Warning: mysqli_escape_string() expects exactly 2 parameters, 1 given in /var/www/vhosts/eu.kurdistan-post.eu/httpdocs/engine/classes/mysqli.class.php on line 162 Warning: preg_replace_callback(): Requires argument 2, 'langdate('\1', '1333994928')', to be a valid callback in /var/www/vhosts/eu.kurdistan-post.eu/httpdocs/engine/modules/show.full.php on line 245 Warning: preg_replace_callback(): Requires argument 2, 'Array', to be a valid callback in /var/www/vhosts/eu.kurdistan-post.eu/httpdocs/engine/classes/templates.class.php on line 256 DataLife Engine > Версия для печати > Sömürgeleştirme Sadabad Paktı- A.Haydar Koç
DataLife Engine > Tarih > Sömürgeleştirme Sadabad Paktı- A.Haydar Koç

Sömürgeleştirme Sadabad Paktı- A.Haydar Koç


9-04-2012, 20:08. Разместил: Huseyin
Kürdistan’da Sömürgeciliğin Meşrulaştırılmasına Bir Örnek: Sadabad Paktı-1937 –I*

Ali Haydar Koç


Birinci dünya savaşı esnasında ve savaş sonrasında Türk turan imparatorluğu kurma hayali taşıyan ittihatçılar ve onların takipçileri olan Türkiye cumhuriyetinin kurucu kadroları yani Türk unsurunun çıkarlarını esas alan ırkçı diktatör Atatürk’ün takipçileri, Kürtleri soykırım niyetiyle kendi topraklarından batı anadolu’da 1923’te kurulan Türkiye cumhuriyeti sınırları içindeki vilayetlere zorunlu tehcir uygulamalarıyle sürerek, yokedilmelerini sağlamaya çalışıyorlardı.

Türkiye cumhuriyeti tarafından Kürtler üzerinden denenen soykırım, zulüm, baskı, şiddet ve asimilasyon politikaları sonucunda Kürdistan’da yaşanan bu insanlık trajedisi ulusların kaderini tayin hakkını ve dünyada çağdaş demokrasi propagandasını yapan ülkeler olan sovyet sosyalist cumhuriyetler birliği, ABD ve Batı avrupa ülkeleri tarafından „gerici-cahil kürtler karşısında, Türkiyenin çağdaşlaşması“ olarak değerlendiriyorlardu. Batı avrupa ülkeleri ve Rusya bu siyasal anlayışları ile 20.yüzyıl boyunca Türkiye’nin Kürtlere yönelik gerçekleştirdiği soykırım politikalarını Türkiye’ye verdikleri siyasal, diplomatik, ekonomik ve askeri desteklerle meşrulaştırmışlardı/hala içinde yaşadığımız 21.yüzyılda da meşru bir davranış olarak değerlendirmektedirler.

Kürdistan topraklarının paylaştırılmasında, Kürdistan’ ın sömürgeleştirilmesinde ve Kürtlerin soykırım gibi trajedilerle yokedilmesinde adı geçen ülkelerin doğrudan doğruya siyasal ve diplomatik payları çok büyüktür.

Osmanlı imparatorluğunun yıkılmasından (1918) sonra Sovyetler birliği, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya ve ABD gibi ülkelerin desteği ile Ortadoğu’da Kürdistan’ın aralarında paylaştırıldığı ve sömürge Kürdistan coğrafyasını doğrudan doğruya ilgilendiren Türkiye,İran, Irak ve Suriye gibi kukla devletlerin kurulması sağlanmıştı. Bu kukla devletlerin kurulmasını sağlayan ülkeler, Ortadoğu’da Kürdistan devletinin kurulmasını uluslararası antlasmalarla engelleyerek, teminat altına alarak, Kürt ulusunu Türk, Fars ve Arap rejimlerinin soykırımcı insafına bırakılmasını sağlamışlardı.

Yirminci yüzyılın ilk yarısından itibaren Türkiye, İran, Irak, Suriye gibi devletler İngiltere, Fransa, Almanya, Rusya, İtalya ve Amerika birleşik devletlerinden aldıkları desteklerle kendi aralarında yaptıkları çeşitli siyasal antlaşmalarla ve bölgesel paktlarla, sömürge Kürdistan üzerinde güvenlik ve askeri ittifaklarını karşılıklı olarak güçlendirmeye çalışıyordular. Mesela sömürge Kürdistan topraklari üzerinde kalıcı bir egemenlik kurabilmek için 8 Temmuz 1937'de Tahran'da Sadabad Sarayı'nda imzalanan, Ortadoğu’da ilk bölgesel ittifak olarak tarihe geçen ve Kürt siyasal tarih araştırmaları açısından çok önemli bir yere sahip olan Sadabad paktı, gerek Kürdistan’ı doğrudan aralarında paylaşan ülkeler (Türkiye, Suriye, Irak ve İran) ve gerekse uluslararası anlamda Kürdistan devletinin kuruluşunu engelleyen devletlerin (Rusya, Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya ve ABD vs.) Kürtler üzerindeki siyasal rollerini öğrenmemiz açısından önemli siyasal örneklerden birini teşkil etmektedir.

1937’de Türkiye, İran Irak ve Afganistan (daha sonraları Suriye’ninde katılımı sağlanmış) arasında yapılmış olan Sadabad paktı ile Türkiye ve İran Kürt meselesini iç mesele ve iç tehdit algısı biçiminde ele alarak, sömürge Kürdistan’ın sahibi ve varisi olduklarını ilan etmişler idi.

Bu yazımda, Ortadoğu’da Kürdistan toprakları üzerinde 20.yüzyıl boyunca egemenlik kurarak, kendi sömürge idarelerini Kürtlere zorla kabul ettirilmesini sağlayan Türkiye, İran, Irak ve Suriye yönetimleri tarafından Kürtler-Kürdistan üzerinde bölgesel egemenlik kurma ittifakı olarak tarihe geçen, Kürt ulusu ile ilgili bölgesel, bireysel idari-siyasal dinamiklerin oluşturulmasına bağlı olarak iç ve dış faktörlerin bir arada tartışılarak, değerlendirildiği ve 20.yy. Kürt siyasal ve diplomasi tarih araştırmaları açısından önemli bir yere sahip olan Sadabad Paktı ve Sadabad Paktı örneğini ele alarak 20.yy.Kürt siyasal tarihi-yakından Kürtleri ilgilendiren siyasal boyutlari ile ilgili kısaca bazı bilgiler vermeye çalışacağım.

Çünkü günümüzde Ortadoğu’da iç ve dış stratejik koşulların zorlamasıyla ortaya çıkan siyasal olaylar, Ortadoğu ve bu bölgede varlığını sürdüren devletlerin yeniden yapılandırılması söz konusu olduğundan, bu siyasal vaziyet 20.yüzyılın ilk çeyreğinden beri çeşitli antlaşma ve bölgesel ittifaklarla sömürge Kürdistan’da idari ve siyasi egemenlik kurmuş olan Türkiye, İran ve Suriye rejimlerini fazlasıyle kaygılandırmaktadır.

Özellikle Türkiye devleti, zayıfta olsa son yıllarda Kürtlerin uluslararası gelişen diplomatik ilişkilerini sınırlamak, Kürtleri yimrinci yüzyılda olduğu gibi bu yüzyılda da uluslararası siyasi arenada statüsüz bırakmak ve Kürt ulusunu 21.yüzyılda da esaret altında tutma zihniyetiyle, Kürtler hakkında bati Avrupa devletleri, Rusya, Çin ve bölgede İran, Irak ve Suriye gibi ülkeler (bu ülkelerdeki muhalif güçler de dahil) nezdinde sürdürdüğü çeşitli diplomatik girişimlerle Kürtlere karşı yeni antlaşma ve bölgesel ittifaklar kurma arayışı içinde olduğunu söylemek mümkündür.

Türkiye cumhuriyetinin kurucu kadroları, 1925’ten sonra Kürdistan’da Türk milli egemenliğini kurabilmek için yürüttükleri kanlı savaşlarda,Kürtleri soykırıma ve zorunlu tehcirlere tabi tutarak, yoketmeyi hedeflemişler idi. Ayrıca 20.yy. ilk çeyreğinde Kürdistan’ın bölünmesini sağlayan ülkelerin başında Türkiye devleti gelmekte idi.

Diktatör M.Kemal ve onun takipçileri İran, Irak ve Suriye ile yaptıkları güvenlik ve karşılıklı sınırları koruma çerçevesi içinde yaptıkları siyasal antlaşmalar ve buna bağlı aynı ülkelerle yapılan bölgesel ittifaklarla Kürtleri baskı altında tutma ve bu siyasal diplomatik girişimlerle kendi rejimlerinin denetiminde tutma siyasetini izliyordular. Örneğin 1937’de yapılan „Sadabat Paktı“ ittifakı ile Kürtlere yönelik uluslararası ve iç kamuoyunda iç tehdit algısını çeşitli propagandalarla ön plana çıkararak, „iç güvenliğin sağlanması“ adı altında Kürtleri soykırıma tabi tutma siyaseti izliyordular.

1924-1940 yılları arasında Türkiye İran, Irak ve Suriye devletleri arasında bölünen Kürdistan sınırları üzerinde, Kürtlerin birbirleriyle kaynaşmasını, ilişki kurmalarını önlemek için karşılıklı sınırları korumaya yönelik „dost ülke“ ifadeleriyle bir çok siyasal antlasmanın yapıldığı bilinmektedir. 1937’de yapılan „Sadabat Paktı“ ittifakında Türkiye, İran ve Irak devletlerini biraraya getiren en önemli siyasal faktör ise, her üç devlet tarafından iç ve dış tehdit olarak algılanan Kürtler ve Kürdistan meselesi idi.

Özellikle 1925’lerden sonra ortaya çıkan Kürt milli hareketlerinde (Şeyh Sait-1925, Ağrı-1926-1933, Dersim 1937 vs..) yer almış olan Kürt savaşçıları her üç ülkenin Kürdistan coğrafyasında çizdiği sunni sınırları tanımayarak, sınır boylarında giriş-çıkışlar yaparak, Kürdistan’nın dağlık alanlarında korunmaya çalışıyordular. Ayrıca sınır boylarındaki Kürt aşiretleri de akrabalık ve ticari ilişkilerinden dolayı bahsi geçen ülkeler tarafından çizilen bu sunni sınırlari redderek, tanımıyordular. Kürtlerin kendi topraklarında rahat dolaşmaları ve kendi ulusal hakları için yürüttükleri faaliyetler, Türkiye, İran ve Irak tarafından „iç tehdit, iç isyan ve huzursuzluklar çıkaran gerici Kürtler“ biçminde algılanarak, Kürtlere karşı ortak askeri ve siyasi önlemler almaya çalışıyordular………

*Kaynak:Denge Kurdistan/Nisan 2012

Вернуться назад