Kurdistan-Post yenilendi
yeni adresimiz www.Kurdistan-Post.eu dur.

Lütfen favorilerinizi günceleyiniz !
Bu site sadece arsivdir.

İ-DKP Başkanı Mustafa Hejri İle Röportaj-Hülya Yetişen


İ-DKP Başkanı Mustafa Hejri İle Röportaj-Hülya Yetişen

Irak Kürdistanı’nda Peşmerge ordu güçlerimiz vardır. Hatırlatılması gerekirki şu anda İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik silahlı mücadelemizi askıya aldık.
«    Ekim 2017    »
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
 

Qazî Mihemed'in Kürd Ulusuna Vasiyeti


Qazî Mihemed'in Kürd Ulusuna Vasiyeti

Zulüm ve baskı gören halkım!

Yüce Allah aşkına vaatlere artık kanmayın. Çünkü onlar ne Allah'ı tanıyorlar, ne peygambere, ne kıyamet gününe, ne Allah huzurunda hesap vermeye inanıyorlar. Onların nezdinde, Müslüman da olsanız, Kürt olduğunuz için suçlusunuz, onların düşmanısınız

Kurd li Misrê - Nezîr Silo


Kurd li Misrê - Nezîr Silo

Misr yek ji welatên ku herî peywendîdar bû ji demek dirêj ve di nav dewletên erban de bi Kurdan re.

Helîm Yûsîv İle (Kurdî-Türkçe) Söyleşi-Hülya Yetişen  


17-08-2011, 15:56 Kategori: Röportaj  
Helîm Yûsîv İle (Kurdî-Türkçe) Söyleşi-Hülya Yetişen


Hülya Yetişen Arkadaşımız bu ayki röportajını Suriye Kürtlerinden edebiyatçı ve politikacı Helim Yusuf ile yaptı. Helîm Yusuf’la yapılan bu röportajda Kürt edebiyatı ve dili hakkında değerlendirmeleri, Suriye’de gelişmekte olan halk ayaklanmasını, ayaklanmanın kapsamı ve niteliğini, ayaklanma süreci içinde Güneybatı Kürtleri’nin duruşunu, beklentilerini ve olası geleceğini okuyacaksınız.

Röportajın aslı Kürtçedir. Konunun önemi, röportajın içerik ve kapsamının zenginliği nedeniyle okur kitlemizi de dikkate alarak Türkçe’ye çevirdik. İlgiyle okuyacağınızı umduğumuz bu röportajı Kürtçe’den Türkçe’ye çeviren Gulê Turhallı’ya ve Türkçe soruları Kürtçe’ye çeviren Mehmet Sebatlı’ya ayrıca teşekkür ediyoruz.

Röportajı ilgiyle okuyacağınızı umuyoruz.

Helim Yûsîv Kimdir

1967’de Suriye’nin Amûde şehrinde doğdu. Halep Üniversitesi’nde Hukuk Fakültesi’nde okudu. 2000 Yılı’ndan beri Almanya’da yaşamaktadır. Yazıları Kürt, Arap gazete ve dergilerinde yayınlanmaktadır. Eserleri Türkçe, Arapça ve Almancaya çevrildi.

Eserleri:

Miri Ranazin (Ölüler Uyumaz) Öykü Avesta yayınları 1996
Mere Avis (Gebe Adam) Öykü Avesta yayınları 1997
Jınen Qaten Bilind (Yüksek katların Kadınları) Öykü Avesta Yayınları 1998
Sobarto Roman Avesta Yayınları 1999
Meme be zin (Zin’siz Mem) Öykü Avesta Yayınları 2003
Tırsa be Diran (Dişsiz Korku) Roman Avesta yayınları 2006
Gava Ku Masi Ti Dibin( Balıklar susayınca) Roman Lis Yayınları 2008

Türkçe’ye çevrilen eserleri:

Ölüler uyumaz Öykü- 1998 Avesta Yayınları
Dişsiz Korku Roman 2008 Evrensel Basım Yayın

Hülya Yetişen: Helîm Yûsiv kimdir? Sanatçı yanı, düşünceleri, amaçları kendinizi bütün yönleriyle nasıl tanıtırsınız?

Helîm Yûsiv- Çok zor bir iş insanın kendisini genel bir resimde tanıtması. Zaten resimle yazmak insanın kendi arayışıdır. İnsanın kendini tanıma çabasıdır. Kendime ilişkin bildiğim en önemli şey, ben sınır çocuğuyum. Kuzey Kürtleri sınır ötesinin Suriye tarafına (Binxet) derler. Suriye Kürtleri de Kuzey Kürdistan tarafına ( Serxet) derler. Ne annem Arapça bilirdi ne babam. Babam Kuzeyli olmasına rağmen Türkçe bilmezdi. Ölünceye kadar tek bildikleri dil Kürtçeydi. Kürtçe hem Kuzey Kürdistan ‘da hem de Güney Kürdistan’ da yasaklanmış bir dildi. Vatanımızın adı o zamandan bu yana yasaktı. Daha çocuktum her gün bir bomba ya da bi mayın patlardı birisinde. Bu kişilerin çığlıkları kulağımda ateşten bir soru olurdu. Aniden gördüm ki çocukluğum bir akrep gibi kandırılmış ateşten sorularla etrafı çembere alınmıştı. Ya kendimi öldürecektim ya da bu ateşle büyüyüp dört tarafında oynayacaktım. Ölümün gelişi her an kapımızın önündeydi. Ben ikinci yolu seçtim. Şimdiye kadar ben çok yanmış, bozulmuş ve yıkılmış roman elbiselerini giydim ve arkamda bıraktım. Bu zamana kadar güzel ve tehlikeli oyun devam etmektedir.

Hülya Yetişen: Şu anki Kürt kültürü hakkında ne söylemek istersiniz? Size göre kaliteli yazmak mı önemli yoksa ne olursa olsun Kürtçe olması mı önemli? Kürt roman dili üzerinde bir sanatçı olarak ya da bir yazar olarak ne diyebilirsiniz?

Helîm Yûsiv- Kürt kültürünün ve sanatının rengi Kürtlerin yaşamlarına ve vatanlarının içinde bulunduğu duruma benzemektedir. Kürtler devletsiz bir halktır, vatanları parçalanmış dilleri değişik alfabelerle bölünmüştür. İnsan genel anlamda Kürt kültürüne baktığı zaman durumu şöyle tanımlayabilir. Kırık bir aynadan kendini görmek isteyen bir kadına benzetilebilir . Kürtçe yazma konusunda eskiden beri nasıl olursa olsun Kürtçe yazılsın da taraftarı değildim. Kürtçenin kaliteli yazılması ve profesyonel yazılmasına ihtiyaç var. Dil hiçbir zaman resmin bir ölçüsü olmamış ya da yüksek bir sanat ölçüsü olmamıştır. Şu iki yönü karıştırmamamız gerekiyor. Siyasal ve ulusal yan ile resim yanını karıştırmamamız gerekiyor. Kürtçe yazıyı siyasi ve ulusal bir hizmet olarak görülebilinir bu da meselenin diğer bir yönüdür. Diğer yönden baktıgımız zaman resim aşaması o dilin resmini bize göstermez. Evet, yazarın nasıl bir biçimde bu aşamayı gösterdiği önemli . Bana göre resim de yazmanın bir ölçüsüdür. Kürtçe yazmak için önemli olan yüksek düzeyde yaratıcı olmaktır. Bu çerçevede Kürtçe roman dili son 20 yıldır çok aşama kaydetmiştir. Kürt romanı kendisini bütün dünyada yazılan romanlar seviyesine getirmiştir. Şüphesiz Kürt dilinin yasaklanmasından kaynaklı yaşanan rahatsızlıklar var. Ama genişleme alanı açmıştır kendisine.. Yaşam için direniş şu anda başarılı olmuştur.

Hülya Yetişen- Arap ülkeleri arasında Suriye'yi nasıl bir yere yerleştirmek gerekiyor? Suriye'nin demografik yapısı hangi etnik gurup ve halklardan oluşuyor? Esat yönetiminin ülke içinde dayandığı temel dinamikler nedir?

Helîm Yûsiv- Suriye Arap dünyasında çok önemli bir ülke, özgün bir ülke olarak bilinmektedir. En önemli nedeni İsrail’le sınırlarının ortak olması ve Israil’le karşı karşıya gelmesidir. Araplar Filistin sorununu kendi iç sorunları olarak görmektedir. Suriye’de yaklaşık 23 milyon insan yaşamaktadır. En önemli ve hâkim olan etnik grup Araplardır. Diğer etnik grupların istatistiği yapılmamıştır. Çünkü resmi siyasete göre Suriye topraklarında yaşayan herkes Arap sayılmaktadır. İkinci grupta Asuriler, Ermeniler, Çerkezler , Türkmenler ve Çeçenler de yaşamaktadır. En büyük nüfus Kürtler de dail suni mezhebindendir. Küçük bir azınlık Alevi yaşamaktadır. Daha çok Güney mıntıkasında Lazaqiye de yaşamaktadırlar. Esat rejimi emniyet ve istihbarat gücünü dini kökenlerden sağlamaktadır. Daha çok Alevi kökenli vatandaşlardan istihbaratlarını sağlamaktadırlar. Çünkü Esat ailesi de bir Alevi ailedir. Ordu komutanlarını ve istihbarat güçlerini bütün etraflarını dini inançlara göre konumlandırmıştır. Hafız Esat bir darbe ile başa geldi ve partisi olan Baas’i kendi iktidar gücü olarak şekillendirdi . Yavaş yavaş partilerin gücü kalmadı. Muhalif partilerin gücü kalmadı, çürüdüler ve güçsüz bırakıldılar. Bütün arkadaşlarını ve önderlerini tasfiye etti. Kendine göre bir anayasa oluşturdu. Suriye Anayasası’nın 8 . Maddesine göre Baas Partisi devletin ve toplumun öncüsüdür.

Suriye’de ortak sivil toplum örgütleri kalmamıştı. Olan muhalif grupların da sadece isimleri kalmıştı. İçi boş heykele dönüştürülmüşlerdi. Devlet yerine istihbarat denilen bir yapı ortaya çıktı. Böylelikle Orduyu, generalleri, anayasayı ve hukuku kendilerine bağladılar. Esat ölünceye kadar istihbarat örgütünü kendisi yürütüyordu. Öldükten sonra beş dakikada anayasayı değiştirdiler. Oğlu Esat daha 34 yaşında idi. Kanuna göre 40 yaşında olması gerekiyordu, kanunu değiştirerek onun babasının mirasına oturttular. Şu an yaşanan başkaldırıda olmasaydı Beşar ın ölümünden sonra Hafız ismini koyduğu oğlunu Suriye devlet başkanlığı için hazırlayacaklardı.

Hülya Yetişen- Suriye'de Kürtler yoğunluklu olarak hangi şehirlerde yaşıyor? Kürt nüfusunun genel nüfus içindeki yoğunluğu nedir? Türkiye Suriye sınırı boyunca yerleşik bulunan Kürt coğrafyası kaç bölgeye ayrılıyor?

Helîm Yûsiv- Suriye Kürtleri iki şehre bağlı ilçelerden oluşan mıntıkalarda yaşamaktadırlar. Haseki şehrine bağlı Qamışlo ilçesi vardır. Kürtlerin yoğunlukta yaşadığı yerdir. Yine bu şehirlere bağlı olan ilçelerde vardır. Amûde, Dirbesiye, Serê Kaniyê Tırbasipiye. Afrin, Kobani Kürt ilçeleri de Halep'e bağlıdırlar. Bunun dışında Halep şehir merkezinde Eşrefiye ve Şex Maqsûd da Kürtler çoğunlukta yaşamaktadırlar.

Şam da Rukneddin mıntıkası Kürt yerleşim yeri olarak bilinmektedir. Kürtlerin resmi nüfus sayısı yoktur. Yapılan tahminlere göre Kürt nüfusu 3 milyon dolaylarındadır. Bütün Kürt coğrafyası hemen hemen Türkiye sınırlarına komşudur. Güneybatı Kürdistan Kuzey Kürdistan’ın devamı gibidir. Örnek verirsek Osmanlılar döneminde Amûde kenti Mardin in bir parçası olarak görülüyordu. Kobani de Suruç ilçesinin devamı gibiydi. Türkiye sınırı ve Suriye sınırının kesişmesi ve bu devletlerin bağımsız olmasıyla beraber bu şehirler ikiye bölündüler ve bu ilçelerden bazılarının ismi olduğu gibi kaldı. Suriye ye bağlı Dirbesi ile Türkiye ye bağlı Dirbesiye oluştu. Yine buna benzer Serekaniye ilçesi bu biçimiyle isim değiştirmeden iki parçaya bölünmüştür.

Hülya Yetişen- Tarihi gelişim içinde Suriye Kürtleri'nin statüleri nasıl bir değişime uğramıştır? 1980'lerden sonra Esat yönetimi ile PKK arasında kurulan bir ilişkiden söz ediliyor. Öcalan da 20 yıl orada kalıyor. Bu ilişki Suriye Kürtleri'nin hakları ve statüleri üzerinde olumlu olumsuz nasıl bir etki yaratmıştır?

Helîm Yûsiv- Kürtlerin kaderi her yerde benzer durumdadır. Türkiye de Mustafa Kemal Atatürk Kürtleri kullanarak kendi projelerini gerçekleştirdi. Daha sonra Kürtlere hiç bir pay vermedi ve liderlerini astı . Suriye’ de de Fransız sömürgesine karşı Kürtler Suriye bağımsızlığı için sonuna kadar savaştılar. 1946 da bağımsızlıklarını kazandıktan sonra Kürtlere sırt çevirdiler kısa zaman sonra darbeler gerçekleşti. Ondan sonra Suriye ve Mısır birlikteliği 1958 den 1961 e kadar devam etti. 1963 Baas Partisi’nin darbesiyle beraber iktidar tamamiyle şövenist Araplar’ın ellerine geçti. Hafız Esat ın iktidara gelmesiyle siyasi yaşam Suriye de bitti.

Esat rejiminin bir diğer özelliği ise komşu devletlerin muhalif güçlerini yanında toplamasıydı. Komşu ülkelerin iktidarına karşı kullanırdı. Irak’tan tutalım Lübnan, İsrail, Filistin ve Türkiye’ye kadar.

Esat, beyaz jenosidi Kürtler üzerinde uygulamıştır. Arap yapma projesini Kürtler üzerinde uygulamıştır. Kürtleri bütün haklardan paysız bırakmıştır. PKK ye toleranslı yaklaşmasının farklı bir anlamı vardır. PKK’yi Türkiye iktidarına karşı kullanmak istemiştir. Siyasi, coğrafi, tarihi ve su çelişkilerini bu yolla çözmeye çalışıyordu. Öcalan Suriye de olduğu dönemde çıkarlarının tehlikeye girmemesi için direk olmasa da onu Türkiye ye teslim ettiler. Esat rejimi eğer bitmiş olsaydı Suriye deki komşu devletlerin muhalefeti de sona erecekti. Şöyle tanımlayabiliriz. PKK ve Esat ilişkisi karşılıklı çıkarlar üzerine kurulmuş, Esat rejimi PKK yi Türkiye ye karşı kullanıyordu. Aynı zamanda içte de kendi Kürtlerine karşı kullanıyordu. Evet rejimin bu emelleri sonuna kadar gerçekleşmedi. Çünkü Öcalan ve PKK Suriye rejiminin onlara verdiği imkânlarla askeri güçlerini büyüttüler. Aynı zaman da örgütlenme çalışmalarını Suriye Kürtleri içinde genişlettiler. Kürt toplumu siyasetten uzaklaşmıştı Kürt halkını askeri ve siyasi çalışmaların içine kattılar. Kürtler ulusal uyanışlarını gerçekleştirdiler. Sonuçta binlerce Kürt genci gerilla saflarına akın etti. Binlerce şehit verdiler. Öcalan’ ın Suriye de kalması Suriye Kürtleri’nin Kuzey Kürtleriyle tanışmasına vesile olmuş ve ulusal değerler oluşmuştur. Siyasete yeni bir renk kattılar. Kürt siyaseti daha bir ciddileşti. Suriye Kürtleri açısından PKK nin yarattığı olumlu etkilerdir. Suriye Kürtleri için olumsuz sonuçları da olmuştur. Bütün Suriye Kürtleri’nin aktivitesini Kuzeye yönlendirdiler. Suriye’ de ki Kürt sorunu unutuldu. O zamana kadar Suriye Kürtleri içerisinde olumsuz olaylar yoktu. İnsanlara işkence etme, kulak kopartma, öldürme gerçekleşti. Bu olaylar da Suriye istihbaratının rolü büyüktü. Kürtleri birbirine kırdırtmak istiyordu. Bu olayları istihbarat yaparak PKK nin üzerine yıkmak istiyordu. En olumsuz yönü buydu.

Hülya Yetişen- Suriye Kürtlerinin temel geçim kaynağı nedir? Hangi iş kollarında çalışıyorlar? Ekonomik ve sosyal konumları nedir?

Helîm Yûsiv- Gelir kaynağı bölgeden bölgeye değişmektedir Qamışlo, Amude çevresinde yaşayan Kürtler geçimlerini tarımla yapmaktalar, bu topraklarda buğday , darı ve mercimek yetişmekte. Afrin Kenti de zeytin ağaçlarıyla tanınmaktadır. Fabrika ve kurumların dağılışı adaletli değildir. Hicbir ekonomik yatırım iktidar gücü tarafından Kürtlere verilmemiştir. Verilen imkânların çoğu da sömürenlerin, açgözlülerin ve karnı doymayan kesimlerin cebine girmektedir. Sınır bölgeleri için özel kanun çıkardılar. Bunun amacı daha fakir kılma ve aç bırakmadır. Çıkarılan kanunlara göre Kürtler’in mal mülk arazi alma hakları kaldırıldı. Bu kanun da Kürtlerden intikam alma planın bir parçasıydı . Kürtler’in çoğunluğu fakirdir ,sermaye sahibi olanlarda iş yapmak için Halep ve Şam’a gitmek gibi çaresizliği yaşamaktadırlar.

Hülya Yetişen- 2004 yılında başta Qamışlo olmak üzere birçok yerleşim biriminde Kürt ayaklanmasına tanık olduk. Bu ayaklanmanın nedeni neydi, neden bir sonuca ulaşmadı?

Helîm Yûsiv- 12 Mart ayaklanmasının iki nedeni vardır. Birinci neden gizlidir ve eskidir bu nedenle Suriye tarihinin geçmişinden kaynaklanmaktadır. Suriye’de uzun zamandır zorba, inkârcı ve katliamcı sistem Kürtlere karşı savaş açmıştır. Kürdün dili onuru yok sayılmıştır. Bu siyaset Arap şovenizmiyle ortaya çıkmış ve şimdiye kadar da devam etmektedir . Kürtlerin yüreği kahredilmiş, kin tutmuş ve öfkelenmiş, bu yürek bir volkan gibi patlamak üzeredir . Diğer sebep çok açık ve yeni bir sebeptir .

Günümüz gündeminden etkilenen bir sebeptir. Saddam rejiminin Irak’ta yıkılmasından sonra bütün Kürtler etkilenmiştir. Irak Kürtleri ABD’ nin yardımlarıyla özgürlüklerini kazandılar. Suriye de ki Saddam yanlısı Arapların yaraları çok taze idi. Güney Kürdistan’ın özgürlük kokusu Güney batı Kürdistanını da sarmıştı. Bu atmosfer içinde 12 Mart 2004 tarihinde Arap Derizzor yanlıları, bunlar da Saddam yanlısıdırlar. Stadyumun içinde Saddam’ın posterlerini kaldırarak Kürtlere ve liderlerine hakaretler ettiler. Bu hakaretlerle beraber uyuyan volkan uyandı ve bütün Kürt bölgelerine yayıldı. Kürtler nasıl ki Saddamın heykellerini parçalamışlarsa aynı şekilde Esat ın heykellerini yıkmaya başladılar.
Suriye tarihinde ilk kez Hafız Esat ın heykelleri yıkılıyordu yılların korku duvarları yıkılmış oldu. Bu başkaldırı neden sonuca ulaşamadı? Çünkü rejim ilkel bir biçimde Kürtleri yok etmeye çalışıyordu. Bir nevi ayrılıkçıların soy kırımı oldu. İsyan bölgesinde başkaldırıyı boğmaya çalıştılar. Kürtlerin konumu başkaldırıyı bütün Suriye halklarına mal edebilecek durumda değildi. Arap âlemi de böylesi şüpheli gördüğü bir başkaldırıya yardımcı olacak konumu yoktu.

Hülya Yetişen- Suriye Kürtleri'nin örgütlülüğünden söz ediliyor. En güçlü parti ve hareketler hangileridir? Bunlar Suriye Kürtleri için nasıl bir siyasal statü talep ediyor? (Federasyon, özerklik, kültürel haklar vb)

Helîm Yûsiv- Yaklaşık 15 parti ve hareket Güney Batı Kürdistan’ ında bulunmaktadır. Bunların içinde çok büyük parti ve ya hareket yoktur. Kime sorsanız en büyük parti biziz derler. Doğru olan bütün partiler birbirine benzemektedirler. Hep beraber şunu diyemiyorlar .’’ Biz Suriye de Kürtlerin temsilcisiyiz.” Bu süreçte başkaları için örgütlenen Kürt gençleri bütün partiler üstü çalışarak Kürt halkının başkaldırı gücü olabilirlerdi. İstemlerinde bütün Kürt partileri ve hareketleri özellikle Kürtlerin haklarının anayasal güvenceye alınması konusunda hemfikirler. Kürt sorununun çözümünde çok farklı düşünüyorlar. Otonomi isteyenler var, federal sistem isteyenler var, demokratik özerklik isteyenler de var .

Hülya Yetişen- Mayıs 2011'de yaptığınız basın açıklaması ile Suriye Hükümeti'nden somut istemlerde bulundunuz. Cuma namazlarından sonra Araplar da "Azadi" diyerek Kürtleri destekledi. Esat yönetimi de 12 Kürt partisini görüşmeye çağırdı. Ancak bu partiler görüşmeyi ret etti? Görüşmenin ret edilmesinin nedeni neydi? Sizce doğru bir tutum muydu?

Helîm Yûsiv- Kırk yıldır Kürtler diyalog ve barış yöntemi ile Kürt sorununun çözümünü istemektedirler. Evet, baba Esat ve oğul Esat istihbarat adamlarını Kürtlere gönderdiler. Bazen onları zindanın kuytu köşelerine atmak için, bazen Kürt halk öfkesini sindirmek için çeşitli yöntemlere başvurdular. Şimdi de Suriye halkı özgürlüğü için başkaldırmaktadır. Milyonlarca insan Esat rejiminin yıkılması için mücadele veriyor. Acaba Esat hatırlar mı? 300 bin Kürt kimliksizdir. Acaba hatırlar mı? Kürtlerin partileri ve hareketleri vardır. Acaba diyalog istiyor mu? Esatın istihbarat güçleri ve ordusu Derayê Himsê , Dilbê, Hemayê Zebedani, Deriz Zorêve Şam da ayaklanmacıların kanlarını dökmekteler. Kürt liderlere diyalog çağrısı yaptı acaba hangi Kürt bu ucuz oyunun oyuncusu olur. Kürtler kendilerine Suriye milletinin bir parçası görüyorlar. Bir önder hergün halkının kanının döküyorsa nasıl o halkın sorunlarını çözebilir. Esat’ ın düşüncesi ve planları Suriye’de olabilecek devrim potansiyelini yok etmek ve Kürtleri bu süreçten uzaklaştırmaktır. Kürt sorununu çözme gibi bir plan mevcut durumda yok gibidir. Benim düşüncem, Kürtlerin Esat ın görüşmelerini kabul etmemeleri çok doğru bir karardır.

Hülya Yetişen- En güçlü örgütlülüğe sahip Kürtler Esat'a karşı ayaklanma sürecinde neden hep sessiz kalıyorlar? Kürtlerin muhalif hareket içinde rolleri ve beklentileri nedir?

Helîm Yûsiv- Suriye ayaklanmasında Kürtler sesiz değildir. Bu ayaklanma Derayê’de başladı herkesten önce buranın imdadına Kürtler koştular. Amûde de, Qamişlo da sokaklara ve caddelere çıkıp destek verdiler. Şimdiye kadarda böyle durumlar yaşanmaktadır. Şunu söyleyebilirim. Kürtler’in belki sesleri çok gür çıkmamaktadır, yükselmemektedir. Çünkü bu mesele çok yönlüdür. Bir yönü şudur. Kanın döküldüğü yerlerde çok ses çıkmaktadır bu durumda kan daha çok akmaktadır. Bu ses bu biçimiyle daha bir gürleşiyor. Rejim bilinçli ayaklanmacı Kürtleri öldürmüyor. Neden acaba? Rejim devrim potansiyelini istihbarat ve ordunun yöntemleriyle gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Rejim Suriye halkını kendi milletinden görmüyor. Ayrı düşünen farklı gruplar olarak düşünüyor. Önce en büyük ve tehlikeli olan grubu tasfiye etmektedir. Bu grupta Suni Araplardır sonuna kadar kan dökme yöntemini Arapların yaşadığı bölgelerle sınırlı bırakıyor ve yayılmamasına çok dikkat ediyor. Bu yöntemle en büyük düşmanı korkutuyor onlara şu mesajı veriyor.”sizler bu ayaklanmada yalnızsınız “diğer halkları Kürtler, Ermeniler ve Aleviler gibi toplulukları kendi yanında gibi göstermeye çalışmaktadır. Bu halklara da şu mesajı vermektedir. “ Siz sessiz olun hiçbir biçimde sizleri incitmem. “Ayaklanmacılar hem benim düşmanım hem sizlerin düşmanıdır “ demeye çalışıyor. Bu biçim de büyük düşmanlarımızı yok etmeye çalışıyoruz, imajını vermeye çalışıyor. Daha sonra diğer düşmanlarına sıra gelecektir. Eğer bu plana göre hareket etmezse başkaldıran Kürtlerin üzerinden kurşunlarla geçecektir. Diğer taraftan Kürtler muhalif Araplara karşı bir güvensizliği de yaşamaktadırlar. Kürtler Esat rejiminin yıkılmasından sonra kendi haklarının tanınmayacağının korkusunu yaşamaktadırlar. Arap muhalefetinin Kürtler hakkındaki düşünceleri de onları başkaldırıdan alıkoymaktadır. Bu sebepler Kürtler’in ayaklanmaya daha aktif girmelerini engellemektedir.
Helîm Yûsîv İle (Kurdî-Türkçe) Söyleşi-Hülya Yetişen

Hülya Yetişen- Antalya'da "Değişim için Suriye Konferansı" adıyla bir toplantı yapıldı. Bu toplantı neden Türkiye'de yapıldı? Amacı neydi? Toplantıya Kürtler hangi düzeylerde katıldı? Ne tür istemlerde bulundular? Arap muhalefetinin Kürtlere ve istemlerine yaklaşımları nedir?

Helîm Yûsiv- Antalya Konferansı Suriye muhalefetinin ilk konferansıydı. Birçok siyasi kesim, ideolojilerin temsilcileri, bütün uluslar, farklı dinler katıldılar. Arap yazar arkadaşlarımın daveti üzerine bende katıldım. Konferansın organizesini yapan kişilerden biri bana şunu belirtti . “Bu Konferans Mısır Kahire’de yapılacaktı, bir kaç gün önceden özür dilediler. Durumlarının bu konferansçıları misafir olarak ağırlamaya uygun olmadığını” belirtmişlerdi. Bunun için Türkiye den izin istediler ve kabul oldu. Bu konferansa başkaldırıya aktif katılan gençler de katılmışlardı. Bu gençler için Türkiye gelme şuan vizesiz olması bir avantajdı. Bu konferansın temel amacı ayaklanmacılara destek olmaktı . Muhalif güçler arasında ilişkiyi geliştirmek için yardım komiteleri oluşturuldu. Basın yayından tutalım, hukuka kadar olan işleri yürütmek için 31 Kişiden oluşan komite kuruldu. Kürt partileri konferansa katılmak istemediler. Konferansın Türkiye de yapılmasını gerekçe gösterdiler. Konferans rejimin yıkılmasına ilişkin yapılmış bir konferanstır. Şimdiye kadar katılan partiler konferansın içeriğine sahip çıkmamışlardır. Kürtlerden bazı kurumlar, ve hareketler , partiler , bağımsız şahsiyetler, siyasi eylemciler ve insan hakları savunucuları katılmışlardır. Katılımcılar 400 kişiydi. Bunlardan 50 veya 55 Kürtlerdi. Katılan bütün Kürtler, istemlerini dile getirdiler. Sonuçlar önemle vurgulandı, Suriye gelecekte bütün Suriye’de yaşayan milletlerindir. Suriye’de ki bütün etnik grupların ulusal hakları anayasal güvenceye alınmalıdır. Arap muhalefetinin durumuna ilişkin çeşitli değerlendirmeler vardı. Muhalefet örgütlü ve toplu değil aynı zamanda çok renkli değildir. Çok açıktır ki daha çok İslami çevrelerden oluşmaktadır. İxwanilmuslimin hareketi bu muhalefetin içindedir. Bunların Kürt davasına yaklaşımları olumsuzdur. Diğer yönden ben Suriye dışında yapılan konferansları çok önemli görmüyorum. Çünkü daha çok eski muhalefetlerin gölgesinde yapılmaktadır. Çünkü onlar meselenin asıl sahipleri değiller. Değişimi yaratan meselenin asıl sahipleri, başkaldırıda ki yiğit kahraman gençlerdir. Onlardır ki çıplak bedenleriyle namluya karşı savaşanlardır. Kendi kanlarıyla özgürlük söylemini Suriye sokaklarına yazdıranlardır.

Hülya Yetişen- Sizce muhalefet hareketi nasıl bir seyir izleyecek? Muhalefetin öncülüğünü hangi hareket yürütüyor? Bu çerçevede Türkiye'nin Suriye'deki muhalefet ve hükümete ilişkin politikası nedir?

Helîm Yûsiv- Fikrime göre Esat rejiminin miladı tamamlanmıştır. Şimdi de can çekişiyor. Orduyu devreye koyması şehirlerin içine çok ilkel bir biçimde saldırmaları buna işarettir. Olabilir can çekişmesi uzun sürebilir. Bu rejimin uzun süre yaşamasının alt zemini kalmamıştır. Bunun için önümüzde ki süreçte muhalif güçler büyük rol oynayabilirler. Bu devrimin önemli bir özelliği Arapların Baharı olarak nitelendirilmesidir. Sokaklar da direnen gençler öncülük etmektedir. Bu gençlerin çoğu eski klasik ideolojik siyasetten uzaktırlar. En büyük amaçları yeni bir devleti yapılandırmak ve yaratmak. Sivil demokratik içinde özgürlük amacının bulunduğu bir sistem istemekteler. Kaynağını seçimlerden alan bir iktidar getirmek için seçimlerde sandık görevini üstlenmişlerdir. Ayaklanan direnişçi gençler muhalif güçlerin öncüsü rolündedirler . Bunun için eskiden muhalif güçlerin illegal partileri vardi. Kendilerini çok zorluyorlardı bu devrimin asıl sahibi ve önderleri olmak için. Oysaki bu devrimin sahipleri direnişçi gençlerdir. Buna örnek verirsek. Kürtler açısından hareket ve partilerin bu konudaki durumu çok barizdir. Araplar Açısından da Müslüman Kardeşler( İxwanulmuslimin) örgütünün durumu ortadadır. Türkiye’nin durumu iki arda bir derede kalmış durumdadır. Ne kiliseden oluyor nede camiden. Bir yandan Esat rejimine destek veren mesajları var. Buna reform ismini veriyor. Egemenliğin sürdürülmesine katkı sunuyor. Diğer taraftan Xwanulmuslimin örgütünü kucaklıyor toplantılar kongreler Esat rejimine karşı yaptırılıyor. Burada amacı Suriye’nin Muhalif güçleri içinde de söz sahibi olmaktır. İki büyük amacı vardır. Birincisi İslami muhalefeti güçlendirmek ikincisi batı Kürdistan’da Kürtlerin önünü kapatmak istemektedir.

Hülya Yetişen- Mevcut durumdaki muhalefetin başarılı veya başarısız olma durumlarına göre Suriye Kürtlerinin geleceğini nasıl görüyorsunuz?


Helîm Yûsiv- Eger rejim ayakta kalırsa inancım odur ki kalmaz. Kürtlerin kaybedeceği bir şeyleri yoktur çünkü hiçbir hak elde etmemişlerdir. Eskiden 300 bin Kürd’ün kimliği yoktu. Şu an onlarda Suriye Araplarının konumuna geldiler. Eskiden 300 bin Kürt Heseke şehrinde göçmen statüsünde yaşıyordu. Kürtler Suriye muhalif güçlerinin önemli bir parçasıdırlar. Eğer muhalif güçler kazanırsa Kürtler bazı demokratik haklarını elde ederler. Bu haklar acaba Kürtlerin gönüllerine göre mi olacak yoksa kürt sorunu demokratik yöntemlerle çözülür mü? Bu durum bütün Suriye’nin demokratikleşmesine bağlıdır. Suriye muhalefeti açısından bir sınav gibidir.

Hülya Yetişen- Bize ayırdığınız zaman ve cevaplarınız için çok teşekkürler.

Helîm Yûsiv- Ben de teşekkür ediyorum. Saygılarımı sunuyorum.

****



Hevpeyvîn bi Helîm Yusiv’ra-Hülya Yetişen
Helîm Yûsîv İle (Kurdî-Türkçe) Söyleşi-Hülya Yetişen

Di sala 1967 an de li Amûdê, rojavayê Kurdistanê ( Sûryê ) ji dayik bûye.
Li zanîngeha Helebê Fakulteya Hiqûq qedandiye û ji sala 2000 î de li Elmanyayê dijî.
Bi dehan gotarên wêjeyî di kovar û rojnameyên erebî û kurdî de weşandine.
Heta niha berhemên wî bi Kurdî, Erebî, Tirkî û Elmanî hatine weşandin.

Berhemên wî yên çapkirî ev in :

1- Mêrê avis - Çîrok – 1991, bi erebî, Şam. 1997 bi kurdî. 2004 bi elmanî,wergêr : Heidi Karge.
2- Jinên qatên bilind - Çîrok – 1995, bi erebî Beyrût. 1998 bi kurdî.
3- Mirî ranazin - Çîrok – 1996, bi kurdî. ç² 2002 .1998 bi tirkî,wergêr: Rehmî Batûr.
4- Sobarto – Roman – 1999, bi kurdî. 1999 bi erebî, Beyrût. ç² : 2004, Hewlêr.
5- Memê bê Zîn - Çîrok – 2003, bi kurdî.
6- Tirsa bê diran – Roman – 2006, bi Kurdî
7- Gava ku masî tî dibin - Roman - 2008, bi kurdî
8- Tirsa bê diran - Roman - 2009, bi erebî
9- Romana kurdî - Lêkolîn - 2011, bi kurdî

Helîm Yûsîv İle (Kurdî-Türkçe) Söyleşi-Hülya Yetişen
Helîm Yûsîv İle (Kurdî-Türkçe) Söyleşi-Hülya Yetişen
Helîm Yûsîv İle (Kurdî-Türkçe) Söyleşi-Hülya Yetişen
Helîm Yûsîv İle (Kurdî-Türkçe) Söyleşi-Hülya Yetişen
Helîm Yûsîv İle (Kurdî-Türkçe) Söyleşi-Hülya Yetişen
Helîm Yûsîv İle (Kurdî-Türkçe) Söyleşi-Hülya Yetişen

























































Hülya Yetişen- Wexta ku yek ji te re bêje Helîm Yûsiv kiye, hunermendiya wî, karê wî, xebat û fikir û ramanên wî .... tev… Wunê çawa xwe bidin naskirin?

Helîm Yûsiv- Pir zore ku mirov karibe wêneyekî giştî ji bo xwe pêşkêş bike. Nexasim ku nivîsandina wêjeyê bi xwe gerra li mirov bi xwe ye. Hewildana xwenaskirinê ye. Tiştê ku ez li ser xwe dizanim ew e ku ez zarokekî li ser sînoran hatime dinyayê. Ji diyeke binxetî (Binxet: navê Sûriyê bû, bi devoka kurdên Serxetê) û ji bavekî serxetî (Serxet: navê Turkiyê bû, bi devoka kurdên Binxetê). Ne diya min bi erebî dizanîbû û ne jî bavê min bi tirkî dizanîbû. Zimanê bi tenê, yê ku heta mirina xwe dizanîbûn pê biaxivin kurdî bû. Kurdî jî hem li Binxet û hem jî li Serxetê zimanekî qedexe bû. Wisa jî navê welatê me qedexe bû û heta niha. Ez hîn zarok bûm, her ku bombeyek an mayîneke sînor, bi kesekî de diteqiya, qêrîna wî, di guhê min de, dibû pirseke ji agir. Ji nişkê ve, min dît ku zarotiya min, mîna dûpişkekî ku hatibe xapandin, bi pirsên ji êgir hatiye dorpêçkirin. Divabû yan ez xwe bikujim, yan jî ez bi wî agirê mezin û çaralî re bilîzim û hatina mirina ku herdem li ber derî bû, li paş xînim. Min rê ya diduyan hilbijart. Heta niha min gelek şewat û têkçûnên ku kirasên çîrok û romanan li xwe kirine, li pey xwe hiştine. Heta niha jî ev lîstika xweş û bi tehluke ya bi êgir re berdewame.

Hülya Yetişen- Ser rewşa Çanda Kurdî ya vê demê mirov kare çi bibêje? Li gor te nivîsandina bi qalîte muhime yan hema çi dibe bila bibe Kurdî nivîsandin? Li ser zimanê romanên Kurdî hunermendek yan jî nivîskarek kare çi bibêje?

Helîm Yûsiv- Çanda kurdî reng û diruvê xwe ji reng û diruvê rewşa kurdan û ya welatê wan, digre. Kurd bê dewlet in, welatê wan perçebûyî ye, zimanê wan di nav zarava û alfabêyên cuda de parvebûyî ye. Dema mirov li çanda kurdî bi tevayî binere, rewşa wê dişibe rewşa jinekê ku di neynikeke şikestî re, dixwaze li rûyê xwe binere. Rewş bi kurtayî wisa bi dîmen dibe.
Ji bo nivîsandina bi kurdî, ji berê de, min piştgiriya vê dîtina ku digot; (bela bi kurdî be û çi be bela bibe) nedikir. Hewcedariya nivîskariya kurdî bi qalîte û asta hunerî ya bilind heye. Ziman bi serê xwe tucarî nebûye pîvana wêje an hunereke baş û astbilind. Divê em van her du aliyan, yê siyasî-neteweyî û yê wêjeyî, tevlihev nekin. Yek jê ew e ku nivîsandina bi kurdî dikare weku xizmeteke siyasî û neteweyî bê dîtin, ev aliyekî meselê ye. Aliyê din jî ew e ku asta wêjeyê ne zimanê wê wêjeyê destnîşan dike, belê çawatî û awayê nivîsarê asta wê destnîşan dike. Di wêjeyê de, li gor min, pîvan şêwe û awayê nivîsandinê ye. Ya ku ji bo nivîsandina kurdî jî giringe afirandin û berhemên astbilind in. Di vê çarçovê de, zimanê romana kurdî jî, bi taybetî di van bîst salên dawiyê de, gihiştiye wê asta ku dikare romana kurdî bigihîne asta romana ku li her deverê cîhanê tê nivîsandin.
Bê guman, astengiyên girêdayî encama qedexekirina kurdî hene, lê tev wilo jî, zimanê kurdî rê ya afirandinê ya berfireh li ber xwe vekiriye û di berxwedana xwe ya ji bo jiyanê de, êdî bi serketiye.

Hülya Yetişen- Mirov dikare di nava cihana erebî de Sûriyê bixwe li kuderê bibîne? Demografiya wê çawa ye, ango ji kîjan netewe û grûbên etnîkî pêk tê? Rejîma Esed hêza xwe ji kîjan dînamîkan û bingeheke çawa digre?

Helîm Yûsiv-Sûriyê di nava cîhana erebî de weku welatekî giring û taybet tê nirxandin. Sedema bingehîn jî, li gor wan ew e, ku sînorê wê û Israîl hevbeşe û li hember Israîl rû bi rû ye. Nexasim ku Ereb mijara Filestînê weku mijara xwe ya navendî dibînin. Li Sûriyê dora 23 milyon kes dijîn. Neteweya sereke ya Erebe. Ji bilî wan, tu statistîk an hejmar ji bo neteweyên din yên ku li Sûriyê dijîn tunene, ji ber ku siyaseta fermî hemû kesên ku di hundir sînorên Sûriyê de dijîn, weku Ereb dihesibîne. Neteweya duyem, ji hêla hejmarê de, kurd in. Ji bilî wan, Suryanî-Asûrî, Ermen, Çerkes, Turkmen û çaçen jî hene, lê bi hejmarin hindik. Ji hêla olê de jî piraniya miletê Sûriyê bi ereb û kurdên xwe Sunnîne û bi hejmareke kêm jî Elewî hene ku bêhtir li aliyê Laziqiyê û rojavayê Sûriyê ne. Rêjîma Esed jî, di avakirina dewleta (emnî-istixbaratî) de, ji ber ku ew bi xwe elewî bû, hemû serokatiyên artêşê û yên hêzên istixbaratan ji vê derûdora xwe ya malbatî û olî hilbijartin. General Hafiz Esed bi derbeyê hat ser iqtîdarê. Partiya xwe, ya Baas, weku dekor ji desthilatdariya xwe re bi kar anî. Hêdî hêdî, rola partiyê kêm bû. Bi avakirina zêdeyî sêzde beşên cuda yên istixbaratan re rola partiyê bi temamî pûç bû û partiyên muxalif jî pûç û perçe û bêhêz kirin.
Hemû hevalên xwe û serokên berî xwe tesfiye kirin û destûrekî nû, li gor xwe ji Sûriyê re, danî. Li gor destûrê Sûriyê, madeya 8 an partiya Baas birêveberiya dewlet û civakê dike. Ango, li Sûriyê dewlet nema, dezgeh û rêxistinên civaka sivîl neman. Her tiştê ku hebû jî, tenê bi nav û weku heykelên bê naverok û vala hebûn. Li şûna dewletê tevnek ji beşên istixbaratan hate holê û wisa jî hemû serekên artêşê û bi hêza destûr û qanûnê hemû bi xwe ve girêdan. Heta mirina wî jî Hafiz Esed bi hêza istixbaratên xwe Sûriyê bi rêvebir. Piştî mirina wî jî, di pênc deqeyan de, garana ku navê wê li Sûriyê parlemane, destûr guhertin û ji ber ku emrê kurê wî Beşar, wê çaxê sîh û çar bû, li şûna çil salî, ku divabû emrê serok be, kirin sîh û çar û wisa Hafiz çû û kurê wî Bşar hat û li ser wê mîratiriya giran ya bavê wî jê re hiştibû, rûnişt. Eger ne ji vê serhildanê bûya ku niha li Sûriyê li dare, wê piştî mirina Beşar kurê wî ku navê wî jî kiriye Hafiz, wê ji bo serokatiya Sûriyê bihata amadekirin.

Hülya Yetişen- Li Sûriyê Kurd bêhtir li kîjan deveran, herêman dijîn? Rêjeya Kurdan di nava hemû niştecîhên Sûriyê de çiqas e? Derbarê herêmên Kurdên Rojava ku nêzîkê sînorê Bakur (Tirkiye) dirêj dibe, hûn dikain hinek agahî bidin?

Helîm Yûsiv- Kurd li Sûriyê, ji hêla îdarî de, li herêmên girêdayî du parêzgehan dijîn. Parêzgeha Hesekê ku bajarê sereke yê kurdan Qamişlo girêdayî wê ye, wisa jî navçeyên Amûdê, Dirbêsiyê, Serê Kaniyê, Tirbesipiyê û Dêrikê û gundên girêdayî wan. Li hêla din bajarên Efrînê û Kobanî û derûdora wanî ku girêdayî parêzgeha Helebê ne. Ji bilî wê, li Helebê bi xwe, kurd li taxên mîna Eşrefiyê û Şêx Meqsûd dijîn û li bajarê Şamê jî li taxa Ruknedîn ku weku taxa Kurdan tê naskirin. Hejmareke fermî ya kurdan tuneye, lê li gor texmînan, hejmara wan digihê derdora sê milyonan. Hema hema, ji hêla cografîk ve, hemû herêmên Kurdên Rojava li ser sînorê Turkiyê ne. Bi gotineke din, hemû herêmên rojavayê Kurdistanê (Sûriyê) berdewamiya herêmên bakurê Kurdistanê(Turkiyê) ne. Weku mînak, di dema Osmaniyan de û berî avabûna dewletên Turkiyê û Sûriyê, Amûdê weku deşta Mêrdînê dihat naskirin, wisa jî Kobanî weku deşta Sirûcê. Ji xwe hinek ji wan bajaran bi çêbûna Turkiyê û Sûriyê re bûn du perçe û hetanî bi navê wan jî wek xwe man. Mînak, Dirbêsiyê, niha du hebin, Dirbêsiya Sûriyê li aliyê Binxetê heye û Dirbêsiya Turkiyê li aliyê Serxetê, wisa jî Serê Kaniyê.

Hülya Yetişen- Di dîroka nêzîk de, statuya Kurdên Sûriyê çawa bû û çawa hatiye guhertin? Tê gotin ku piştî salên 1980yan di navbera rejîma Esed û PKKê de pêwendî hebûn. Ocalan jî bi xwe 20 salan li wir ma. Ev pêwendî bandoreke çawa (erênî, neyênî) li ser rewş û statuya Kurdên Rojava çêkir?

Helîm Yûsiv- Qedera Kurdan li her deverê hinekî nêzîkî heve. Çawa ku li Turkiyê, Mistefa Kemal, piştî ku ji bo xwe û pirojeyê xwe yê neteweyî Kurd bi kar anîn û piştî Serxwebûnê û avakirina dewletê li Kurdan zîvirî û ew ji hemû mafên wan bê par hiştin û serok û rêberên wan bidarvekirin, Li Sûriyê jî Kurdan li kêleka Ereban roleke mezin di rizgarkirina Sûriyê ji dagîrkerên firensî de, lîstin. Lê, piştî serxwebûna 1946 an, hêzên desthilatdar daxwazên Kurdan paşguh kirin. Piştî demeke kin derbeyên leşkerî dest pê kirin û li pey wê jî yekîtiya Sûriyê û Misrê ji 1958 heta 1961 dewam kir. Di 1963 an de bi derbeya partiya Baas re, desthilatdarî bi temamî kete destê şovenîstên Ereb û bi hatina Hafiz Esed re jiyana siyasî li Sûriyê qediya.
Yek ji taybetiyên siyaseta rêjîma Esed ew bû ku birêvebir û serekên hêzên muxalif yên hemû dewletên derûdora Sûriyê dianîn cem xwe û ew li dijî desthilatiyên wan dewletan bi kar dianîn. Ji Iraqê bigre, heta bi Libnan û Israîl û Fîlestîn û herwiha Turkiyê jî. Esed ê ku jenosîdeke sipî li dijî kurdan dimeşand, pirojeyên erebkirinê li ser wan dimeşand û ew ji hemû mafan bê par kiribûn, rê da serokekî wan, bi yek armancê, ew jî bikaranîna pkk dijî desthilatdariya Turkiyê bû û bi taybetî di nakokiyên xwe yên siyasî, cografî û dîrokî de û di mijara avê de. Ji ber wê jî, gava ku mana Ocalan li Sûriyê bû sedem ku berjewendiyên wî têkevin tehlukeyê, ne dîrekt be jî, ew da dest Turkiyê. Ji bo rêjîma Esed bidawîhatina bikaranînê dibû bidawîhatina mana wan muxalifan jî li Sûriyê. Bi awayekî, mirov dikare bibêje ku têkiliya rêjîma Esed û ya Pkk têkiliyek li ser bingeha bikaranînê peyda bibû. Rêjîmê dixwest Ocalan û pkk li derve li dijî Turkiyê bi kar bîne û li hundir li dijî kurdên hundirê Sûriyê bi kar bîne. Lê, ew daxwazên rêjîmê heta dawî bisernediketin, ji ber ku Ocalan û pkk jî, bi wan imkanên ku rêjîma Sûriyê dabûn, hem hêzên xwe yên çekdar û rêxistina xwe xurt dikirin û hem jî kar û xebata xwe di nav kurdên hundirê Sûriyê de berfireh dikirin. Gelek derûdorên civaka kurd ku dûrî siyasetê ketibûn, kişandin nav kar û xebata siyasî û çekdarî û li doza Kurd, bi giştî, di warê hişyariya neteweyî de, bandoreke erênî kirin.
Di encamê de, bi sedan xort û keçên Kurdên rojava tev li refên gerîlla bûn û bi sedan şehîd dan. Mana Ocalan li Sûriyê û rola pkk ji bo Kurdên Rojava derfeteke mezin bû ji bo hevnaskirina Kurdan û girêdana wan bi hev ve. Ji bilî reng û awa û shêweyên nû di karê siyasî de bi xwe re anîn. Hinek ciddiyet jî bi wan re vegeriya nav siyaseta kurdî, ya ku piraniya xelkên Rojava jê dilsar bibûn. Ew aliyên wê yên erênî bûn. Heman tişt dikare, di çavên kurdên rojava de, bandoreke neyênî be jî, ku bi temamî bala Kurdên rojava ber bi Bakur ve hate kişandin û pirsgirêka Kurd li Sûriyê hinekî din hate paşguhkirin. Ji bilî bûyerên xerab ku heta wê gavê di nav kurdên rojava de nehatibûn dîtin, bûyerên mîna lêxistin û guhjêkirin û kuştinê ku di wê demê de hatin holê. Dibe ku piraniya wan bûyeran bi destê hêzên istixbaratên Sûriyê bibin, da ku kurdan berdin pêxîla hev, lê dîsa jî dikarîbûn bi rehetî têxînin histê alîgirên pkk. Ew jî baca wan peywendiyên bi rêjîma Esed re bû. Aliyê herî neyênî ev bû.

Hülya Yetişen- Kurdên Rojava debara xwe bi çi dikin? Bêhtir karên çawa dikin, aboriya wan çawa ye?

Helîm Yûsiv- Debara Kurdên Rojava ji herêmekê heta herêmekê tê guhertin. Piraniya Kurdên Li Qamişlo, Amûdê û derûdora wan debara xwe bi çandiniyê dikin. Li wan herêman bêhtir genim û ceh û nîsk tên çandin. Efrînê jî bi pirbûna darên zeytûnan tê naskirin...Bi giştî, herêmên Kurdan bê xwedî ne. Ji avakirina febrîke û dezgehan bê par in. Ti imkanên aborî ji hêla desthilatdariyê ve ji wan re nayên veqetandin. Imkanên ku têne dayîn jî, li şûna avakirinê diçin bêrîkên bertîlxwir û berpirsiyarên zik û çav birçî. Ji bilî qanûnên taybet yên ku bi mebesta feqîrkirin û birçîkirinê ji bo wan herêmên sînor derdikevin, weku mînak qanûna 49 an, ku kirîn û firotina erd û malan, ji bo kurdan, hema hema qedexe dike.Ev qanûn jî di çarçova tolhildana ji kurdan, ya piştî serhildana wan a 2004 an derket. Ji ber vê, piraniya kurdan feqîr in. Yên xwedî sermiyan jî, ji bo karkirinê neçarin ku herin bajarên mezin yên mîna Helebê an Şamê.

Hülya Yetişen- Di sala 2004ê de li Qamişlo û hinek deverên din serhildana Kurdan pêk hat. Sedemên wê raperînê çi bûn û çima encamek balkêş bidest nexist?

Helîm Yûsiv- Sedemên serhildana 12ê Adarê dikarin li ser du şaxan bêne parvekirin. Şaxek jê, sedemên veşartî û kevn in. Ev sedem rehên xwe berdidin kûrahiya dîroka Sûriyê ya nêzîk ku bi dehên salane siyaseteke zordarî û inkarkirin û qirkirinê dijî miletê Kurd tê meşandin. Ew ji zimanê wî, nasnama wî, rûmeta wî bê par kirine. Ev siyaset li ser destê şovîniyên Ereb hatiye holê û hîna jî berdewame. Dilê Kurdan jî wisa bi qehir, kîn û hêrsê hatiye dagirtin, ku bibû mîna volkanê li ber teqandinê. Şaxê din jî, sedemên eşkere û nû ne. Ew jî girêdayî rewşa wê demê ne. Rêjîma Seddam nû hatibû rûxandin. Kurdên başûr bi alîkariya Emerîkiyan gihiştibûn azadiya xwe. Birîna gelek Erebên alîgirên Seddam li Sûriyê hîna germ bû û bêhna azadiya başûrê Kurdistanê jî bi xurtî bi ser Rojava de dihat. Di vê atmosferê de, wê rojê, 12ê Adara 2004 an, hejmareke mezin ji alîgirên tîma Dêrizzorê ya Ereb, ew bi xwe alîgirên Seddam jî bûn û ji Kurdan re, li Qamişlo û li hundirê stadyoma futbolê, posterê Seddam hildan û heqaret li wan û li serokên wan kirin. Bi van kirinan, ew volkanê razayî ku me behskiribû şiyar kirin û li seranserê herêmên kurdan li Sûriyê teqiya û belav bû. Kurdan, çawa ku peykerên Seddam hatibûn hilweşandin, dest pê kirin peykerên Hafiz Esed jî hilweşandin û ew cara yekê bû di dîroka Sûriyê de ku peykerekî Esed tê rûxandin û dîwarê tirsa ku çil sal di ser re derbas bibûn hate xistin.
Vê serhildanê çi encam bi dest nexist ji ber ku rêjîm bi hovîtî û bi kuştinê bi ser kurdan de hat û ew serhildan weku xirecireke cudaxwazên kurd bi nav kir û ew di herêmên kurdan de fetisand. Ne Kurd di wê rewşê de bûn ku karibin serhildana xwe bikin serhildana hemû miletê Sûriyê dijî rêjîma zordar, ne jî miletê Ereb di wê rewşê de bû ku piştgiriya serhildaneke wisa (di bin şubhê) de, bike.

Hülya Yetişen- Behsa hejmareke zêde ya partî û rêxistinên Kurdên Rojava tê kirin. Partî û tevgera herî mezin kîjan e? Ev partî û rêxistin ji bo Kurdan çi daxwaz dikin? Ango serxwebûn, federasyon, otonomî, mafên çandî...

Helîm Yûsiv- Hejmara partî û rêxistinên Kurdên Rojava digihê dora pazdehan. Di nav wan de partî an tevgera herî mezin tuneye. Tu ji kê bipirsî, wê her yek rêxistina xwe, ya herî mezin bibîne. Lê di rastiyê de, kêm zêde, hemû rêxistin û partî nêzîkî hevin. Hemû bi hev re jî nikarin bibêjin ku ew nûnertiya miletê Kurd li Sûriyê dikin, ji ber ku di van çar mehan de hate xuyakirin ku di serhildana Sûriyê de xortên Kurd ên ku bi destpêkirina xwepêşandanan re xwe bi rêxistin kirin, ji hemû partiyan bêhtir, karîbûn bibin dengê Kurdan yê serhildêr. Di daxwazên xwe de, hemû partî û rêxistinên Kurdan, di derbarê naskirina Kurdan de, weku netewe li Sûriyê û misogerkirina vî mafî di destûrê Sûriyê de, yek in. Lê, di awayê çareserkirina pirsgirêka Kurd de fikrên cuda hene. Yên ku Otonomiyê dixwazin hene, wisa jî sîstema federal û hetanî bi xweseriya demokratîk û herwisa.

Hülya Yetişen- Di daxuyaniya çapemeniyê ya Gulana îsal de we ji hikûmeta Sûriyê daxwaziyan kir(Min ev fêm nekir). Di nimêjên înêyan de Ereban jî bi dirûşmeya "Azadi" piştgirî dan Kurdan. Hikûmeta Esed jî 12 partiyên Kurd vexwend bo hevdîtinê, lê nûnerên van partiyan hemû neçûn. Cima Kurdan vexwendina Esed red kirin, gelo helwesteke rast bû?


Helîm Yûsiv- Ev çil salin ku Kurd ji rêjîma Esed hevdîtineke siyasî ji bo çareserkirina pirsgirêka Kurd li Sûriyê di riya diyalogê re û bi awayekî siyasî û aşîtiyane dixwazin., Lê, herdem Esedê bav û pişt re Esedê kurr jî zilamên xwe yên istixbaratê ji Kurdan re dişandin. Carinan ji bo avêtina wana binê zindanan, carinan ji bo vemirandina hêrsa xelkên Kurd di riya serekên partiyên Kurd re û carinan jî ji bo tirsandin û biçûkxistinê. Niha jî piştî ku miletê Sûriyê ji bo azadiya xwe serî hildide û bi milyonan li kolanan doza rûxandina rêjîma wî dikin, tê bîra Esed ku sêsed hezar Kurd bê nasname ne û tê bîra wî ku partî û rêxistinên Kurdan hene. Ne tenê wisa, belê hevdîtinê jî dixwaze!. Di demekê de ku hêzên istixbaratên Esed û leşkerên artêşa wî li kolanên Derayê, Himsê, Idlibê, Hemayê, Zebedanî û Dêrizzorê û taxên Şamê xwîna ciwanên serhildêr dirijînin, Esed ji serokên partiyên kurdan hevdîtinê dixwaze. Gelo kîjan Kurd dikare bibe lîstikvanê vê şanoya erzan?. Kurd, xwe wekî beşekî ji miletê Sûriyê dibînin. Serokekî ku rojane li aliyekî xwîna miletê xwe dirijîne, wê çawa bikaribe li aliyê din pirsgirêkên wî miletî çareser bike?

Vexwendina Esed ya hevdîtinê beşek ji pilana wî ya tesfiyekirina şoreşa Sûriyê bû û dûrxistina Kurdan ji beşdarbûneke xurt di vê şoreşê de bû û ne ji bo çareserkirina pirsgirêka Kurd bû. Ji ber vê, li gor dîtina min, biryara redkirina hevdîtineke weha rast û di cihê xwe de bû.

Hülya Yetişen- Kurd ligel ku li Sûriyê gelê herî zêde bi rêkxistin e, çima di raperîna îsal de li dijî rejîma Esed bê deng man? Kurd di nava opozisyona Sûriyê de roleke çawa dileyîzin?

Helîm Yûsiv- Di raperîna Sûriyê de, Kurd ne bêdeng in. Raperînê ji bajarê Derayê dest pê kir û berî her kesî Kurd bi hewara wê ve hatin û li Amûdê û Qamişlo derketin kolanan û heta roja îro li her devera ku Kurd lê hene helwesta xwe nîşan didin. Lê, mirov dikare bibêje ku dengê wan ne ewqasî bilinde. Ev mesele jî piralî ye. Aliyek jê eve, Devera ku xwîn lê tê rijandin, deng jê derdikeve û her ku kuştin zêde dibe, wisa ew deng jî bilindtir dibe. Rêjîm bi zanebûn Kurdên xwepêşandêr nakuje. Çima gelo?
Rêjîmê biryara tesfiyekirina vê şoreşê, di riya hêza istixbarat û artêşê re, daye. Rêjîm miletê Sûriyê weku milet nabîne. Wî wekî komek girûpên cuda dibîne. Dixwaze destpêkê girûpa herî bi tehluke û ya mezin tesfiye bike, ew jî Erebên Sunnî ne. Heta ji rêjîmê tê, kuştin û xwînrijandinê di hundir herêmên Erebên Sunnî de bisînor dihêle. Bi vî awayî hem dijminê xwe yê sereke ditirsîne û ji wan re dibêje ku ew di vî şerî de bitenê ne û yên din bi min re ne, hem jî ji yên din (yên mîna Kurdan, filehan. Û Elewiyan.) re dibêje; hûn dûr bimînin, bêdeng bimînin û ez jî we naêşînim. Evên ketina min dixwazin dijminê we ne jî û wan ji hev û du ditirsîne. Bi vî awayî li benda tesfiyekirina (dijminê xwe yê sereke) ye û li pey wî, wê dor bê ser van (yên din). Eger ev pilan neçû serî, wê gulleyan berdin sîngên xwepêşandêrên kurd jî. Aliyê din jî, tirsa Kurdan ya ji hêzên muxalefetê û tunebûna baweriya bi wane. Gelek ji Kurdan ditirsin, ku piştî ketina rêjîmê, dîsa bi inkar û bindestiyê re rû bi rû bimînin. Helwestên opozisyona Ereb jî yên di derbarê Kurdan de vê tirsê li cem wan xurtir dikin û ev yek dibe sedema kêmbûna beşdarbûna di xwepêşandanan de. Ev yek jî dibe sedema qelskirina rola Kurdan di nav hêzên opozisyonê de.

Hülya Yetişen- Li bajarê Antalyayê bi navê "Konferansa Bu Sûriyeya ku Diguhere" civînek hat li dar xistin. Ev civîn çima li Tirkiyê çêbû? Armanca wê çi bû? Kurd bi rengekî û navekî çawa tevlî wê bûn? Xwestêkên Kurdan li wir çi bûn? Herwiha opozisyona erebî helwestek çawa bo xwestekên Kurdan nîsan da?


Helîm Yûsiv- Konferansa Antalyayê yekemîn konferansa opozisyona Sûriyê bû ku hema hema ji hemû aliyên siyasî û nûnerên hemû îdolojî û netewe û olan lê amadebûn. Li ser vexwendina hevalin min yên nivîskarên Ereb ez jî amade bûm. Li gor ku ji kesekî organîzatorê vê konferansê ji min re hate gotin; mesele wisa bû: divabû ev konferans li Qahîre, li Misrê bihata lidarxistin, lê wan berî çend rojan lêborîna xwe xwestin ku rewşa wan ji bo mêvandariya konferansekî weha ne alîkare û ji ber wê destûr ji Turkiyê xwestin û daxwaza wan qebûl bû. Sedema din jî ya ku nîşan dan ew bû ku di wê konferansê de divabû gelek ji nûnerên rêxistinên xortan yên ku xwepêşandanan birêve dibin amade bibûna û ji bo wan jî yan Misrê yan jî Turkiyê, ku niha bê Vîze dikarin bênê, baş bû. Armanca wê konferansê ya sereke ew bû ku bi her awayî alîkariya serhildêr û xwepêşandêrên hundirê Sûriyê bibe. Têkiliyên di navbera hêzên opozisyonê yên li derve û yên li hundir xurtir bikin û komîteyên karên piştgiriyê bêne avakirin. Ji karê ragihandinê bigre, hetanî bi karê hiqûqî. Herwisa komîteyek ji bo birêvebirina van karan ji 31 kesî hate hilbijartin û herwisa.
Piraniya partiyên kurdan nexwestin ku amade bibin. Sebeba ku eşkere kirin ew bû ku ji ber ku konferans li Turkiyê ye ew amade nabin, lê ya rast ew bû: ji ber konferans di bin navê xistina rêjîmê de çêbû û heta niha jî ev partî û rêxistin li vê xwestekê xwedî dernakevin, ew amade nebûn. Ji kurdan ligel hinek rêxistin û partî bi giranî kesayetiyên serbixwe û çlakvanên siyasî û yên mafê mirovan bûn. Hejmara beşdaran dora çarsed kesî bû ji wan pêncî û pênc kurd bûn. Di wê konferansê de Kurdên Beşdar hemû xwestekên xwe anîn zimên û di encamnameyê de jî hate diyarkirin ku Sûriya pêşerojê divê ya hemû miletê Sûriyê be, bi hemû neteweyên xwe û mafên van neteweyan di destûr de bêne misogerkirin.
Di derbarê helwesta opozisyona erebî de jî mirov dikare li nerînên cuda rast bê. Opozisyon bi xwe ne li ser heve û pir renge. Lê eşkere ye opoyiszona ku ji derûdorên islamî pêk tê û rêxistina (Ixwanilmuslimîn) jî di nav de, di derbarê doza Kurd de, xwedî helwesteke neyênî ne.
Ya dîtir jî, ez giringiyeke mezin nadim van konferansên opozisyonê yên ku li derveyî Sûriyê çêdibin. Ji ber piraniya wan di bin siya wan hêzên opozisyonê yên Kevin de dimînin û ew jî ne xwediyên meselê ne. Yên ku guhertinê çêdikin, yên xwediyê meselê, ew ciwan, ew xortên qehremanin yên ku bi sîngên xwe yên tazî pêşwaziya gulleyên xedar yên qennasên rêjîma kujer dikin û bi xwîna xwe peyva Azadiyê li sikak û kolanên dîroka Sûriyê ya nû dinîvisînin.

Hülya Yetişen- Li gor wê wê opozisyona Sûriyê di demên pês de çi rol bileyîze? Kîja hêz û siyaset serekiya opzisyonê dike? Di vê çarçovê de siyaseta Tirkiyê derbarê Sûriyê û opozisyonê de çawa ye?


Helîm Yûsiv- Di baweriya min de emrê rêjîma Esed qediyaye û niha di dema sekratê de ye. Bikaranîna artêşê û ketina bajaran bi vê hovîtiyê jî nîşanên vê yekê ne. Dibe ku dema sekrata wê hinekî din dirêj bike, lê bingeha berdewamiya vê rêjîmê nemaye. Ji ber vê, di vê dema pêşiya me de, wê hêzên opozisyonê roleke mezin di pêşeroja Sûriyê ya siyasî de bilîzin. Yek ji taybetiyên van şoreşên ku bi navê “Buhara Erebî” têne binavkirin ew e ku ciwanên kolanan yên xwepêşandêr birêveberiyê dikin. Piraniya van ciwanan jî dûrî bandora hêzên kilasîk yên xwedî îdolojî û siyaset in. Armanca wanî sereke guherandin û avakirina dewleteke dezgehên sivîl û sîstemeke demokratîke ku tê de azadiya ramanê peyda bibe û çavkaniya hilbijartina desthilatdariyê sendoqên hilbijartinan bin. Ev tevgera ciwanan bixwe hêza opozisyonê ya sereke ye. Ji ber vê sedemê jî, hêzên opozisyonê yên ku berê bi awayekî illegal weku partî û rêxistin hebûn, zor didin xwe ku karibin xwe bikin xwediyê vê şoreşa ku bi destê ciwanan tê meşandin. Carinan bi tevgerê re diguncin û carinan jî li ser wê tevgerê dibin bar. Mînaka vê yekê jî, ji hêla kurdan de di rola partî û rêxistinên kurd re diyare û ji hêla Ereban de, di rola tevgera “Ixwanulmuslimîn-birayên misilman) ve xuyaye.
Rola Turkiyê jî bi awayekî ye ku ne xwe ji Dêrê dihêle, ne jî ji mizgeftê. Ji aliyekî de, piştgiriya xwe ji bo rêjîma Esed tîne zimên û doza pêkanîna reforman lê dike, da ku karibe di desthilatdariyê de berdewam bike. Ji aliyê din de jî, rêxistina “Ixwanulmislimîn”hembêz dike û rê dide lidarxistina civîn û kongirên opozisyona dijî rêjîma Esed, da ku destê wê di nav hêzên opozisyonê de jî dirêj bimîne. Du armancên wê yên sereke hene, yek jê xurtkirina hêza islamiyên opozisyonê ye û ya din jî rêlibergirtina biserkeftina Kurdên Rojava ye.

Hülya Yetişen- Li gor serkeftin an jî têkçûna opozisyona Sûriyê, hûn dahatuya Kurdan çawa dibînin? Ango, opozisyon biserkeve wê Kurd çi bidest bixin, rejîm bimîne wê Kurd çi bidest bixin?

Helîm Yûsiv- Eger rêjîm bimîne û baweriya min ew e ku namîne, tiştek ku Kurd winda bikin, tuneye. Ji ber ku tu maf bi dest nexistine. Ev meseleya nasnama ku Xwedêgiravî li Kurdên bê nasname vegerandin bi vî rengî ye. Berê, ev sêsed hezar Kurd weku “biyaniyên parêzgeha Hesekê”dihatin naskirin. Niha rewşa wan bû wek ya hemû kurdan ku weku Erebên Sûriyê têne naskirin.
Eger opozisyon bi serkeve, ji ber ku Kurd jî beşekî giring yê vê opozisyonê ne, wê karibin hinek mafên xwe yên demokratîk bi dest bixin. Lê, heta çi radeyê wê ev maf bi dilê Kurdan bin û wê pirsgirêka Kurd bi awayekî demokratîk bê çareserkirin yan na, ev yek girêdayî ezmûneya demokratîkbûna hemû Sûriyê ye, ku ew jî imtîhaneke girane li ber hêzên opozisyonê, gava ku biserkevin.

Hülya Yetişen- Ji bo bersivên we gellek sipas u hurmet.

Helîm Yûsiv- Sipas ji wera. Silav u rêz.

Hulyayetisen@yahoo.fr


 
Yazıya puan ver:
 (Toplam Oy #: 8)
  |   Okuma: 9881   |   Yorum: (1856)   Yazdir
   Arkadaşına Gönder

Değerli ziyaretçimiz, siz kayıtsız kullanıcı olarak siteye girdiniz. Size kayıt yaptırmanızı veya kendi adınızla giriş yapmanızı öneriyoruz.

İlgili Diğer Haberler:


 Yorum #1  | 27 Şubat 2014 19:30 | Alıntı     

Pharmd854

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
Hello! fgedeee interesting fgedeee site! I'm really like it! Very, very fgedeee good!
 Yorum #2  | 27 Şubat 2014 19:30 | Alıntı     

Pharmb595

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
Very nice site! <a href="http://apeyixo2.com/ysyayos/1.html">cheap viagra</a>
 Yorum #3  | 27 Şubat 2014 19:30 | Alıntı     

Pharmd55

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
Very nice site! cheap cialis
 Yorum #4  | 1 Nisan 2014 11:00 | Alıntı     

generic_viagra

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
 Yorum #5  | 1 Nisan 2014 11:03 | Alıntı     

viagra

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
Hello!
viagra
 Yorum #6  | 1 Nisan 2014 18:29 | Alıntı     

viagra

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
Hello!
viagra
 Yorum #7  | 1 Nisan 2014 18:30 | Alıntı     

purchase_viagra

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
 Yorum #8  | 1 Nisan 2014 18:30 | Alıntı     

viagra

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
 Yorum #9  | 1 Nisan 2014 18:31 | Alıntı     

viagra

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
Hello!
viagra
 Yorum #10  | 1 Nisan 2014 18:31 | Alıntı     

cialis

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
Hello!
cialis
 Yorum #11  | 3 Nisan 2014 03:01 | Alıntı     

viagra

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
Hello!
viagra
 Yorum #12  | 3 Nisan 2014 03:01 | Alıntı     

viagra

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
Hello!
viagra
 Yorum #13  | 3 Nisan 2014 03:01 | Alıntı     

cialis

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
Hello!
cialis
 Yorum #14  | 4 Nisan 2014 18:24 | Alıntı     

viagra_deals

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
 Yorum #15  | 4 Nisan 2014 18:25 | Alıntı     

cheap_cialis

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
 Yorum #16  | 4 Nisan 2014 18:26 | Alıntı     

viagra

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
 Yorum #17  | 4 Nisan 2014 18:26 | Alıntı     

canadian_cialis

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
 Yorum #18  | 5 Nisan 2014 23:54 | Alıntı     

cialis

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
Hello!
cialis
 Yorum #19  | 5 Nisan 2014 23:54 | Alıntı     

viagra

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
Hello!
viagra
 Yorum #20  | 5 Nisan 2014 23:55 | Alıntı     

order_cialis

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
 Yorum #21  | 5 Nisan 2014 23:55 | Alıntı     

order_viagra

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
 Yorum #22  | 6 Nisan 2014 19:43 | Alıntı     

viagra

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
Hello!
viagra
 Yorum #23  | 6 Nisan 2014 19:43 | Alıntı     

cialis

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
Hello!
cialis
 Yorum #24  | 6 Nisan 2014 19:44 | Alıntı     

free_viagra

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
 Yorum #25  | 6 Nisan 2014 19:44 | Alıntı     

cialis

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
Hello!
cialis
 Yorum #26  | 6 Nisan 2014 19:44 | Alıntı     

tadalafil

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
Hello!
tadalafil
 Yorum #27  | 7 Nisan 2014 12:21 | Alıntı     

viagra_canada

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
 Yorum #28  | 9 Nisan 2014 00:26 | Alıntı     

cialis

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
Hello!
cialis
 Yorum #29  | 9 Nisan 2014 00:26 | Alıntı     

canadian_cialis

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
 Yorum #30  | 9 Nisan 2014 00:27 | Alıntı     

cialis

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
Hello!
cialis

Yorum ekle

Adınızı:  

E-Posta:  


Kodunu:
Include security image CAPCHA.
Kod güncelleme


Kodunu girin: