Kurdistan-Post yenilendi
yeni adresimiz www.Kurdistan-Post.eu dur.

Lütfen favorilerinizi günceleyiniz !
Bu site sadece arsivdir.

İ-DKP Başkanı Mustafa Hejri İle Röportaj-Hülya Yetişen


İ-DKP Başkanı Mustafa Hejri İle Röportaj-Hülya Yetişen

Irak Kürdistanı’nda Peşmerge ordu güçlerimiz vardır. Hatırlatılması gerekirki şu anda İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik silahlı mücadelemizi askıya aldık.
«    Eylül 2017    »
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
 

Qazî Mihemed'in Kürd Ulusuna Vasiyeti


Qazî Mihemed'in Kürd Ulusuna Vasiyeti

Zulüm ve baskı gören halkım!

Yüce Allah aşkına vaatlere artık kanmayın. Çünkü onlar ne Allah'ı tanıyorlar, ne peygambere, ne kıyamet gününe, ne Allah huzurunda hesap vermeye inanıyorlar. Onların nezdinde, Müslüman da olsanız, Kürt olduğunuz için suçlusunuz, onların düşmanısınız

Kurd li Misrê - Nezîr Silo


Kurd li Misrê - Nezîr Silo

Misr yek ji welatên ku herî peywendîdar bû ji demek dirêj ve di nav dewletên erban de bi Kurdan re.

Yazmanın düştüğü yer - Sezin Öney  


9-12-2012, 12:22 Kategori: Medya  
Yazmanın düştüğü yer - Sezin Öney

Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü (DİSA) ve Heinrich Böll Stiftung Derneği, dün ve bugün, Ankara’da bir toplantı düzenliyor; “Kürt Meselesinin Çözümüne İlişkin Algılar, Aktörler ve Süreç”.

Zaten, böylesi toplantılar da olmasa, gerçeklikten tümüyle kopup, siyaset diye tamamen ipe sapa gelmeyen konuları konuşuyor hâle geleceğiz.

Daha bundan birkaç yıl önce, Kürt Sorunu başta olmak üzere, yeni anayasa sürecinden eşit yurttaşlık konusuna, çeşitli alanlarda toplantılar düzenlenirdi. Bugün, hem bu toplantıların sayısı ve toplumsal etkisi azaldı, hem de yapılan toplantılar tamamen içe kapandı. Sivil toplum, akademisyenler ve siyasetçileri biraraya getiren kaç tane toplantının haberini okuyorsunuz artık?

Bugün, bir kere, akademi dünyasının kapısı, Kürt Sorunu’na neredeyse tamamen kapalı.

Sivil toplum ise, hem “bölgede”, hem de Türkiye genelinde, gücüne olan inancını yitirmiş.

Artık, siyasi toplantılar düzenlemek, öncelikle arkasında bir siyasi güç olan büyük hareketlerin yapabileceği bir gövde gösterisi hâline geldi.

Gerçi gövde gösterilerine de itirazım yok, eğer, Bakırköy Belediyesi’nin geçen hafta gerçekleştirdiği gibi olurlarsa. 30 kasım- 3 aralıkta, “Demokrasiler Çağında Uygarlık Konferansı”nda dünyaca ünlü filozoflar Giorgio Agamben, Joan Copjec, Jean-Luc Marion, Bernard Stiegler, Gianni Vattimo’nun biraraya gelmesi örneğindeki gibi yani.

Bu açılardan düşününce, bağımsız bir düşünce kuruluşu olan DİSA’nın son dönemde, Diyarbakır ve İstanbul’da gerçekleştirdiği toplantıların önemi daha bir ortaya çıkıyor.

DİSA’nın yapmaya çalıştığı aslında, son umudumuz da, farkında değiliz.

Sadece Kürt Meselesi’ne ilişkin değil, bu toplumda hak meselelerini tartışmaya, özgürlükler için bireyler olarak mücadeleye dair son umuttan bahsediyorum.

Bunlar öyle, “çok fena olacak herşey” karamsarlığıyla, rastgele edilmiş sözler değil.

Gerçekten, ahlaki bir savruluş yaşıyoruz; “ahlaki” gibi içi muhafazakâr saçmalıklarla boşaltılmış bir lafı kullanmak yerine “etik” de diyebilirim ama o da kavram olarak havada kalıyor.

Ecdat, namus, iffet gibi kavramlarla pek alakası yok bahsettiğim ahlakın. Şu Muhteşem Yüzyıl meselesi sırf Başbakan Erdoğan’ın aklına esti diye dillere dolandı da, dizinin başrol oyuncusu Halit Ergenç’in, Özbekistan lideri İslam Kerimov’un kızı Gülnara’nın parfümünü tanıtmak için ekimde Taşkent’e gitmesi sorun edilmedi.

Kerimov, cuma sabahları Açık Radyo’da yayınlanan Açık Gazete’de Can Tonbil ile birlikte program şansına sahip olduğum Ömer Madra’nın da dikkat çektiği gibi, “muhaliflerini haşlayarak öldüren” bir diktatör.

Ancak, Kerimov ailesinin davetine icabet etmek değil, Muhteşem Yüzyıl’ın, aslında kimsenin de derdi olmaması gereken bir yanı, senaryosu mesele oluyor.

Üstelik de, dizinin senaryosu ile “ecdadımızın rencide edilmesi” ve “halkın ahlakının bozulması” mevzuunda, “bunları kimin neden yaptığı belli”.

Yabancı düşmanlar ve iç işbirlikçileri kastediliyor herhalde bu üzeri kapalı suçlamalarla.

Türkiye’nin artık, “en iyi arkadaşı” Rusya, bu yıl mayıs ayında , “Yabancı Ajanlar Kanunu” diye bir yasa çıkardı. Bu yasayla, ülke dışından kaynak kullanan veya ülke dışından muadilleriyle ortak çalışma yapan tüm sivil toplum örgütleri, “casusluk faaliyetine girişiyor” suçlamasıyla karşılaşma tehdidi altında.

Yani, Ankara’da DİSA ve Heinrich Böll Stiftung Derneği’nin toplantısı, Rusya’da gerçekleşemeyecekti bile.

Türkiye de, bu noktaya gidiyor.

DİSA’dan Nurcan Baysal’ın moderatörlüğündeki, “Yaşam-Algı-Kopuş” oturumunda, Toplumsal Duyarlılık Derneği’nden Özlem Öztürk, “Türkiye’de Kürt Olmak”, yazar Rojin Canan Akın, “90’lardan bu yana Bölgede Kürt Gençlerinin Deneyimleri”, VAKAD’dan Zozan Özgökçe de, “Bölgede Çatışma ve Kadın” başlıklarıyla konuşmalarına başladılar; ama, anlattıkları hem kendi deneyimleri, hem de gözlemleri olarak, insanı çökerten sarsıcılıkta detaylar içeriyordu.

Hangi birini aktarayım bilemiyorum; Zozan’ın dile getirdiği, Van çevresinde kadınların, sandıklarda özene bezene yıllardır saklanan oyalı yazmalarını, balkonlardan, panzerlere saldıran çocuklara, yüzlerini örtsünler diye atmaları gibi bir sürü çok sembolik, insanı un ufak eden tanıklıklar konuşuldu.

Klişe olarak, bir sürü siyasetçi, “kadınlar yazmalarını atsın, bu gelenektir çatışma bitsin” dedi. Çatışmaların sona ermesinin vebali, hep bu işin asıl mağduru, her türlü siyasetin ezdiği bölge halkının sırtına bir katre daha yük olarak bindirildi.

İşte, siyasetçiler olarak attırabildiğiniz tek yazma budur.

Bu da, sizlerin utancı olsun.

(taraf)


 
Yazıya puan ver:
 (Toplam Oy #: 1)
  |   Okuma: 1364   |   Yorum: (9)   Yazdir
   Arkadaşına Gönder

Değerli ziyaretçimiz, siz kayıtsız kullanıcı olarak siteye girdiniz. Size kayıt yaptırmanızı veya kendi adınızla giriş yapmanızı öneriyoruz.

İlgili Diğer Haberler:


 Yorum #1  | 27 Şubat 2014 22:08 | Alıntı     

DanielMymn

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
Hello. And Bye.

mr fitz
 Yorum #2  | 18 Kasım 2016 04:49 | Alıntı     

Rolex Air-King

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
"To teach man the future of humanity as his WILL, as depending on human will, and to make preparation for vast hazardous enterprises and collective attempts in rearing Replica Hermes handbags and educating, in order thereby to put an end to the frightful rule of folly and chance which has hitherto gone by the name of "history" (the folly of the "greatest number" is only its last form)—for that purpose a new type of philosopher and commander will some time or other be needed, at the very idea of which everything that has existed in the way of occult, terrible, and benevolent beings might look pale and dwarfed.
The image of such leaders hovers before OUR eyes:—is it lawful for me to say it aloud, ye free spirits? The conditions which one would partly have to create and partly replica watches utilize for their genesis; the presumptive methods and tests by virtue of which a soul should grow up to such an elevation and power as to feel a CONSTRAINT to these tasks; a transvaluation of values, under the new pressure and hammer of which a conscience should be steeled and a heart transformed into brass, so as to bear the weight of such responsibility; and on the other hand the necessity for such leaders, the dreadful danger that they might be lacking, or miscarry and degenerate:—these are OUR real anxieties and glooms, ye know it well, ye free spirits! these are the heavy distant thoughts and storms which sweep across the heaven of OUR life.
There are few pains so grievous as to have seen, divined, or experienced how an exceptional man has missed his way and deteriorated; but he who has the rare eye for the universal danger of "man" himself DETERIORATING, he who like us has recognized the extraordinary fortuitousness which has hitherto played its game in respect to the Rolex replica future of mankind—a game in which neither the hand, nor even a "finger of God" has participated!—he who divines the fate that is hidden under the idiotic unwariness and blind confidence of "modern ideas," and still more under the whole of Christo-European morality—suffers from an anguish with which no other is to be compared.
He sees at a glance all that Rolex Air-King could still BE MADE OUT OF MAN through a favourable accumulation and augmentation of human powers and arrangements; he knows with all the knowledge of his conviction how unexhausted man still is for the greatest possibilities, and how often in the past the type man has stood in presence of mysterious decisions and new paths:—he knows still better from his painfulest recollections on what wretched obstacles promising developments of the highest Rolex watches rank have hitherto usually gone to pieces, broken down, sunk, and become yes contemptible."
 Yorum #4  | 18 Eylül 2017 15:44 | Alıntı     

Alfredcaw

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
 Yorum #5  | 18 Eylül 2017 15:53 | Alıntı     

Charlessoist

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
 Yorum #6  | 18 Eylül 2017 16:06 | Alıntı     

AaronVop

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
 Yorum #7  | 18 Eylül 2017 16:57 | Alıntı     

KennethTeemo

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
 Yorum #8  | 19 Eylül 2017 01:50 | Alıntı     

BennyNuB

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,
 Yorum #9  | 20 Eylül 2017 14:07 | Alıntı     

Charlessoist

avatar    Grup: Misafir
   Yayınlar: 0, Yorum: 0, Kayıtlı: --
   ICQ: --,

Yorum ekle

Adınızı:  

E-Posta:  


Kodunu:
Include security image CAPCHA.
Kod güncelleme


Kodunu girin: