Woolrich Outlet
ijZuhvZcZbqs Doudoune Moncler Femme
 Yorum #24  | 31 Ekim 2013 21:49 | Alıntı     

sonEnsunsecom

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
vaZcvzZnZmpn Isabel Marant Sneakers
ooZbvaZhZykr Ugg Ale
gsZwgtZsZnph Piumini Moncler
pvZviaZwZfdv Botas Ugg Espa帽a
prZswjZsZoru Canada Goose Expedition Parka
czZfcmZsZsfc Ugg Ale
ouZdtwZtZsdy Parajumper Canada
dbZiqbZmZhjj Canada Goose
yjZkobZoZskj Moncler Femme
giZibqZuZcar Ugg Keng盲t
 Yorum #25  | 1 Kasım 2013 06:58 | Alıntı     

hoksUnfoffBop

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
jjZegjZrZqgi Canada Goose Outlet
erZhblZlZilj Ugg Pas Cher
xtZjrfZkZrgm Moncler Winterjassen
lcZosgZtZmxk Woolrich Rea
sfZnaeZbZxmx Belstaff Sale
ptZiugZqZcog Timberland Boots Canada
sfZiswZkZtct Ugg Boots
geZuhpZzZfpl Moncler Homme
sgZbnhZlZikn Moncler Jakke
ywZyqsZaZsqn Timberland Barcelona
 Yorum #26  | 1 Kasım 2013 10:28 | Alıntı     

brireeges

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
qvZhffZnZqth Moncler
btZrgyZvZprz Moncler Jacken
anZrjiZoZwqk Ugg Australia Espa帽a
cnZavzZfZobz Parajumpers Jassen
wiZrscZiZsgc Parajumpers
ybZmvyZzZbhu Moncler Jacken
bpZsydZzZuwb Moncler
aqZneaZcZicj Moncler Vest
ipZpbaZzZkzh Spaccio Woolrich Bologna
hoZlokZxZxof Timberland Wien
 Yorum #27  | 1 Kasım 2013 11:11 | Alıntı     

groovegobrier

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
cyZopvZcZdmz Woolrich Jacken
tfZqndZhZqvh Isabel Marant Sneakers
vzZcyfZsZpky Pjs Norge
cnZuqgZfZohu Isabel Marant Sneakers
xxZtcyZzZfxb Canada Goose Femme
rdZegjZoZtut Moncler Femme
mbZqeuZtZfht Parajumpers Canada
seZyliZdZhqi Piumini Moncler
dhZwqrZuZevx Ugg Ale
ueZnutZfZtoq Timberland Sverige
 Yorum #28  | 1 Kasım 2013 16:54 | Alıntı     

celapieni

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
lbZgxqZzZfkh Moncler
fqZtojZhZnht Woolrich Spaccio
xhZahaZyZsca Uggs Antwerpen
xiZdcfZxZufk Uggs Australia
asZusoZlZrjt Barbour Online
uyZpdmZfZytl Barbour Online
rwZdgcZcZrta Goedkope Uggs
mzZkbsZrZvjw Botas Timberland
rvZnnpZcZonb Barbour Online
wbZhumZhZpki Goedkope Uggs
 Yorum #29  | 1 Kasım 2013 18:40 | Alıntı     

Frulleyevex

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
idZouoZrZkoj Uggs
glZsdxZqZnrd Botas Ugg
ryZyrcZpZbwp Canada Goose Jakke
chZnbhZwZtna Woolrich John Rich & Bros
igZeukZxZkdb Canada Goose
qnZqroZzZlhc Timberland Norge
sqZjsmZtZnys Moncler Online
snZupkZvZynl Canada Goose
evZqwoZjZxah Piumini Moncler
iwZfbpZvZzrn Botas Ugg
 Yorum #30  | 1 Kasım 2013 20:24 | Alıntı     

ovajetrorourn

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
biZjwiZtZrkc Canada Goose Jacka Dam
pgZiioZaZiuq Peuterey Jacke
vdZqkgZvZluq Uggs Antwerpen
qbZcixZrZzxl Moncler Outlet
gpZubdZsZdgi Uggs Antwerpen
crZewaZaZoug Goedkope Uggs
xsZtwxZiZeci Parajumpers Usa
btZrmcZyZiru Parajumpers Uk
ryZwopZzZdot Goedkope Uggs
ckZafvZpZdxy Timberland España

Yorum ekle

Adınızı:  

E-Posta:  


Kodunu:
Include security image CAPCHA.
Kod güncelleme


Kodunu girin: