Warning: mysqli_real_escape_string() expects exactly 2 parameters, 1 given in /var/www/vhosts/eu.kurdistan-post.eu/httpdocs/engine/classes/mysqli.class.php on line 162 Warning: preg_replace_callback(): Requires argument 2, 'langdate('\1', '1333964848')', to be a valid callback in /var/www/vhosts/eu.kurdistan-post.eu/httpdocs/engine/modules/show.full.php on line 245 DataLife Engine > Версия для печати > ABD Kürtlere Güven Tazeledi-Bilgay Duman
DataLife Engine > Güncel > ABD Kürtlere Güven Tazeledi-Bilgay Duman

ABD Kürtlere Güven Tazeledi-Bilgay Duman


9-04-2012, 11:47. Разместил: Huseyin
Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Lideri Mesut Barzani, 4 Nisan 2012’de ABD’yi ziyaret ederek, ABD Başkanı Barack Obama, Başkan Yardımcısı Joe Biden ve Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’la görüştü. Ayrıca Barzani, Washington Institute adlı düşünce kuruluşunda bir konferans da verdi. Öncelikle Barzani’nin ziyaretini Bölgesel Kürt Yönetimi açısından değerlendirecek olursak, ABD yönetiminin Barzani’ye güven tazelediği söylenebilir. Zira Barzani’nin, ABD yönetiminin daveti üzerine gerçekleştiği bilinmektedir.

Öte yandan Barzani, Obama’yla yaklaşık bir buçuk saat, Biden ve Clinton ile iki saat görüşmüştür. Diplomatik teamüller dikkate alındığında, her ne kadar görüşmelerin bir kısmı tercüme ile geçse de bu süreler oldukça geniştir. Bu da ABD yönetiminin Barzani’ye verdiği önemin bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. Aynı zamanda Barzani’nin ziyaretiyle aynı gün Bölgesel Kürt Yönetiminde yeni hükümetin açıklanması da dikkat çekmektedir.

Bu durumun bir tesadüf olarak değerlendirilmemesi gerektiği düşünülmektedir. Bunu iki açıdan değerlendirmek mümkündür. İlk olarak Barzani’nin ABD’deyken Bölgesel Kürt Hükümetinin açıklanmış olması, ABD’nin verdiği desteği gösterir niteliktedir. Ayrıca Barzani’nin hem Irak merkezi hükümetine hem ABD’ye hem de bölge güçlerine verdiği mesaj olarak da değerlendirilebilir. Zira Barzani yurt dışındayken hükümetin açıklanması, Bölgesel Kürt Yönetimindeki kurumsal yapının geliştiğinin ilanı olduğu gibi, Barzani’ye yönelik “diktatör yönetici” suçlamalarına yönelik verilmiş bir mesaj olabilir. Barzani, Bölgesel Kürt Yönetiminde bulunmasa bile, kurduğu sistemin işlediğini ve kurumsallaşmanın sağlandığını göstermek istemiş olabilir. Diğer taraftan ABD yönetimi de Barzani’ye mesajlarını açık bir dille ifade etmiştir.

Obama, Yardımcısı Biden’la birlikte, ABD’nin Bölgesel Kürt Yönetimi ve Kürt halkıyla federal, demokratik ve birleşik bir Irak’la stratejik ortaklığı sürdürme arzusu çerçevesinde yakın ve tarihi ilişkilerini koruma taahhüdüne bağlı olduklarını tekrarlamıştır.

Burada özellikle “birleşik Irak” vurgusu önemlidir. Bu vurgu, Bölgesel Kürt Yönetimi yetkililerinin sıkça dile getirdikleri “bağımsız Kürt devleti” söylemine karşı bir cevap niteliği taşımaktadır. Zira tarihi ve yakın ilişkilerin “birleşik Irak” içerisinde sürdürüleceği belirtilmiştir. Aynı zamanda Mesut Barzani’ye Irak Anayasası dahilinde Irak’taki siyasal sürece daha çok katılım sağlaması yönünde telkinde bulunulmuştur. Bu telkinden anlaşılacağı gibi Bölgesel Kürt Yönetimi’nin Irak merkezi yönetimi ile bütünleşmesi mesajı iletilmiştir. Bununla birlikte görüşmelerden sonra yapılan açıklamalar dikkate alındığında, ifade edilen çerçeve içerisinde hareket edildiği sürece, ABD’nin Irak’taki en önemli müttefikinin Kürtler olacağı da gösterilmiştir.

Öncelikle Irak’taki siyasal sorunlar hakkında görüş alışverişinde bulunması amacıyla Irak Başbakanı Nuri El-Maliki’nin değil de Barzani’nin davet edilmesi önemlidir. Diğer taraftan Barzani’nin Washington Institute’da yaptığı konuşma da dikkat çekicidir. Konuşmasında Irak’ın ciddi bir krizle karşı karşıya olduğunu belirten Barzani, Maliki’ye yönelik eleştiride bularak, bir kişinin hem başbakan, hem genelkurmay başkanı, hem savunma bakanı, hem içişleri bakanı hem de istihbarat başkanı olduğu, son olarak da Irak Merkez Bankası'nın başkanlığını yapmaya başladığı bir durumun dünyanın hiçbir yerinde görülemeyeceğini ifade ederek, Irak’ta anayasanın ihlal edildiğini, bu durumun daha fazla kabul edilemeyeceğini dile getirmiştir. Ayrıca Barzani’nin kendilerinin de Bağdat’la sorunların çözülmesinde bir zaman sınırları olduğunu ifade ederek tehditvari bir mesaj verdiği söylenebilir.

Barzani bu ifadelerle özellikle son dönemdeki hükümet krizi aşamasında belki de ilk kez Maliki’ye yönelik bu kadar sert bir eleştiride bulunmuştur. Bu eleştirinin arkasında Barzani’nin Obama’dan aldığı güvencenin yattığını söylemek mümkündür. Zira Barzani bu konuşmasını ABD’li yetkililerle görüştükten sonra yapmıştır. Irak politikasına ilişkin genel görüşlerini de ileten Barzani, Irak’ın ana unsur olarak Arap ve Kürtlerden meydana geldiğini ifade etmiştir. Ayrıca Irak’ta birçok etnik azınlığın da yaşadığını söyleyen Barzani, Türkmenleri de azınlık olarak nitelendirmiştir. Son dönemdeki yerel politika göz önüne alındığında Kürt ve Türkmenler arasında yakınlaşma söz konusudur.

Ancak aradaki gerginliğin giderilmesi için daha samimi yaklaşımlara ihtiyaç vardır. Eğer Kürt gruplar Türkmenlerle daha yakın ilişkiler istiyorsa, Türkmenlerin Irak’ın asli unsur olduğunu kabul etmeleri ve kendileri ile eşit konumda görmeleri gerektiği düşünülmektedir. Aksi takdirde sorunların çözümünde ilerleme sağlamanın mümkün olmadığı düşünülmektedir. Bu noktada Bölgesel Kürt Yönetimi’nin Türkiye ile ilişkileri de gündeme gelmektedir.

Türkiye’nin Irak politikası son 3-4 yıl içerisinde rasyonel bir çerçeveye oturtularak, “her grupla eşit mesafe” prensibine dayandırılmış ve bütün gruplara eşit bir yaklaşım sergilenmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda daha önce ciddi bir gerginlik bulunan Türkiye ve Bölgesel Kürt Yönetimi arasındaki ilişkilerde de olumlu yönde gelişmeler yaşanmıştır. Bunda Bölgesel Kürt Yönetimi’nin olumlu yaklaşımının da büyük payı olduğu düşünülmektedir. Ayrıca Türkiye’nin Irak politikasında Türkmenlerin de önemli bir yeri vardır. Türkiye, Irak politikasında bütün unsurları uyumlu bir biçimde birlikteliğe doğru yön vermeye gayret göstermektedir. Nasıl ki Türkiye Irak’taki her gruba eşit mesafede yaklaşıyorsa, Türkiye ile iyi ilişkiler kurmak isteyen Bölgesel Kürt Yönetimi’nin de Türkiye’nin Irak’a dair önceliklerine aynı şekilde yaklaşması gerektiği düşünülmektedir.

Aynı zamanda PKK ile mücadelede de Barzani’nin daha samimi bir yaklaşım göstermesi ve somut adımlar atması beklenebilir. Zira verdiği konferansta barışçıl çözümden yana olduğunu dile getiren Barzani, hem Türkiye’ye hem de PKK’ya barışçıl çözüm doğrultusunda yardım edebileceğini dile getirmiştir. Öncelikle Barzani’nin bu ifadelerle Türkiye ile terör örgütü PKK’yı aynı statüye koyduğu görülmektedir.

Barzani’nin bu anlayışa Türkiye’ye yardım etmesi mümkün gözükmemektedir Bu nedenle Türkiye’yi PKK ile eşit tutabilecek bir aktör olarak değerlendirmek yanlış bir yaklaşım olarak değerlendirilmektedir. Bu noktada Barzani’den Türkiye’nin terör örgütü PKK ile mücadelesinde somut adımlar beklenmektedir. PKK’ya verilen lojistik desteğin kesilmesi, Bölgesel Kürt Yönetimi kurumların çalışan PKK unsurlarının elimine edilmesi, Bölgesel Kürt Yönetimi’nin hakim olduğu yerlerde faaliyet gösteren PKK yandaşı örgütlerin deşifre edilmesi ve bunların engellenmesi, etkin istihbarat paylaşımı gibi somut adımların, iki taraf arasındaki ilişkilerin gelişmesine ve PKK ile mücadeleye esas katkıyı yapacağı değerlendirilmektedir.”

orsamorg

Вернуться назад