Kurdistan-Post yenilendi
yeni adresimiz www.Kurdistan-Post.eu dur.

Lütfen favorilerinizi günceleyiniz !
Bu site sadece arsivdir.

İ-DKP Başkanı Mustafa Hejri İle Röportaj-Hülya Yetişen


İ-DKP Başkanı Mustafa Hejri İle Röportaj-Hülya Yetişen

Irak Kürdistanı’nda Peşmerge ordu güçlerimiz vardır. Hatırlatılması gerekirki şu anda İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik silahlı mücadelemizi askıya aldık.
«    Ekim 2017    »
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
 

Qazî Mihemed'in Kürd Ulusuna Vasiyeti


Qazî Mihemed'in Kürd Ulusuna Vasiyeti

Zulüm ve baskı gören halkım!

Yüce Allah aşkına vaatlere artık kanmayın. Çünkü onlar ne Allah'ı tanıyorlar, ne peygambere, ne kıyamet gününe, ne Allah huzurunda hesap vermeye inanıyorlar. Onların nezdinde, Müslüman da olsanız, Kürt olduğunuz için suçlusunuz, onların düşmanısınız

Kurd li Misrê - Nezîr Silo


Kurd li Misrê - Nezîr Silo

Misr yek ji welatên ku herî peywendîdar bû ji demek dirêj ve di nav dewletên erban de bi Kurdan re.

Atın Beyler Aksiyon Olsun! -Cahit Mervan  


29-03-2012, 17:58 Kategori: Medya  
Türk devleti başından beri Kürtlere karşı haksız bir savaş yürüttüğünü biliyor. Kürdistan halkının meşru haklarını gasp ettiğini de biliyor. Kürdistan’ın en büyük parçasına ‘sahip’ olduğunu da. Sorunun bir ‘şaki’, bir ‘terör’ ve şiddet’ olayı olmadığını da, yine en iyi Türkiye’yi yönetenler biliyor. Ve en çok bu ülkede gerçekten korkuluyor.

Gerçeğin kamuoyu tarafından, özellikle de Türk halkı tarafından bilinmemesi için her döneme uygun psikolojik savaş malzemesi üretiliyor Kürtlere karşı haksız ve meşru olmayan bir savaş yürüten devlet, Kürdistan’da sona eren meşruiyetini yalanda, kara propaganda ve psikolojik savaşta arıyor. Her dönem yeni kodlar, sloganlar ve Kürt hareketine karşı karalama kampanyalarında kullanılabilecek teoriler üretiliyor.

Kürtlere ilişkin Türk medyasında her gün değil, artık internet yayımcılığı aracılığıyla neredeyse her saat bir yalan haber üretiliyor. Aslı astarı olmayan senaryolar çiziliyor. Zorlama sorularla, Kürt siyasetçilerinden ‘acaba bir şey koparabilir miyim’ uğraşı veriliyor. Üretilen yalanlar üzerinden bu kez sözde analizler yapılıyor. Kürtlerin taleplerinin sınırlandırılması için malzeme toplanıyor. Kürt hareketine yön ve istikamet verilmek isteniyor. İşte iki örnek.

İLK ÖRNEK AKSİYON’DAN

İlk örneğimiz yalanlarıyla meşhur Gülen cemaatinin yayın organı Aksiyon dergisi muhabirlerinden Haşim Söylemez. Bu dergide, adı geçen muhabirinin imzasıyla geçtiğimiz günlerde ‘İkinci Oslo süreci için Brüksel zirvesi’ başlıklı bir ‘dosya haber’ yayımladı. Haberin altındaki imza sahibi oldukça ilgi çekici bir ‘gazeteci’. Şuan gazetecilik okuyan ve diploma tezini ‘yalan haber üretmek nasıl olur’ üzerine yazmak isteyenler varsa eğer, bu ‘tip’ onlar için mükemmel bir örnek oluşturuyor. Nede olsa babası daha dünyaya gelmeden vuku bulan Çanakkale savaşına katılan Türk askerleriyle ‘söyleşi’ yapacak kadar ‘usta’ ve ‘PKK, 250 Kürt aydını öldürecek’ balonunu üfürecek kadar ‘nefesi’ güçlü bir ‘gazeteci.’

İşte bu ‘gazeteci’ sık sık ‘dosya haber’ hazırladığı Gülen cemaatinin dergisinde KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan’ın Norveç’ın başkenti Oslo’ya gittiğini, KCK ve KONGRA-GEL yöneticileriyle bir araya geldiğini yazdı. Aynı ‘haber’ içinde Belçika’nın başkenti Brüksel’de ise NATO görevlilerinin katıldığı bir başka toplantının yapıldığını zikretti. Bu toplantıdan bilmem kaç medde tespit edildiğini ve bunun ‘örgüte’ sunulduğunu yazdı. Bu ‘acar’ muhabir ‘haberine’ zenginlik katmak için bununla birlikte ‘örgütte çok başlılığın olduğunu’, KCK yöneticilerinin ‘panik’ yaşadığını üfürdükten sonra, PKK yöneticilerinin Norveç, İsveç, İsviçre, Belçika, Almanya ve Fransa’ya gelmek için pasaport çıkarmak istediklerini salladı.

Hakkını teslim etmek gerekir. Yukarda özetlemeye çalıştığım bu kadar yalanı bir dergi sayfasına sığdırmak bayağı marifet isteyen bir iş olsa gerek. ‘Atalım biraz aksiyon olsun’ türünden bu yalanların ‘eski genel sekreter’ dışında, pek kimsede karşılık bulmayacağını düşünüyordum. Meğerse başka alıcısı da varmış. Uzaktan bir el sallamayı ‘siyasi zirve’, her hangi bir yerde tesadüfü bir karşılaşmayı kendine yapılmış bir ‘ziyaret’ sanan eski bir ‘Kürt büyüğü’ bu yalanları gerçekmiş gibi ‘köşesine’ taşıdı. ‘Atalım aksiyon olsun’ korusuna cılızda olsa bir katkı sundu. Helal olsun. Nerden nereye.

Ama esas soru ıskalandı. Eğer iddia edildiği gibi Karayılan Kandil’den Oslo’ya kadar geldi, burada toplantı yaptı ve geri döndüyse, o zaman Türk dışişleri bakanlığı, başta da Ahmet Davutoğlu nal toplamıştır. Öte yandan böylesine bir ‘trafik’ Kürt hareketinin zayıflığını değil, ne kadar güçlü olduğunu gösterir.

İKİNCİ ÖRNEK AKŞAM’DAN

İkinci örneğimiz ise Akşam gazetesi. Gülen cemaatinin yayın organları gibi en son ‘Nevruz’u kana bulayacaklar’ yalan manşetiyle dikkat çeken Akşam gazetesi geçtiğimiz günlerde Kürt aydını Tarik Ziya Ekinci ile bir söyleşi yayımladı. Gazetede, söyleşi ‘BDP de, PKK da tıkandı yeni partiye ihtiyaç var’ başlığıyla verildi. Aynı söyleşi internet sayfalarında ‘Kürt aydınları BDP’yi tasfiye mi edecek?’ başlığıyla servis edildi. Her iki başlığında zorlama olduğunu, söyleşinin ‘esas amacını’ ele verdiğini söylemek gerekiyor.

Göreceli olarak ‘iyi söyleşilere’ imza attığını düşündüğümüz Şenay Yıldız, Tarık Ziya Ekinci’yi, BDP’ye, PKK’ye ve genel olarak Kürdistan Özürlük Hareketi’ne karşı kışkırtmak için, ondan kullanabileceği bir kelime, bir cümle almak için çok uğraşmış. Zor bin bela Ekinci’den ‘Bugün BDP hareketi de PKK hareketi de tıkanmıştır’ sözlerini koparmış! Onu da başlık yapmış.

Bunu koparmak için, Yıldız yeni dönemin psikolojik savaş jargonuna, argümanlarına angaje olarak sorularını yöneltmiş. Örneğin ‘Bugün terörle BDP'yi ayırmakta zorlanıyor pek çok kişi’ Kürtlerin de burada kendilerine çuvaldız batırması gerekmiyor mu?’ türünden soru gibi. Bu soru kendi içinde bir den fazla ayrımcı ve Kürtleri kötüleyen fikre ve şifreye sahip.

Şöyle ki; Bir kez gazeteci Kürdistan özgürlük mücadelesini devletin resmi söylemine uygun olarak ‘terör’ olarak adlandırıyor. Tıpkı Türk başbakanı Tayyip Erdoğan gibi BDP’yi de ‘aynı paket’ içine alıyor. ‘Yeni stratejinin’ ruhuna uygun bir şekilde ‘pek çok insan’ denilerek-bunların kim olduğu gerçekten merak konusudur- kamuoyu adına BDP üzerinde bir baskı oluşturmaya çalışıyor.. Ve sanki Kürt sorununu, Kürtler yaratıyormuş gibi bir algı yaratarak ‘çuvaldızı niye kendilerine batırmıyorlar’ serzenişte bulunuyor..

Dahası bu türden tuzak soruları gazeteci peş peşe Ekinci’ye yönetiyor. AKP karargahlarında üretilen son moda ‘Türk sorununa’ özel bir vurgu yapıyor. ‘Acaba buradan bir şey çıkar mıyım’ diye, ‘bu meseledeki temel sorunlardan bir tanesi de şu: Türkleri rahatsız etmeden, bir Türk sorunu yaratmadan Kürt sorununu nasıl çözeceğiz? ‘ sorusunu yöneltiyor.

Akşam’ın ‘söyleşi ustası’ burada da hayal kırıklığına uğruyor. Ekinci, 80 yıllık ret ve inkar politikası sonucu gelinen aşamada Türklerin sorununun milliyetçi-ırkçı-dinci gericilik gibi hezeyanlar olduğunu izah ediyor. ‘Kürt sorununda en belirgin aşamayı sağlayan PKK'nın verdiği akıl dışı kanlı mücadelesi olmuştur’ diyen Ekinci bir ‘Türk sorunu’ varmış gibi iddialara karşı ise şunları söylüyor:

‘Ama ben 'Türklere tahakküm etmek istiyoruz. Bizim kültürümüz bizim dilimiz Türk kültüründen, Türk dilinden üstündür' diyen bir Kürt duymadım.’

Yıldız son bir çaba ile acaba Ekinci’yi Newroz üzerinden kışkırtabilir miyim çabası içine giriyor. İstanbul Newroz’un da ‘zarar –ziyandan’ bahsediyor ve adete yalvarırcasına ‘PKK'nın Nevruz'u kan gölüne çevirmek istediği bilgileri varken devlet vatandaşlarını koruyacak, değil mi?’ sorusunu soruyor.

Ekinci, BDP, PKK ve diğer Kürt örgütleriyle farklı düşünmesine rağmen, onlara sert eleştiriler yöneltmesine rağmen, kirli ve kara propagandaya mümkün olduğunca malzeme vermemeye çalışıyor. Ve iddiayı köksüz ve mantıksız bulduğunu söylüyor. PKK’yi kast ederek ‘kendi insanlarını, kendisinin topladığı on binleri katledecek bir şekilde bir tertip içine girmesi mümkün değil. Bunu mantıksız buluyorum’ diyor.

İki örnekte de gördüğümüz gibi medya ile devletin dili ararsında ciddi bir fark yok. Argümanlar, ileri sürülen gerekçeler aynı. Ortada medya diye bir şey yok. Ortada ne yazık ki gerçeği aramaktan çok, gerçeği karatmak ve öldürmek var. Hakkını teslim etmek gerekirse Akşam’ın ‘özel röportajcısı’ tüm çabasına rağmen Aksiyon’un ‘özel dosyacısı’ kadar ‘iş’ çıkaramamış! Aksiyon yaratamamış! Çünkü bu memlekette gerçekler değil atıp-tutmak, sallayıp-üfürmek ve tabi ki ‘aksiyon’ yaratmak daha geçerlidir de ondan.


 
Yazıya puan ver:
 (Toplam Oy #: 6)
  |   Okuma: 1896   |   Yorum: (0)   Yazdir
   Arkadaşına Gönder

Değerli ziyaretçimiz, siz kayıtsız kullanıcı olarak siteye girdiniz. Size kayıt yaptırmanızı veya kendi adınızla giriş yapmanızı öneriyoruz.

İlgili Diğer Haberler: