Kurdistan-Post yenilendi
yeni adresimiz www.Kurdistan-Post.eu dur.

Lütfen favorilerinizi günceleyiniz !
Bu site sadece arsivdir.

İ-DKP Başkanı Mustafa Hejri İle Röportaj-Hülya Yetişen


İ-DKP Başkanı Mustafa Hejri İle Röportaj-Hülya Yetişen

Irak Kürdistanı’nda Peşmerge ordu güçlerimiz vardır. Hatırlatılması gerekirki şu anda İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik silahlı mücadelemizi askıya aldık.
«    Ekim 2017    »
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
 

Qazî Mihemed'in Kürd Ulusuna Vasiyeti


Qazî Mihemed'in Kürd Ulusuna Vasiyeti

Zulüm ve baskı gören halkım!

Yüce Allah aşkına vaatlere artık kanmayın. Çünkü onlar ne Allah'ı tanıyorlar, ne peygambere, ne kıyamet gününe, ne Allah huzurunda hesap vermeye inanıyorlar. Onların nezdinde, Müslüman da olsanız, Kürt olduğunuz için suçlusunuz, onların düşmanısınız

Kurd li Misrê - Nezîr Silo


Kurd li Misrê - Nezîr Silo

Misr yek ji welatên ku herî peywendîdar bû ji demek dirêj ve di nav dewletên erban de bi Kurdan re.

… Ama Bu Oyun Bozulmalı! – Hejarê Şamil  


11-12-2012, 18:58 Kategori: Kurdistan, Hejarê Şamil  
… Ama Bu Oyun Bozulmalı! – Hejarê Şamil

… Ama Bu Oyun Bozulmalı!

Hejarê Şamil

Türkiye’de KCK tutuklanmaları adlı sindirme operasyonlarının 6. dalgası Kürd kıyılarına vurdu. Kürd bahçesinden değeri ağır, vezni hafif bir şeyler alıp kendi girdabına çekilecektir dalgalar. Sonra yeni bir dalga daha gelecek…

Sizler zulüm düzenini korumakla mükellef olsaydınız, aynı şeyi yapardınız. Türk zulüm ve şer rejiminin bugünkü AKP donlu muhafız başının tek suçu, zulüm düzenini korumakla yükümlü olmasıdır aslında. Başka bir belirgin suçu da yok.

Kürdün nasırlı sırtı üzerinde kurulmuş bu düzeni Kürde zulüm etmeden tek bir gün bile ayakta tutamazsınız. Koruyuculuk istidadınız, zulüm biçimlerini değiştirme orijinalliği sergilemenizle ölçülür şer düzenlerinde.

Kürd siyasi harekatı de zulme karşı hep şu yanıtı verir: “Siz ne kadar zulüm ederseniz edin, bizler de o kadar direneceğiz”. Bugün ve dün BDP’li yöneticilerinin bütün söylediklerinin özeti aşağı yukarı böyleydi.

Zulüm ilk başta çaresizlik psikolojisi içine sokar insanları. Ancak her şeyin karşıtı da vardır. Çaresizliğin çaresi direnmektir işte. Zulme karşı direnmekten daha kıymetli bir davranış biçimi düşünememiştir insanlık.

Ancak…

Direnişi zulmü göğüslemek için bir savunma güdüsü olarak içselleştiğiysen, yandın ve ebedi direnişçiliğe mahkûm oldun demektir. Ebedi direnişçilik ise halkımızın kaderi hakkında yazılmış zulüm senfoninin değişmez akortları oluyor.

Nasıl bir direniş ama…

Bir insandan gelen zulümden nihai kurtuluşun sadece iki yolu vardır; 1. Zulüm yapanı alt edersin; 2. Zulümkarın elinin ulaşamadığı bir yerlere kaçıp kurtulursun. Allah'ın vereceği ölüm fermanından başka da üçüncü yol ne yazık ki, yoktur. Zalimin insafa gelmesi, değişerek zulmünden vazgeçmesi yaşamda karşılığı olmayan ve hiç olmayacak gönül ferahlatıcı bir ütopya sadece. 10 bin yıllık insanlık tarihi boyunca zalimin zorsuz, köteksiz ‘insafa gelip’ zulümden vazgeçtiği görülmedi.

Bir düzenin zulmünden kurtulmanın yolu da ikidir: 1. Düzeni yıkarsın, yıkılmasına destek olursun; 2. Başını alıp düzenin hüküm sınırlarının dışına kaçarsın. Zalimler evirilerek değişmediği gibi, zulüm düzenleri de evirilemez ve değişmez. Bazen çöken düzenlerin zemininde farklı nitelikli yeni rejimlerin oluşmasına “değişim” ismini takarlar. Böylesi durumlarda değişim asla söz konusu değildir. Yaşanan çöküş, yıkılıştır. Almanya’da, İspanya’da faşizm düzeni yıkılmış, yeni bir düzen kurulmuştur. Sovyetler düzeni çökmüş, yerinde iyi mi, kötü mü, her neyse yeni bir düzen inşa edilmiştir. İnsanlık tarihi boyunca bir zulüm düzeninin “tövbe ederek”, çökmeden, yıkılmadan “değiştiğinin” tek bir örneği bulunmamaktadır.

Bir siyasetçi ‘bu zulüm düzenini tartışarak, demokratik yollarla (!) değişip dönüştüreceğiz’ dediğinde zihninin arkasında düzeni yıkma hesapları yapmıyorsa ya bir sahtekârdır, ya da ekmeğini çıkarmak için palavra sıkıyor.

Somuta gelirsek…

KCK tutuklamalarının 6. dalgasına da onurlu direnişle yanıt vereceğiz! Direnmek onurlu bir iştir fakat dalgalar, dalgalı zulümler Türk şer düzenî yıkılmadığı sürece ebediyete kadar sürer. Bu gidişle,10 yıl sonra devletsiz Kürdler olarak, Türk parlamentosunda Kürd fraksiyonu başkanı olan Nobel barış ödüllü Abdullah Öcalan’ın söz hakkının kısıtlanması veya sözlerinin zabıttan çıkarılmasını, paralelinde Amed’de neden hep Kürdler belediye başkanı oluyor, bir Türk olamaz mı tartışmalarının girdabında nefessizlikten çırpınacağız en iyi ihtimalle.

Bugünün öldürücü, sakatlayıcı Türk zulmünden yarının “demokratik Türk zulmüne” zulümlü bir geçit yapmış olacağız böylece.

“Eşit vatandaş” bile olacağız…

Eşit vatandaşlık mı dedik? Bir anlık duralım ve beynimizi kurcalayalım… Bireysel hakların hukuk eşitliği bağlamında kullanılması için düşünülmüş ‘eşit vatandaşlık’ söylemi ve ihtiva ettiği anlam, Kürd milli sorununun çözüm formülü kesinlikle olamaz. Bendeniz; SSCB adlı 250 milyon insanın birbirinden ürkmeden, tırsmadan yaşadığı, ekonomik beraberliğin bulunduğu, en azından yaşam standartlarının eşi görülmemiş biçimde yakın ve benzer olduğu, hiç kimsenin milli mensubiyetini savunduğundan dolayı yasal bir muameleye tabi tutulmadığı, dünyanın altıda birinde gözün üste kaşın var sözünü duymadan serbestçe dolaşabildiği, eğitimin, sağlığın, temel sosyal hizmetlerin parasız verildiği, bazı istisnalar hariç her kesin istediği dilde eğitim alabildiği, milliyetini açıkça belirterek ve savunarak devlet başkanlığına yükselebildiği, yani Türkiye’de 50 yıl sonrası için arzulanabilecek bir eşit vatandaşlık “cennetinde” doğup büyüdü. Yüzbinlerle değil, milyonlarla ortak evlilikler de vardı. Ancak insanlar 70 yıl boyunca bir türlü eşitlenemediler. Eşitleme başarısızlığının temel nedeni toplum mühendisliği idi.

Türkiye’de ‘her kes türkdür’ mühendisliğinden vazgeçip ‘eşit vatandaşlık’ laboratuarı kurulması, Kürdler açısından zulme yeni don giyindirilmek çabasından başka bir anlam ifade etmez. 50 yıl da yeni bir ‘toplumsal mühendislik harikası’ndan sonuç almak için Kürde ‘eşitlenme zulmü’ çektirecekler...

Bugün Kürd yurtseverlerin göz altına alınmasını zulüm olarak değerlendiriyoruz.

Ancak zulüm tutuklanma, gözaltına alınma mıdır sadece? Gözaltı, tutuklanma, işkence zulmün dışavurumu, yansımalarıdır. Zulmün kaynağı; Türkün altında yaşamaya mecbur edilmişliktir, Türk olmaktan kurtulup Türkle eşitlenme dalaveresine varmaktır, zulüm edene “kardeş” demenin gerekliliğine inandırılmaktır, çaresizlikten direnmeye mahkum olmaktır, gençliğinde özgürlük inancıyla ayaklanıp sonradan “bu iş olmaza” toslamaktır, milyonlarla soydaşının düşman kapısında ‘şerefiyle ekmek parası kazandığını’ biçare bakışlarla seyretmektir. Zulüm; zulmün bir toplumda yalnız onursuzlaştırılma operasyonları ile kök salabildiğini görüp anlayınca şiddetli bir arzuyla çıldırmak isteyip çıldıramamaktır.

Gözaltı, tutuklanma, fiziki işkenceler nedir ki Türk olmaktan kurtulup Türk’e “gönüllü” yamanma zulmünün yanında…

Türk zulmü, Türk zulüm siyaseti; Kürd direnişinden, Kürd özgürlük siyasetinden her zaman bir adım ileride oldu. Zulüm-direniş oyununun kurallarını hep Ankara belirledi. Bir gazino oyuncusu, oyunu kuran gazino sahibinin ebedi yemi olmaktan kurtulamaz. Oyun kurallarının belirlendiği yer Ankara, yazıldığı yer Türk meclisi olduğu sürece Türk zulmü ebediyete kadar sürer.

Bu oyun bozulmalı! Nasıl mı? Hazır bir reçete elbette ki, yok.

Ama bu oyun bozulmalı!


“Duygusal bir kopuş yaşanıyor” diye yazıp çiziyor Türkler. Ne güzel. Körün istediği bir çift göz değil midir? Kürdler de daha cesaretle “Türkiye benim devletim değil!” demeye başlasalar… Belki de Türkün Kürde zulüm oyununu bozacak iki sihirli cümle böylece yan yana gelmiş olacak…

***

Bu aralar birkaç ay boyunca Mele Mistafa Berzani’nin hayat ve mücadele yolunu, Güney Kurdistan’daki isyanlar tarihini detaylı biçimde inceleme fırsatım oldu. Tam bir ümitler, direnişler, hüsranlar tarihi… Ancak bu tarihte belki de bugün Güney’in devletleşme kulvarına girebilmesinin baş nedeni sayılabilecek öyle bir çarpıcı moment var ki…

Barzaniler, mücadelenin hiçbir safhasında siyaseten bağımsızlığı savunmamış, “Irak’a demokrasi, Kurdistana’a otonomi” şiarından daha radikal talep öne sürmemişler. Şimdi sıkı tutunun… Ancak hiçbir zaman da Irak’ı kendi devletleri olarak görmemişler!!!

Egemen devlete yaklaşım ve talepler açısından Güney’imizi Kuzey’le kıyasladığımızda tersi bir durum ortaya çıkıyor: Kurdistan’ın Kuzeyi’nde 20 küsur yıl boyunca (1978-1999) egemen Kürd siyaseti Bağımsızlık talebi altında yürütülmüş, buna rağmen fazla etkinlik kuramayan siyasi-yurtsever elit dışında Türkiye’nin Kürdlerin devleti olmadığı algısı ve gerçeği, suya sabuna dokunmayanlar bir yana, gündüzü gecesi direniş içinde geçen kitlelere dahi aşılanamamıştır.

Olan oldu, bundan sonrasına bakalım. Türk zulmünden kurtulmanın hazır reçetesine sahip olmasak ta, artık elimizde iki ‘sihirli’ cümlemiz var: ‘Türkler ve Kürdler arasında duygusal kopuş yaşanıyor’ ve ‘Türkiye Kürdlerin devleti değildir’.

Yedinci, on yedinci ‘KCK dalgası’nı da yiyeceğiz; zulüm düzeni hâla tıkır tıkır çalışıyor çünkü. Ancak 117. dalgayı yemek istemiyorsak, bu iki sihirli cümleden sıkı sıkıya sarılmak zorundayız.

Hejarê Şamil
hejare_shamil@hotmail.com


 
Yazıya puan ver:
 (Toplam Oy #: 25)
  |   Okuma: 56170   |   Yorum: (4118)   Yazdir
   Arkadaşına Gönder

Değerli ziyaretçimiz, siz kayıtsız kullanıcı olarak siteye girdiniz. Size kayıt yaptırmanızı veya kendi adınızla giriş yapmanızı öneriyoruz.

İlgili Diğer Haberler:


 Yorum #213  | 24 Nisan 2014 20:26 | Alıntı     

ThomasBibe

avatar    Grup: Okuyucular
   Yayınlar: 0, Yorum: 44702, Kayıtlı: 2.04.2014
   ICQ: --,
 Yorum #217  | 24 Nisan 2014 23:02 | Alıntı     

ThomasBibe

avatar    Grup: Okuyucular
   Yayınlar: 0, Yorum: 44702, Kayıtlı: 2.04.2014
   ICQ: --,
 Yorum #220  | 25 Nisan 2014 00:13 | Alıntı     

ThomasBibe

avatar    Grup: Okuyucular
   Yayınlar: 0, Yorum: 44702, Kayıtlı: 2.04.2014
   ICQ: --,
 Yorum #222  | 25 Nisan 2014 01:45 | Alıntı     

ThomasBibe

avatar    Grup: Okuyucular
   Yayınlar: 0, Yorum: 44702, Kayıtlı: 2.04.2014
   ICQ: --,
 Yorum #224  | 25 Nisan 2014 03:09 | Alıntı     

ThomasBibe

avatar    Grup: Okuyucular
   Yayınlar: 0, Yorum: 44702, Kayıtlı: 2.04.2014
   ICQ: --,
 Yorum #226  | 25 Nisan 2014 04:23 | Alıntı     

ThomasBibe

avatar    Grup: Okuyucular
   Yayınlar: 0, Yorum: 44702, Kayıtlı: 2.04.2014
   ICQ: --,
 Yorum #228  | 25 Nisan 2014 06:35 | Alıntı     

ThomasBibe

avatar    Grup: Okuyucular
   Yayınlar: 0, Yorum: 44702, Kayıtlı: 2.04.2014
   ICQ: --,
 Yorum #230  | 25 Nisan 2014 07:31 | Alıntı     

ThomasBibe

avatar    Grup: Okuyucular
   Yayınlar: 0, Yorum: 44702, Kayıtlı: 2.04.2014
   ICQ: --,
 Yorum #236  | 25 Nisan 2014 10:53 | Alıntı     

ThomasBibe

avatar    Grup: Okuyucular
   Yayınlar: 0, Yorum: 44702, Kayıtlı: 2.04.2014
   ICQ: --,
 Yorum #240  | 25 Nisan 2014 13:43 | Alıntı     

ThomasBibe

avatar    Grup: Okuyucular
   Yayınlar: 0, Yorum: 44702, Kayıtlı: 2.04.2014
   ICQ: --,

Yorum ekle

Adınızı:  

E-Posta:  


Kodunu:
Include security image CAPCHA.
Kod güncelleme


Kodunu girin: