Warning: mysqli_escape_string() expects exactly 2 parameters, 1 given in /var/www/vhosts/eu.kurdistan-post.eu/httpdocs/engine/classes/mysqli.class.php on line 162 Warning: preg_replace_callback(): Requires argument 2, 'langdate('\1', '1331830028')', to be a valid callback in /var/www/vhosts/eu.kurdistan-post.eu/httpdocs/engine/modules/show.full.php on line 245 Warning: preg_replace_callback(): Requires argument 2, 'Array', to be a valid callback in /var/www/vhosts/eu.kurdistan-post.eu/httpdocs/engine/classes/templates.class.php on line 256 DataLife Engine > Версия для печати > Halepçe Şehitlerine - Erdoğan Alparslan
DataLife Engine > Kurdistan > Halepçe Şehitlerine - Erdoğan Alparslan

Halepçe Şehitlerine - Erdoğan Alparslan


15-03-2012, 17:47. Разместил: erdogan


Oradaydım Ben! Halepçede

Güney Kurdistan'dan keman çalıyor Brefkani
Parmakları sızlıyor Victor Jara'nın
ve kan sızıyor gecenin tenha göğüne
ölüm mangaları,siren sesleri
celladın hevesi,
bir trajedyanin ilk perdesi
bir çocuk vuruluyor Halepçe'de
bahtına içli bir küfür savurarak
gerisi gri



Halepçe Şehitlerine

Bugün hava bir başka kokuyor, gökyüzünü garip bir lanet sarmış. Hardalımsı bir kokudur yakıyor genzimi anne, duyamıyor, bağıramıyorum. Sessiz bir ölüm sardı bedenimi anne! Elma kokuyor hava, koklayamadan sustum. Sustum, susuşlarım çığlık oldu cihana.

Sahi anne hardal nedir, zengin sofralarında pahalı bir sos mu, yoksa Halepçede sessizce öldüren bir gaz mı? Sahi anne, kaç vakittir dönmedi babam dağlardan. Siluetini gördüm bir gece rüyamda, uzun boylu bir dağ kadar heybetliydi, sanırım.

Sahi anne, babamı görecek miyim? Anne! Üşüyorum ört üstümü, yerin altı soğuk, üşüyorum. Üşüyen bedenim değil, yüreğimdir.

Sahi anne, vicdan var mıydı insanlarda, boğarken beni hardal kokulu bir gazla. Sanırım insanlığın vijdanı, bunu layık gördü bu öksüz yoksulluğuma. Bir sabah güneş karardı anne, bir daha doğmadı. Karanlığa boğuldum anne, Hiroşima'da öleli kırk dört yıl olmuştu. Yine öldüm Halepçe'de önce saçlarım tutuştu, sonra bedenim. Ruhum yok oldu insanlıkla birlikte. Artık benimle birlikte insanlığın vicdanı yeraltı dehlizlerinde. Artık arınmaz yürekleriniz.

Evet, sevgili insancıklar, yarattığınız cehennemde yok olacaksınız. Beni nasıl yok ettiyseniz. Gündüzler karanlık, güneş terk etti bu sonsuz azap yurdunu, artık cehennem bile size kurtuluş kapısı olacak. Evet, anne, daha açamadan gözlerimi, uğursuz bir mart ayında, uyuyanlar gibi uyanamadım bir daha yattığım ölüm uykusundan.

Sahi anne, yaşamak nasıl bir duyguydu, hiç tatmadım, daha kundaktayken aldı beni soğuk ve karanlık kollarına. Daha ısınamamıştım kundak bezlerime, şimdi kundağım soğuk bir toprak oldu. Sahi nasıldı güneş, nasıldı gökyüzü hep karanlık mıydı, yoksa berrak mı? Son gördüğümde bulanıktı ve elma kokuyordu.

Bugün aylardan mart, günlerden Halepçe, amansız bir yağmur yağıyor üstümüze. Bu ölüm kokan yağmurda yok oldu bedenim ruhumla.

Sahi anne kaç kişi biliyordur Halepçe'yi, kaç kişi biliyor yok olduğumu? Yerde sessizce yatan bir ceset miyim? Yoksa barbarca katledilmiş bir çocuk mu? Sormayın cinsiyetimi bir çocuğum, Ronya, Rana, Rohat.....

Soğuk bir ölüm yağıyor gökten, nasıl ölünür anne, öldüğümü fark edemeden yok oldum. Derim döküldü, bir mart yağmurunda boğdular beni anne, barbar efendilerin vahşi uşakları.

Suçum neydi anne? Arap, Pers ya da Türk olmamak mı? Ben seçmedim anne, milliyetimi, doğarken boynuma asıldı Kürtlüğün mazlum esmerliği. Şu an üstümde Kürt olmanın dayanılmaz ağırlığı var, anne!

Sahi anne Kürt ne demek, bolca katliam mı, sürgün mü, acı mı? Yoksa yok oluşa karşı var oluş mu? Farkına varamadan bunların yok edildim. Evet, anne önce Hiroşima'da zehirlediler beni, şimdi de Halepçe'de. Kız kardeşi Hiroşima'nın bahtsız kız kardeşi Halepçe.

Dilo hewar, dilo hewar! Ez hatim kuştin Helepçê de.

Evet, öldürüldüm Halepçe'de sorgusuz sualsiz, nedensiz. Sahi anne, ne anlam ifade ederdi beş bin Kürt ölüsü, dirisi bile umursanmayanın ölüsünü kim umursardı. Sadece bir akşam bülteninde son dakika haberi olur, beş bin Kürt ölüsü. Bir sokak kedisi haberiyle eşit sürede yayınlanan bir haber, belki Politzerlik bir fotoğraf. Bunun dışında bir anlam ifade eder mi anne, beş bin Kürt ölüsü...

Nefesim tükeniyor anne, artık susma vakti geldi. Susacağım, evet susacağım ki, susuşum esir alsın insanlığı. Artık yolculuk vakti anne, edebi azap yurduna. Evet, sevgili insancıklar, yolculuğumuz yeni başladı, edebi azap yurduna, bu yolculuğun rehberi benim, Halepçe'de susturduğunuz esmer tenli Kürt çocuğu. Evet, sevgili insancıklar yok oluş sizin için kurtuluştur.
Bir soykırım sabahında açtım gözlerimi dünyaya, cellâtlarım tepemde zafer naraları atıyorlardı. Artık iflah olmazdım doğumum kanlı olmuştu. Kanla yaptım ilk banyomu. Ve lanetledim bu toprakları sonsuza dek. O günden bu güne kanla yıkanıyor bu topraklar. Masal ve destanlarda bir kahraman çıkıp laneti bozar ya! Boşuna beklemeyin, siz, o kahramanı daha doğmadan boğdunuz. Evet, sevgili insancıklar, üzgünüm kendi zulmünüzde boğulacaksınız.

Bu hikaye mutlu sonla değil kanlı sonla bitecek. Sonuç yarattığınız cehennemde yok olacaksınız. Yeryüzünden yükselen kanlar gökyüzünü kapladı ve edebi işkence yurduna göç başladı. Bu yolculuğun rehberi benim, beni takip edin karanlığın çocukları, yolculuğumuz daha yeni başladı...


Erdoğan Alparslan

Вернуться назад