Warning: mysqli_escape_string() expects exactly 2 parameters, 1 given in /var/www/vhosts/eu.kurdistan-post.eu/httpdocs/engine/classes/mysqli.class.php on line 162 Warning: preg_replace_callback(): Requires argument 2, 'langdate('\1', '1334005246')', to be a valid callback in /var/www/vhosts/eu.kurdistan-post.eu/httpdocs/engine/modules/show.full.php on line 245 Warning: preg_replace_callback(): Requires argument 2, 'Array', to be a valid callback in /var/www/vhosts/eu.kurdistan-post.eu/httpdocs/engine/classes/templates.class.php on line 256 DataLife Engine > Версия для печати > Yıpratıcı yaklașımlar ve doğru tutum - Munzur Dersim
DataLife Engine > Okur köşesi > Yıpratıcı yaklașımlar ve doğru tutum - Munzur Dersim

Yıpratıcı yaklașımlar ve doğru tutum - Munzur Dersim


9-04-2012, 23:00. Разместил: HejarS
Kürdistan özgürlük mücadelesi, yıpratıcı yaklașımlar ve doğru tutum

Munzur Dersim

Kürdistan halkının mücadelesi, her dört parçada tarihe baktığımızda inişli ҫıkıșlı bir seyir izlemesine rağmen kesintisiz bir șekilde devam ettiğini görüyoruz. Ancak bu mücadele o kadar bedel ödenmesine rağmen neden bașarıya ulașamadı, özellikle 19. ve 20. Yüzyıllarda ulus devletin ortaya ҫıkıș süreҫlerinde bu kadar direnilmesine rağmen Kürtler neden bașaramadı? Kürtler kadar direnemeyenler neden kendi ulus devletini olușturabildiler? Bu konularda farklı görüșler var, kimi feodal yapılanmaya bağlı olarak așiretlerin egemen uluslarla ișbirlikҫilik temelinde geliștirmiş oldukları ilișkiler, Kürtlerin kendi iҫinde birlik olușturmamaları, diplomaside gerilik ve zayıflık ve siyasette tecrübesizlik, yani masa bașında kaybetme nedenleri gibi bence en önemli özellik Kürdistan özgürlük mücadelesini iҫeriden bölme taktiklerinin bașarılı bir șekilde uygulanması Kürtlerin devletsiz kalmalarının en temel nedenidir.
Arap ulusu da kendi iҫerisinde așiretsel bir yapıya sahiptir, ancak geliștirdikleri ișbirlikҫilik bırakalım devletsiz kalmalarına 20 civarında arap devletlerinin kurulușuna yol aҫmıșlardır. Dolayısıyla așiretsel yapı kanımca devletleșme önünde engel değil, tersine Kürtlerde de beyler, mirler, șeyhler olmasına rağmen, körü körüne ҫok ucuz vaadler ve alınan rüșvetler karșısında top yekün teslimiyet ve direnenlere karșı ihanet iҫine düșmeleri kürtlerin statüsüz kalmasına yol aҫmıștır.
Hep diyoruz ya, Kürtler hep direndiler, ancak kendi iҫlerinde birlik olmamaları, așiretlerin birbirlerini desteklememeleri gibi feodal (ki bu da kanımca doğru bir tespit değil, ҫünkü gerҫek anlamda feodal olmuș olsalar dı, o zaman onur ve gurur meselesi yaparak, düșmana karșı bilrik olurlardı) geriliklerden dolayı bașarıya ulașamadılar, ancak direnmeye sürekli devam ettiler.
Günümüzün sözde parti ve örgütlerin ayrılık ve bölünmüșlerdeki ısrarının ve Özgürlük hareketine karșı düșmanca tutum ve davranıșlarının geҫmiș dönemlerden, yani Kürdistan tarihinin farklı dönemlerinde ortaya ҫıkan direniș ve yenilgi dönemlerinde olduğu gibi, aslında herhangi bir farkı yoktur. Geҫmiși eleștirirken, tutum ve davranıșlarımızın, mücadele ve pratik iҫindeki durușumuzun geҫmișten farklı olması gerekirken, ҫağdaș, ilerici, sosyalist gibi isim adı altında faaliyet yürüttüklerini iddia ederken, aslında bölünmüșlük ve parҫalanmıșlıkları derinleștirici, birbirlerini zayıflatıcı tutumlarla geҫmișin hata ve eksiklerinden ders ҫıkardıklarını söyleyemeyiz. Teorik olarak geҫmiș mahkum edilirken, pratik olarak duruș geҫmișin tekrarından farklı değildir. Hatta günümüzdeki olanakları gözönüne aldığımızda, iletișim ve propaganda araҫları bakımından, ve bunu geҫmișle kıyasladığımızda, geҫmiș tarihin daha gerisi bir tutum sergilediğimiz ortaya ҫıkmakla birlikte, daha da tehlikeli olduğunu görebilmekteyiz. Yani geҫmișin Bekolari yla, günümüz Bekoları nın anlayıș biҫimiyle durușları ve anlayıșları aynıdır.
Günümüzün bölünmüșlük ve parҫalanmıșlığı ve biraraya gelememenin geҫmișteki așiret ve mezhepsel ayrılıklardan ne farkı var? Ha geҫmiș tarihteki zayıflatıcı tutum, ha günümüzdeki zayıflatıcı tutum, özü aynıdır. Söylemlerin allanıp pullanması, haklı gerekҫeler bulma uğrașı iҫerisine girmeler ve düșman ın kullandığı argumanların arkasına sığınarak, ayrıșmaya gerekҫeler bulma ve ne kadar haklı olduklarının teorilerini yapmanın ilericilik, ҫağdașlık ve ulusal kavganın ulusal hakları etme ile sonlanmasına götürmediğini, tam tersine mücadeleyi zamana yayarak, daha fazla kan kaybına yolaҫtığını, kitlelerde bir yorgunluk, yılgınlık yaratacağı ve sonuҫta karșısında olduğumuzu iddia ettiğimiz düșmanın ömrünü uzatmaya hizmet ettiği gerҫeğini görmemiz gerekiyor.
Günümüzde hala bu hastalıklar devam etmektedir. Neredeyse 40 yıldır kuzeybatı Kürdistan da süren bir mücadele var ve hem de kesintisiz olarak. Bu mücadele hem modern anlamda özgürlükҫü ve demokratik Kürt bilincini geliștirmiș ve hemde Kürt halkını kesintisiz bir biҫimde geri özelliklerinden arındırarak belki dünyada örneği olmayan bir șekilde dar feodal ҫitleri dağıtmakla birlikte kapitalist moderniteye alternatif bir sistemin kurucusu konumuna getirmiș demokratik ulus gerҫekliğine ulașma durumunu ortaya ҫıkarmıștır. İlk kez Kürtler artık kendi demokratik hak ve özgürlükleri iҫin birlikte mücadele zemini yaratmıș durumdalar. 4 Parҫada yașanan budur ve bu Kürdistan özgürlük mücadelesinin en büyük kazanımıdır. Bu kazanımlar korunmakla birlikte daha da geliștirilmesi gereken özelliklerdir. Buda beraberinde zaferi getirebilecek en önemli bir vasıftır.
Tabi bunun yanında hala geҫmișin hastalıklı kesimleri tamamen tasfiye edilmiș değildir ve bu kesimler ellerine egemen ulus devletlerin imkan vermesiyle birlikte sahneye ҫıkarak o olumsuz rollerini oynamaya ҫalıșmaktadırlar. Burada detaylara inmeye gerek yok, zaten basını takip edenler bunu aҫıkҫa görmektedirler.
Benim aslında vurgulamak istediğim nokta „zazacılık“, „alevicilik“, „ümmetҫilik“ ve „PKK nin yeminli düșmanları“ konumunda olan ve devletin televizyonlarında boy gösterenler anlayıșıdır. Bu dört ҫizgi özgürlük hareketini zayıflatmak, sömürgeci ișgal gücünü güҫlendirmek, ister adına bilinҫli yada bilinҫsiz deyin, önemli değil, iҫin ortaya sürülmüș truva atlarıdır. Eğer öyle olmasaydı, özgürlük hareketine düșmanlık yapma yerine özgürlük hareketiyle bütünleșmek ve birlikte mücadele etmeyi esas alan bir durușun sahibi olurlardı. Mevcut pratikleri, kendilerini sanki Türk devleti değil de PKK statüsüz bırakmıș, dilleri, kültürleri, inanҫları Türk devleti tarafından değil de PKK tarafından yasaklanmıș, kendilerini Türk devleti katliam ve sürgünlere tabi tutmamıș ta PKK bunlara bu uygulamaları yapmıș gibi, PKK ye düșmanlık iҫeren ҫizgiyi ortaya koymaktadır. PKK ye tavır almak, PKK ye düșmanlık Türk sömürgeci fașizmini demokratik görmekten bașka birșey değildir. Tersini iddia etmeleri dürüst bir yaklașım değildir. Eğer öyle bir durușları olmuș olsaydı, sömürgeci fașist rejimle savașan güҫ PKK olduğuna göre, onu zayıflatma ҫabaları yerine PKK ye karșı duran gücü zayıflatmak iҫin birlikte mücadele etme ҫizgisini esas alırlardı. Manipülasyon ve dezenformasyona dayalı ҫabaları sonuҫta sömürgeci rejimi destekleme, Kürt halkının direnișini zayıflatma ҫabalarıdır.
O halde yapılması gereken șudur: Kürdistan lı ve Türkiye li demokrasi güҫleri kendi aralarındaki ideolojik ve siyasi ҫelișkileri bir yana bırakarak, düșmanla aralarındaki ҫelișkinin bașҫelișki olduğu gerҫeğinden hareketle ortak mücadeleyi geliștirme yöntemleri üzerinde yoğunlașmaları, Türkiye de“ Demokratik Halklar Kongresi“, Kürdistan da „Demokratik Toplum Kongresi“ veya bașka bir isim adı altında örgütlenme ve mücadele etme platformları olușturarak, birbirlerini zora sokma anlayıșı yerine, düșmanı zora sokan bir anlayıș ve mücadele tarzını esas almaları ve antidemokratik sistemi yenilgiye götürmek iҫin ҫaba iҫerisine girmelerini zorunlu kılmaktadır. Böylesi bir anlayıșın geliștirilmesi, geҫmișe yöneltilen eleștirlerin haklılığını ve aynı zamanda geҫmișten ders aldıklarının kanıtı olacaktır, yoksa geҫmiși eleștirip, geҫmiși pratiklerinde yașamaları „tarih tekerrürden ibarettir!“ anlayıșını haklı ҫıkaracaktır.
Yok öyle değilse, o zaman Türkiye cephesinde Demokratik halklar kongresi ve yine Kürdistan da Demokratik halk kongresi iҫerisinde yer alıp demokrasi ve özgürlük mücadelesi iҫerisinde yerlerini alarak, hepimize düșman olan bu sisteme karșı mücadeleyi geliștirerek zafere yürümek iҫin ellerinden gelen ҫabayı ortya koymak durumundadırlar. Karșısında olduklarını iddia ettikleri sistemi yenmek istiyorlarsa ve gerҫekten halklarımızın özgürlüğe kavușmasını istiyorlarsa, o zaman sistemi güҫlendirici yaklașımlardan kendilerini uzak tutmaları ve özgürlük hareketine dostҫa yaklașmaları ve bununla birlikte ortak mücadele etmeyi esas alan bir durușu ortaya koymaları gerekmektedir, tersi tutum sisteme hizmettir ve sistemin ömrünü uzatmadır. Sisteme hizmet ve ömrünü uzatma ҫabaları ise halklarımıza ihanettir.
Kürtlerin iște sürekli direnip kaybetmelerine yol aҫan anlayıș iște budur, yani bölen, parҫalayan ve sisteme entegre olmaya ҫalıșan anlayıșlardır.
Munzur Dersim, 09.04.2012

Вернуться назад