Kurdistan-Post yenilendi
yeni adresimiz www.Kurdistan-Post.eu dur.

Lütfen favorilerinizi günceleyiniz !
Bu site sadece arsivdir.

İ-DKP Başkanı Mustafa Hejri İle Röportaj-Hülya Yetişen


İ-DKP Başkanı Mustafa Hejri İle Röportaj-Hülya Yetişen

Irak Kürdistanı’nda Peşmerge ordu güçlerimiz vardır. Hatırlatılması gerekirki şu anda İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik silahlı mücadelemizi askıya aldık.
«    Ekim 2017    »
 
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
 

Qazî Mihemed'in Kürd Ulusuna Vasiyeti


Qazî Mihemed'in Kürd Ulusuna Vasiyeti

Zulüm ve baskı gören halkım!

Yüce Allah aşkına vaatlere artık kanmayın. Çünkü onlar ne Allah'ı tanıyorlar, ne peygambere, ne kıyamet gününe, ne Allah huzurunda hesap vermeye inanıyorlar. Onların nezdinde, Müslüman da olsanız, Kürt olduğunuz için suçlusunuz, onların düşmanısınız

Kurd li Misrê - Nezîr Silo


Kurd li Misrê - Nezîr Silo

Misr yek ji welatên ku herî peywendîdar bû ji demek dirêj ve di nav dewletên erban de bi Kurdan re.

PKK ve Kürd Milliyetçiliği - Erdoğan Alparslan  


2-05-2012, 18:38 Kategori: Kurdistan  
Kürt milliyetçiliği bugünkü konumuna göre daha köklü bir oluşumdur. Kökleri Ehmedê Xanî'ye hatta Baba Tahirê Uryan'a kadar uzanıyor. Bulundukları bölge sürekli bir savaş alanı ve işgallere sahne olsa da Kürtler kendi kimliklerini günümüze kadar inatçı bir şekilde korumuştur. Yakındoğu ve Ortadoğu'daki bir çok halkın akıbetine bakınca Kürtlerin bugüne gelmesi bir başarıdır. Ne yazık ki XIX yüzyıla kadar varlığını koruyan birçok halk bugün ya yok olmuşlar ya da marjinal düzeye inmişlerdir. Kürtlerin savaşçı ve direnişçi ruhu aynı şekilde feodal özellikleri tüm kıyımlara rağmen varlığını sürdürmesini sağlamıştır. Bunda Kürt milliyetçiliğinin köklü geçmişinin büyük etkisi var.

Kuzey Kürdistan'da özgürlük mücadelesi ta Osmanlı'ya kadar uzanır. 1847'de Osmanlı'ya karşı bağımsızlık savaşı veren Botan Miri Bedîrxan Bey ile başlatabiliriz. Ondan sonra da çeşitli başkaldırılar gerçekleşmiştir. Bunlardan en önemlisi bir Nakşibendi Şeyh'i olan Şeyh Ubeydullah'tır. Özgür Kürdistan söylemiyle hareket eden Şeyh Ubeydullah Hem Osmanlılara hem de İran'daki Şii Kaçar Hanedanlığına savaş açar. İlk zamanlarda bir başarı yakalasa da İngilizlerin, büyük bir Kürdistan istememesi sonucunda, Kürtlere karşı Osmanlı ve Kaçarları desteklemesi sonucu Şeyh yenilir.

Osmanlı'dan sonra kurulan Kemalist Türkiye Cumhuriyetinde çeşitli Kürt başkaldırıları olmuştur. Bunlardan en önemlileri Şeyh Sait ve Ağrı İsyanlarıdır. Dersim ise bir başkaldırıdan ziyade bir direniştir. Bu yüzden Şeyh Sait ve Ağrı başkaldırıları üzerinde duracağım. Azadî diye bir örgüt etrafında örgütlenen Kürt Teali cemiyeti mensupları ve Osmanlı ordusunda asker olan Cibranlı Halit Bey gibi komutanların katılımıyla başlatılan Kürt-İslamcı bir başkaldırıdır. Bu başkaldırıya daha çok Sünni/Dımılki (Zaza) aşiretler katılmışlardır. Bu isyanda İngilizlerin Musul ve Kerkük karşılığında Türk Hükümeti'ne desteğiyle vahşice bastırılıyor.

XOYBÛN MODERN ANLAMDA İLK ULUSALCI KÜRD PARTİSİDİR

O güne kadar ki en önemli Kürt İsyanı 1926'da başlayıp 1930'da bastırılan Xoybûn öncülüğündeki Ağrı İsyanıdır. Lübnan'da Bedirxaniler dahil önemli Kürt aile ve aydınlarının katılımıyla kuruldu. Bu isyana komutanlık eden İhsan Nuri Paşa, Osmanlı ordusunda çeşitli görevlerde yer almış üst düzey bir askerdir. Xoybûn modern anlamda ilk ulusalcı Kürt partisidir. Ağrı İsyanı da ilk ulusal Kürt isyanıdır. Aynı şekilde milliyetçi Ermeni partisi Daşnak'ın da desteğini almıştır. Bu isyan sırasında Ağrı Kürt Cumhuriyeti ilan edilmiş ve ‘Agirî’ adında bir gazete çıkarılmıştır. Bu isyan başta başarılı olsa da İran, Sovyet Rusya ve Türkiye'nin işbirliğiyle kanlı bir şekilde bastırılmıştır. İsyanda çoğu sivil olmak üzere 15.000'e yakın insan öldürülmüştür. Zilan Katliamı da bu dönemde yaşanmıştır. Zilan Dersi'ndeki bütün köyler yakılmış buradaki insanların tümü katledilmiştir. İsyanın bastırılması Kürt milliyetçiliğine büyük bir darbe vurmuştur. Öyle ki Türk tarafı tam bir zafer sarhoşluğuyla, 19 eylül 1930 tarihli Cumhuriyet gazetesinde bir karikatüre yer vermiştir; bir dağ başındaki mezar taşına kazınmış yazı ve bir dağ. Bu dağ, Ağrı Dağı, bastırıldığı müjdelenen isyan Ağrı isyanıdır. Mezar taşına şu yazılmıştı: ''Muhayyel Kürdistan burada meftundur.'' Zaten bundan sonrası malum ve devamında gelen baskı yıldırma ve son olarak yaşanan Dersim soykırımı. Şunu belirteyim, Kürdistan artık bir hayal değil, ölü sanılıp diri diri gömülen bu ceset bugün dipdiri ve ayakta. Geçenlerde Zilan katliamı için AİHM'e yapılan başvuru kabul edildi. Bu şu anlama geliyor artık; Kürt sorunu uluslararası bir sorun haline geldi. Ve bu yargılamalar sonucunda Türk devletini büyük cezalar bekliyor.

Sonrası Malum Kürdistan derin bir sessizliğe gömülüyor. Ta ki 1960'lı yıllara kadar, 1961 Anayasası'nın getirdiği nispi özgürlüklerle biraz canlanır. Musa Anter gibi Kürt aydınların yayınladıkları yazılarda Kürt sorunu işlenmeye başlanıyor. Ama o dönemde Kürt sözcüğü yasak olduğu için ‘doğu sorunu’ olarak telaffuz ediliyordu. Daha sonra ise solcu Kürtler, Türk solu içinde yer alırken milliyetçi Kürtler de Türkiye KDP'sini (Kürdistan Demokrat Partisi) kurdular. Daha sonra bu örgütün liderleri şaibeli suikastlara uğradılar. Bu yüzden pek etkili olamadan dağıldı. Sonrasında Kürt gençleri DDKO (Devrimci Doğu Kültür Ocakları) bünyesinde örgütlenirler. Sonrası malum, çoğu sol eğilimli birçok örgüt kuruluyor. Bunlardan biri Apocular adıyla bilinen gruptu. Bunlar ‘Kürdistan bir sömürgedir’ diye ortaya çıkıp, silahlı mücadelenin gerekliliğini vurguladılar. Bu yüzden Türk solu ve çeşitli Kürt oluşumların tepkisini çektiler. 27 Kasım 1978'de Diyarbekir Fisk’de PKK (Kürdistan İşçi Partisi), Abdullah Öcalan, Mazlum Doğan ve Hayri Durmuş, Mehmet Karasungur, Mehmet Şener, Kesire Öcalan ve Cemil Bayık öncülüğünde kuruldu. Marksist-Leninist olan bu örgüt, Kürdistan'ın bölünen tüm parçalarını birleştirip; ''Bağımsız Birleşik Sosyalist Kürdistan'' kurmak için yola çıkıp, nihayetinde bugün Kürt devletine karşı olduğunu söyleyecek kadar değişim geçirdi.

MAZLUM DOĞAN YAŞASAYDI…

PKK kuruluş yıllarında Kürt aşiretlerle ve diğer Kürt gruplarıyla silahlı mücadeleye girişti. Belki de devletin başta PKK'ye göz yummasının nedeni buydu. Bunun sonucunda birçok yurtsever yaşamını kaybetti. Bu çatışmaların galibi olarak çıkan PKK 1980 askeri darbesiyle birçok üst düzey kadrosunun tutuklanmasıyla zor günler geçirdi. Ama işin sırrı burada ki, PKK'yi büyüten Diyarbekir zindanlarındaki direnişleridir. Mazlum Doğan, Hayri Durmuş, Kemal Pir, Akif Yılmaz gibi kadroların direnişi PKK'ye kitle desteği olarak geri döndü. Bu direnişler sonucunda siyasi bir deha olan Mazlum Doğan'ın şahadeti örgütün tüm tarihini değiştirdi. Mazlum Doğan yaşasaydı, belki de bugün örgütte önderlik sorunu olmazdı.

PKK'yi büyüten ikinci hamle ise darbe öncesinde kadrolarının önemli bir bölümünün yurtdışında olmasıdır. Bu hamle PKK'nin askeri darbeden minimum zarar görmesini sağlamıştır. PKK'nin silahlı direnişte ısrar etmesi ve rasyonalist düşünmesi, onu kısa sürede büyük bir güce dönüştürdü. Çünkü o güne kadar kimsenin devlete kafa tutamayacağı ve devletin yenilmez olduğu fikri yerleşmişti, insanlarda. Hemen hemen bütün isyanlar başarısızlıkla sonuçlanmıştı ve her isyanın sonunda katliam, sürgün ve yıkım görmüştü, halk. Böyle bir dönemde PKK ortaya çıkmış, karakol basmış, şehirleri işgal etmiş, o güne kadar astığı astık, kestiği kestik aşiret ağalarını dize getirmişti. Bu, devlete ve işbirlikçilerinin elinden çeken halka güven vermiş ve insanları akın akın PKK'nin saflarına katmıştı. PKK bir anda elinde böyle bir gücü görünce adeta güç delisi olmuş gibi bu sefer kendi insanlarına saldırmış, özellikle yurtsever aşiretlere saldırarak bu aşiretlerin devletin yanında yer almasına neden olmuştur. Aynı zamanda Marksist ideolojinin etkisiyle Müslüman Kürtlerin hareketten uzak durmasına neden olmuştur. Devletin yaptığı baskının aynısını yapınca halk arasında PKK'ye karşı duran bir kesim oluşmuştur.

Asıl konuya gelirsek, 90'lı yıllarda büyük çıkış yakalayan PKK yukarıda saydığımız nedenler ve devletin sivillere yönelik katliam ve yıkımları, KDP ve YNK ile çatışmaları ve bu partilerin Türk devletiyle birlikte PKK'ye savaş açmasının sonucunda örgüt büyük darbe aldı. Bu güç kaybıyla birlikte yavaş yavaş söylemlerini değiştirdi. Aynı şekilde Rusya'da komünist rejimin yıkılmasıyla en büyük manevi destekçisini kaybetmişti. Bunun sonucunda bayrağındaki orak ve çekici çıkartı. Başta sert söylemlerini değiştirdi, biraz daha makul taleplerde bulundu. (Türk devletine göre).

''DEMOKRATİK CUMHURİYET, EKOLOJİK TOPLUM'' KÜRDLERİ APOLİTİZE ETTİ

PKK için dönüm noktası 1999 yılıdır. Bu tarihte ABD ve İsrail işbirliğiyle PKK lideri Abdullah Öcalan Kenya'da esir alınarak Türk devletine teslim edildi. Abdullah Öcalan yakalandığında, Diyarbekir zindanlarında direnen yoldaşlarının aksine teslimiyetçi bir tavır sergiledi. Kendisine ve hareketine yakışmayan bir duruşa imza attı. İdamdan kurtulmak için gerillanın sınır dışına çıkmasını ve Kürt halkı için hiçbir taviz almadan savaşı durdurdu.

Türk devletinin her şekilde zor durumda olduğu bir dönemde savaşı durdurmuş ve devletin toparlanmasını sağlamıştır. Bu geri çekilmeler sırasında devlet vahşice saldırmış bunun sonucunda 500'e yakın gerilla hayatını kaybetmiştir. Düşünün taarruza geçseniz bile bir yılda, hatta birkaç yılda bu kadar kayıp veremezsiniz. Aynı şekilde gerillanın boşalttığı mevzileri Türk ordusu doldurmuştur. Savaş stratejisi bilenler biliyor, bir mevziiyi terk ettiğinizde onu kazanmak için tekrar savaşmanız gerekiyor. Hiçbir Kürt önder esir düştüğünde böyle bir duruş sergilemedi hepsi başı dik dar ağacına gittiler. Şu bir gerçek Kürtler liderleri ne kadar yanlış yaparsa yapsın, onları kabul ediyorlar ve hesap sormuyorlar. Bu toplumumuzun anormal davranışının nedeni önderlerini düşmana karşı koruma refleksi olsa gerek. Bu işin askeri boyutuydu asıl önemli olan Öcalan'ın İmhalıdayken geliştirdiği Kemalist tezler. Buradayken çok ilginç tezler ortaya attı. ''Demokratik Cumhuriyet, Ekolojik Toplum'' gibi Kürtleri tamamen apolitize eden ve Kemalist rejime entegre etmeye çalışan söylemler geliştirdi. ''Ben ulus devleti çözdüm, Kürtler devletsiz bir halk bu yüzden devlet Kürtlere uymaz gibi akla izana sığmaz iddialarda bulundu. Aynı şekilde kendisinin M.Kemal'den çok etkilendiğini ve Şeyh Sait Efendi'nin gerici olduğu, M.Kemal'in ilerici ve aydın olduğuydu. Güya Şeyh Sait başkaldırısı olmasaydı, M.Kemal'in Kürtlere hakkını vereceğini gibi söylemlerde bulunmuştu.

Halbuki gerçek tam tersiydi, 1924 Anayasası yapıldı ve Kürtlerle ilgili hiçbir emare yoktu bu anayasada. Aynı şekilde Tevhid-i Tedrisat Kanunu çıkarıldı ve eğitim dili ve resmi dil sadece Türkçe olarak kabul edildi. Yine aynı şekilde, Kürtçenin en büyük yaşam alanı olan medreseler kapatıldı. Şeyh Said isyanı ise 1925'da meydana geldi. Artı İsyan, M.Kemal'in Kürtlere verdiği sözleri tutmaması ve Kürtlerin taleplerini yerine getirmemesinden dolayı çıkmıştı.

ABD'nin Irak'a müdahalesiyle ve orada federal bir Kürt devleti kurulunca, Öcalan, bu sefer kendisinin de tam olarak ne olduğunu bilmediği bir model olan Konfederalizmi ortaya attı, o da tutmayınca Demokratik özerklik diye bir modelden bahsetmeye başladı. Bu modelin ne olduğunu PKK kadroları da tam olarak bilmiyorlar. Taraf gazetesine röportaj veren BDP'li bir vekil, muhabirin Demokratik Özerklik tam olarak nedir sorusunu cevaplayamamıştır. PKK'deki hiçbir kadro bu modelleri tam olarak anlayamamıştır. Tam birine yoğunlaşırken başka bir model ortaya çıkıyordu. Aynı şekilde Öcalan, İmralı'da sürekli örgüte müdahale edip, kadroların kendi başına karar verme yetisini köreltti. Bunun içindir ki birkaç aydır devlet Öcalan'ı görüştürmeyince Örgüt ne yapacağını bilemez durumda, sudan çıkmış balık gibi debeleniyor.

Aslında Konfedaralizmi ilk ortaya atan merhum Dr. Abdurrahman Qasımlo'dur. Askeri olarak Hümeyni güçlerine yenilince tüm parçadaki Kürtlerin Konfederal yapılar içinde ve bulundukları ülke yönetimlerine bağlı yaşamalarını önermişti. Bu yenilmiş ve Kürdistan'ın birleşmesinin umutsuzluğunu taşıyan bir liderin o günün şartlarında makul görülen söylemlerdi. Ama bugün için geçerliliğini kaybetmiştir bu söylemler.

KADINA VE GENÇLİĞE KÜRD MİLLİYETÇİLİĞİ KÜÇÜMSETİLDİ

TC devleti, yakalandığı günden beri Kürtleri Kemalistleştirmek ve milliyet düşüncesinden uzaklaştırmak için Öcalan'ı kullanıyor. Bunda da başarılı olmuşlar, PKK'nin kadrolarının önemli bir kesimi şu an Kemalist söylemleri benimsemiş. Büyük önder kavramı, toplum mühendisliği, askeri vesayet ve otoriterlik, sekülerlik ve jakobenizm gibi pek ortak özellikleri var, Apoculuk ve Kemalizmin. PKK içinde Apoculuğun en önemli ideolojik gücü gençlik ve kadın yapılanmasıdır. Özellikle kadın yapılanması anti-Kürtçü bir yapılanma ve tam anlamıyla Kemalsit. Leyla Zana dışındaki göz önünde olan PKK'li kadroların hangisi Kürt ya da Kürdistani'dir? Cevabını vereyim; çoğu Kürt milliyetçiliğine karşı ve Kemalistler. Çoğu Kürtçeyi bilmez. Gençliğe gelince, önlerine gelen söylemleri derinlemesine anlamadan benimsiyorlar. Aynı şekilde bilimsel düşünmekten uzak, bir mürit gibi önderin söylemlerini kutsallaştıran bir gençlik yaratıldı. Kürtçeyi, bayrağı, tarihini bilmeyen ve Kürt Tarihini PKK'den ibaret bilen ve şiddete ve kullanılmaya müsait bir topluluğa dönüşmüştür.

Aynı şekilde milli bilinçten yoksun, Kemalist solun çürümüş ve sapkın değerlerini benimseyen, kendi milliyetine diline düşman bir gençlik yetişmiştir. Kürt milliyetçiliğini küçümseyen ve ilkel olarak gören ve Kürtçeyi bilmeyen ama aynı şekilde, Türkçeyi bir bülbül edasıyla şakırdayan ve Türk milliyetçiliğini doğal sayan bir gençlik yetiştiriliyor, siyasi akademi denen eğitimlerle gençlerimiz Kemalistleştirildi.

PKK'NİN EN BÜYÜK YANLIŞLARINDAN BİRİ KÜRT AİLE YAPISINI PARÇALAMASIDIR

PKK'nin yarattığı kadın tipi Kürtten başka her şeydir, ama kesinlikle Kürt değildir. Tam anlamıyla Kürdi değerlere karşı olan jakoben ve doğal olmayan bir tiptir. PKK'nin en büyük yanlışlarından biri Kürt aile yapısını parçalamasıdır. Bir ulusu yaratan en önemli yapıdır aile, eğer aile yapısı bozulursa sakat bir ulus ortaya çıkar. Ulusu yaratan da dildir, dili koruyan yaşatan da annedir. Eğer siz anneyi yozlaştırırsanız ulusu da yozlaştırırsınız. PKK'nin en önemli sorunlarından biri Kürtçe sorunudur. PKK Kürtçeyi sürekli arka plana itmiştir, propaganda dili olarak Türkçeyi seçerek, zaten devlet tarafından baskı altına alınan Kürtçeye en büyük kötülüğü yapmıştır. Böylece gönüllü asimilasyonun önünü açmıştır. Türkçe bilmeyen kadınlarımız, PKK'nin kurumlarında Türkçe öğrenip şu an şakır şakır Türkçe konuşmaktadırlar. Köy Enstitülerinin ve Halk evlerinin başaramadığını PKK başarmıştır. PKK'nin yarattığı ve ona ebedi sadık olan tip hiçbir şekilde milli değerlerimizle bağdaşmayan suni bir tiptir.

Kürtçeyi asimilasyona karşı koruyan analarımızdır. Eğer kadın dilini bilmese çocuğu da bu dili öğrenemeyecek ve bir kaç kuşak sonra asimile olacaktır. Biz dilimizi annemizden öğrendik çok şükür annem hala Türkçe bilmez. (Buradan ona sevgilerimi gönderiyorum).

PKK KÜRD DEVLETİNE KARŞI OLDUĞUNU DEKLERE ETTİ

Son dönemlerde Mesut Barzani'nin bağımsızlık söylemlerine en çok karşı çıkan PKK ve kurumlarıdır. Açık açık Kürt devletine karşı olduklarını deklare ettiler. Hatta bir vekil o kadar ileri gitti ki, Türk bayrağı ve Türkçeyi bir Türk milliyetçisinden daha şehvetli sahiplendi. Daha öncesinde BDP genel başkanı Selahattin Demirtaş ''Özerk Kürdistan kavramını demokrasi açısından doğru bulmadığını“ belirtti ve aynı günlerde PKK'nin kadın ordusu PAJK'ın komutanı Emine Erciyes ''Kürt devletine karşıyım, Kürt devleti Ortadoğu’yu istikrarsızlaştırır'', dedi. Sanki şu an Ortadoğu çok istikralı da Kürt devleti kurulsa istikrarı bozulacak. Asıl Ortadoğu’nun istikrarsız olmasının nedeni Kürdistan'ın parçalatılıp sonradan kurulan yapay devletlere bağlanmasıdır. Eğer Kürdistan özgür olursa Ortadoğu o zaman istikrara kavuşur. Aynı şekilde kurulacak bir Filistin devleti de Ortadoğu'ya istikrar getirir.

PKK, KÜRD MİLLİYETÇİLİĞİ İLE BAŞEDEMEZ

PKK'nin şu an geliştirdiği söylemler ve tutumu Kurdî değildir. ‘İlkel milliyetçilik’ diye bir kavram geliştirerek, Kürt milliyetçiliğini kitlesine öcü olarak gösteriyor. PKK'nin Kemalist söylemleri, Kürt milliyetçiliğinin gelişmesini engelliyor. Aynı şekilde son günlerde dile getirdikleri söylemlerle Kürt devletini ve milliyetçiliğini dışlayan ve hırpalayan bir tavır geliştirdiler. PKK bu haliyle Kürt milliyetçiliği için bir engel teşkil ediyor. PKK ya değişecek yani özüne dönecek, ya da yok olmaktan kurtulmayacak. Kürt milliyetçiliği şu an yükselişte, eğer PKK Kürtler içinde bir güç olmak istiyorsa ve KDP ile liderlik yarışına girecekse, anti-Kürt söylemlerle bunu yapamaz. Barzani ''Bağımsızlık'' derken, siz ''Demokratik Cumhuriyet'' derseniz, haliyle marjinalleşip yok olacaksınız. PKK'nin içinde Kürt milliyetçisi olan üst düzey yöneticiler de var. Bunlardan beklentimiz, Hareketi Kemalistlerin elinden kurtarıp, Kürt milliyetçiliği zemininde yeniden yapılandırmalarıdır. PKK'nin tasfiyesi zararlıdır, dönüşmesi faydalıdır. PKK'nin Kürdistan tarihine önemli bir yeri var. Agitlerin, Mazlumların emanetçilerine yakışan bu değil. Artık makul kitlelerden PKK'ye bu eleştiriler çok gelecek. Ne Kürt toplumu eski Kürt toplumu, ne de konjonktür eski konjonktür. Değişim zamanıdır!

Darwin'in Galaspagos adalarında bulup getirdiği bir kaplumbağa vardı Harriet diye. Bu kaplumbağa 170 yıl yaşadı. Darwin'e şunu soruyorlar "Bu kaplumbağanın özelliği ne?" Darwin şunu söylüyor: ''Bu kaplumbağanın en önemli özelliği diğer türlerinden çok güçlü olması ya da üstün özelliklere sahip olması değil; değişime çabuk ayak uydurmasıdır.'' Anlayacağınız değişime ayak uydurmayan yok olur ve yıkılır. Örnek vereyim mi mesela, baskıcı birer rejim olan Komünist ve Baasçı rejimler ile Türkiye'de Kemalizm rejimi, değişime direndiler ve şu an halleri ortada, gerisini siz düşünün.

Bitirmeden birkaç söz de Federe Kurdistan Başkanı Mesud Barzani’nin son dönemlerde yürüttüğü siyaset hakkında söylemek gerekir. Barzani, doğru politikalar ve söylemlerle hızla Kürt liderliğine doğru yol alıyor. Mesud Barzani hem Kürtler arasında artan popülerliği, hem de arkasına aldığı Batı desteğiyle ön plana çıkıyor, ‘ulusal önder’ olarak belirginleşiyor. Artık eskisi gibi diğer parçalardaki Kürtlerin sorunlarına ilgisiz değil. En son ABD ziyaretinde, Suriye Kürtleri için yaptığı diplomatik çabalar bunun göstergesidir. ABD ziyaretinde, Amerikan yönetimi BDP'ye, Mesud Barzani'yi dinlemelerini salık verdi. Batı, PKK çevrelerine güvenmiyor ve her defasında onlara ne istediklerini soruyorlar. Birleşmiş Milletlerde bir tanıdığımın İngiliz bir diplomatla sohbetinde; İngiliz diplomat PKK-BDP çevrelerinin güvensiz olduğu ve akıllarının karışık olduğunu ve ne istediklerini bilmediklerini belirtmiş. Bu yüzden Mesud Barzani'yi bir devlet başkanı gibi karşılayan ABD yönetimi, BDP'yi daha düşük dereceli bürokratlarla karşıladı. Bunun nedeni Mesud Barzani'nin ciddi ve realist bir lider olması ve müttefiklerine güven vermesi, PKK çevrelerinin net olmamasıdır. Şunu belirtmekte fayda var. Mesud Barzani, tam babasının oğlu, Mele Mustafa Barzani'ye layık bir evlat olduğunu hem dünyaya hem de Kürt ulusuna kanıtladı. Celal Talabani de Mesud Barzani’nin bu popülerliğinin farkında ve o da ‘Kürt devleti hayal’ gibi söylemlere sığınıyor. Zaten kitlesinin önemli bir çoğunluğunu Goran'a kaptırmış durumda. Goran Hareketi, liberal ve özgürlükçü söylemleriyle yakın gelecekte Kürdistan'da ciddi bir güç olmaya aday.

Bu yazıyı kaleme almaya kendimi mecbur hissettim. Çoğu Kürt aydını açıkça PKK ideolojisini ve Abdullah Öcalan'ı eleştiremiyor. Hem korktukları için hem de PKK ile ters düşmemek için. Eleştiren kesimlerde var ama onlar daha çok karalama ve suçlamayla yaklaştıkları için devletin yedeğine düşüyorlar. Bunları yazmak tarihi bir görevdir ve tarih bizi haklı çıkartacaktır.

Yazdıklarımın haklılığı için fazla uzun bir zaman geçmeyecektir…

Roja kedkarên cîhanê pîroz dikim.

Dünya emekçilerinin Bayramını kutluyorum.

Not: Yukarıda Abdullah Öcalan ile ilgili bütün değerlendirmeler, kendisinin İmralı'daki görüşme notlarından, savcılık ve mahkeme ifadelerinden alınmıştır.

Erdoğan Alparslan
erdogan_alparslan@hotmail.com




Editörün notu: Yazının altına yazılan 56 yorumun ağırlıklı kesimi yazıyla alakalı değildir ve yorumcuların birbirine karşı ihhamlarından oluşmaktadır. Bu nedenle yorum bölümü kapatılmıştır.


 
Yazıya puan ver:
 (Toplam Oy #: 26)
  |   Okuma: 3612   |   Yorum: (54)   Yazdir
   Arkadaşına Gönder

Değerli ziyaretçimiz, siz kayıtsız kullanıcı olarak siteye girdiniz. Size kayıt yaptırmanızı veya kendi adınızla giriş yapmanızı öneriyoruz.

İlgili Diğer Haberler: