Warning: mysqli_escape_string() expects exactly 2 parameters, 1 given in /var/www/vhosts/eu.kurdistan-post.eu/httpdocs/engine/classes/mysqli.class.php on line 162 Warning: preg_replace_callback(): Requires argument 2, 'langdate('\1', '1333880294')', to be a valid callback in /var/www/vhosts/eu.kurdistan-post.eu/httpdocs/engine/modules/show.full.php on line 245 Warning: preg_replace_callback(): Requires argument 2, 'Array', to be a valid callback in /var/www/vhosts/eu.kurdistan-post.eu/httpdocs/engine/classes/templates.class.php on line 256 DataLife Engine > Версия для печати > Devlet Geçmişiyle Yargılanmalı-Kutbettin Özer
DataLife Engine > Güncel > Devlet Geçmişiyle Yargılanmalı-Kutbettin Özer

Devlet Geçmişiyle Yargılanmalı-Kutbettin Özer


8-04-2012, 12:18. Разместил: Huseyin
Kutbettin Özer: DEVLET GEÇMİŞİ İLE YARGILANMALI -07.04.2012
Türk devleti şu halleriyle Kürt sorununu çözemez, çünkü daha Kemalizm ideolojisinden kurtulmuş değil. Aynı zamanda AKP iktidara geldiğinden beri birçok şeyler yapmak istiyor ama kararında kesin bir sonuç yok ve kararlı olmadığından dolayı da korkak duruşu var.

Şunu çok iyi niyetimle söylemiş olayım ki T.C devletin üst tepesine gelen bütün iktidarlardan en iyisi AKP iktidarı oldu. Beğenmiyorsak da vurma ve kırmanın yanında da birçok konuşulmayan, tartışılmayan konseptleri sergiledi. Kürt örgütleri de Ulusal Örgütlemede hazır olmadığı müddetçe, Türk devleti hiçbir zaman sorunu çözemez.
T. Cumhuriyetin tarihi olduğu gibi kirlilikle sistemini devam ettirdi. Buna rağmen karşı olduğum, AKP diğer iktidarların en iyisidir diyebilirim. Bu girdi çıktılara göre Mustafa Kemal başta olmak üzere bütün iktidar mensupları ve siyasi partiler geçmişi ile hesaplaşmalı ve haklarında dava açılmalıdır. Ve bunun yanında CHP tek parti hareketi ile otoriter, diktatör ve en kanlı iktidar olduğundan yüzleşmekten kaçıyor. hakkında dava açılmalı ve derhal parti hareketine son verilmelidir.

Sevr antlaşmasının somut kararları Lozan antlaşmasına kadar devam eden süreç Kürtler için bir oyundu.

Sevr Antlaşması, 24 Nisan 1920’de San Remo Konferansı’nda kararlaştırılan Sevr antlaşması, 11 Mayıs 1920 incelemek üzere Osmanlı Hükümetine verilmişti. Osmanlı idaresinde birçok haksızlık yapıldığından, dünya ülkeleri Osmanlı diktatörlüğüne dur demişti. Osmanlılar da işgal ettikleri toprakları kaybetmemek için elinde gelen bütün çabalarıyla elinden geldiğini arda bırakıyordu. Antlaşmalarda birçok yalan dolan ile hileli sözlü antlaşmalar ve vaatler yapıyordu. Güya Kuzey Kürdistan toprakları Kürtlere verilecekti. Ermeniler tekrar kendi topraklarına çekileceklerdi. Sevr antlaşması sonucunda Kürtler ve Ermeniler kendi huzur topraklarına kavuşacaklar ve gerekirse bağımsız devlet kurma olanakları tanınacaktı. Bu cambaz ipin üzerinde Osmanlı devleti domino taşlarını zıplayıp duruyordu. Neticede, Damat Ferit Paşa tarafında görevlendirilen Reşat Halis Bey, Hadi Paşa ve Rıza Tevfik (Bölükbaşı) Bey Sevr Antlaşmasını 10 Ağustos 1920’de imzaladılar.

Sevr’e göre Misak-i Milli sınırlar dâhilinde kalan bütün azınlık milliyetlere aynı eşit haklar verilecek olan din-mezhep ve dil, kültür taleplerini eğitimleri ile birlikte Gerçekleştireceklerdi. Bu mağdur olan azınlıklar savaş ve baskı altında çok zarar gördükleri için vergi vermeyecek ve askeri hizmette bulunmayacaklardı. Burada en önemli tanınan imtiyaz her millet kendi ırkındaki mensup olan kimliğe kavuşacaklardı.

Osmanlı İmp’torun egemenlik süreci asaletsiz ve adaletsiz, hukuksuz olma tavrına karşın, ordu’nun gücü 50 ila 60 bin kadar gücü olacağına dair antlaşma imzalanıyor. Hava, kara, deniz kuvvetleri de sınırlanacak ve hatta U-BOT’lar tamamen kaldırılıp kullanmayacak gibi kararlar imzalanıyor. Sonra bu arada Osmanlı yetkilileri bir taraftan antlaşmaları imza atarken, diğer taraftan da Büyük Millet Meclisi 19 Ağustos 1920 tarihli toplantısında, Sevr Antlaşması'nı imzalanan Antlaşmaları tanımamak içim B,M,M Hükümetinde protestolarla karşı geliyor.

Bu arada Ermenistan ve Özerk Kürdistan devletlerinin kurulması hakkında imza atılıyor.

Bu karar ile ilgili perde arkasında, Sevr Antlaşmasında imzalanan bu kararları nasıl bozabiliriz diye bin dereden bin hile ile dış güçlerle kulis propagandasında bulunuyorlar. Sevr’de olan Antlaşmalar ve imzalanan kararlar, Osmanlı devletin sonunu getiriyor. Osmanlı sürecini devam eden ve süreci ayakta tutabilmesi için Sevr’in dışında ayrıca Ankara’da Yeni bir Türk Hükümeti kuruluyor.

Bu sırada İtilâf Devletleri San-Remo Konferansında Osmanlı Devletine teklif edecekleri barış şartlarını hazırlıyor. 22 Nisan 1920'de Osmanlı Hükümetini Paris'e çağırıp barış konferansına davet ediyor. Toplantıda hazır bulunan Tevfik Paşa'nın barış görüşmelerini terk ederek Paris’ten geriye dönüyor. İstanbul Hükümeti, Damat Ferit Paşa başkanlığında ikinci bir heyet gönderiyor. Hadi Paşa, Filozof Rıza Tevfik, Bern Sefiri Reşat Halis'ten meydana gelen bu heyet Paris'e giderek, Osmanlı Devleti için Sevr Antlaşmasını imzalıyor. (10 Ağustos 1920). 30 Nisan günü ise Mustafa Kemal, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetinin kurulduğunu ve bütün devletlerin dışişleri bakanlıklarına bildiriyor.

Mustafa kemal Sevr Antlaşmasına kesinlikle karşı geliyor ve Mecliste hazır bulunan üyelerini Misak-i Milli sınırları üzerinde yemin ettirerek azınlık milliyetlerini tanımayacaklarını toprak bütünlüğünü savunacaklarını ve kesinlikle Sevr’de imzalanan Antlaşmaları tanımayacaklarına dair dünyaya ilan veriyor.

92 yıl önce imzalanan bu Sevr Antlaşması yeni Türk Hükümeti için bir ölüm fermanı oldu.

Sevr Antlaşmasına göre; Kuzey Kürdistan halkı, ayrı bir devlet kurmak isterlerse, Türkiye buna müsaade edecekti. Kürt Bölgesi (madde 62–64): İngiliz, Fransız ve İtalyan temsilcilerinden oluşan bir komisyon Fırat'ın doğusundaki Kürt vilayetlerinde bir yerel yönetim düzeni kuracaktı; bir yıl sonra Kürtler dilerse Milletler Cemiyeti'ne bağımsızlık için başvurabilecek imkânı olacaktı.

Ermenistan: Sevr Antlaşması ile kurulması öngörülmüş Ermeni devleti hür ve bağımsız bir Ermenistan kurulacaktı. Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınırın saptanması, Birleşik Amerika Devletleri Cumhurbaşkanı Vilson'un hakemliğine bırakılacaktı.

Azınlık Hakları (madde 140–151): Osmanlı din ve dil ayrımı gözetmeksizin tüm vatandaşlarına eşit haklar verecek, tehcir edilen gayrimüslimlerin malları iade edilecek, azınlıklar her seviyede okul ve dini kurumlar kurmakta serbest olacak, Osmanlı'nın bu konulardaki uygulamaları dahilinde Müttefik Devletler tarafından denetlenecekti;

Savaş Suçları (madde 226–230): Savaş döneminde katliam ve tehcir suçları işlemekle suçlananlar yargılanacak;

Borçlar ve Savaş Tazminatı (madde 231–260): Osmanlı İmparatorluğu'nun mali durumundan ötürü savaş tazminatı istenmeyecek, Türkiye'nin Almanya ve müttefiklerine olan borçları silinecek, ancak Türk maliyesi müttefikler arası mali komisyonun denetimine alınacaktı.

Sözde, ismi Lozan Barış Antlaşması;

Lozan Barış Antlaşması değil buna Barışı bozan Lozan Antlaşması denir. Çünkü Mudanya Mütarekesi sonucu, barış antlaşma görüşmelerine giden hilekâr Türk delegesi-Heyeti Dışişleri Bakanı olan İsmet İnönü, Lozan Konferansında Avrupa ve diğer ülkelerle siyasi, ekonomi, sosyal, dayanışma konularında uzlaşıcı antlaşmaları imzalarken, Kürt ve Kürdistan konusu saatlerce müzakerelerden geçiyor, uzlaşmada anlaşamıyorlar. İsmet İnönü; Kürtler de Misak-i Milli sınırların olmasına razı ve Kürtlerin vekili ‘’Benim’’ diyor ve toplantıda Kürtlerin vekili olarak tanınılıyor. Kürtler bir taraftan da İsmet Paşa güven veriyor ve Kürtlerin sorununu Lozan’da olumlu çözülecek ve biz de sorunlarımızı Türklerle oturup barış içinde sorunlarımızı halledeceğiz inancını, güvenini yaşıyorlar.

I. Dünya Savaşı'nın galipleri ile hesaplaşma, hukuki ve siyasi yönden uyuşmazlıkları çözümleme, yüzyıllardan beri süre gelen sorunlara çözüm aranmaktaydı. Kürt sorunu da bu çözüm arasında idi, Kuzey Kürdistan "Doğu Meselesi" bütün konferansın ağırlık merkezini oluşturuyordu, tartışmalar yoğunlaşmıştı ama Kürtler adına ne bir Delegasyon ve ne de bir Kürt Komitesi vardı, alınan kararlar İsmet İnönü’nün vicdanına kalmıştı, İsmet İnönü de vicdanını Türk milliyetçiliği üzerinde ve çıkarları doğrultusunda kullandı.

Sözde Lozan Barış Antlaşması, Türk Kurtuluş Savaşı'nın sağladığı, Türk milletinin hayati haklarını ve emellerini gerçekleştirdiği bir eserdir. Lozan aynı zamanda, Orta Doğunun en önemli bölgesinde, barış ve güvenliği korumak yerine savaşı dayatmıştır ve Kürtler Lozan Antlaşmasından sonra bir daha da rahat ve huzur ortamını görememiştir, Misak-ı Milli'yi gerçekleşmesi Kürt ve Türk savaşın filizlenmesine, tırmalamasına yol açmıştır.

I. VE II. DÖNEM LOZAN KONFERANSI'NA KATILAN TÜRK DELEGASYONU

Başdelege: İsmet İnönü (Dışişleri Bakanı)
Delegeler: Dr. Rıza Nur (Sağlık Bakanı), Hasan Saka (Maliye Bakanı)
Danışmanlar: Münir Ertegün, A. Muhtar Çilli, Veli Saltı, Zülfü Tigrel, Zekai Apaydın, Mahmut Celal Bayar, Şefik Başman, Seniyettin Başak, Şevket Doğruker, Mehmet Tevfik Bıyıklıoğlu, Tahir Taner, Nusret Metya, Yusuf Hikmet Bayur, Zühtü İnhan, Fuat Ağralı, Mustafa Şeref Özkan, Şükrü Kaya, Hamit Hasancan, Cavit Bey, Hayım Naum, Baha Bey
Basın Danışmanları: Ruşen Eşref Ünaydın, Yahya Kemal Beyatlı
Genel Sekreter ve Danışman: Reşit Saffet Atabinen
Yazmanlar : Ali Türkgeldi, Mehmet Ali Balin, Cevat Açıkalın, Celal Hazım Arar, Saffet Şav, Süleyman Saip Kıran, Rıfat Bey, Dr. Nihat Reşat Belger, Atıf Esenbel, Sabri Artuç

II. DÖNEM LOZAN KONFERANSI'NA YENİDEN KATILANLAR

Genel Sekreter ve Danışman: Tevfik Kamil Koperler
Yazmanlar: Naci Kenter, Hamit Eseniş, Ali Muhtar Bey, Aziz Topkaç, Hüsnü Özer.
I.Dönemde: Ahmet Cevdet (İkdam), Ahmet Şükrü Esmer (Vakit), Hüseyin Cahit Yalçın (Tanin).

GAZETECİLER:

II.Dönemde: Velid Ebuzziya (Tevhid-i Efkar), Ahmet Şükrü Esmer (Vatan), Suphi Nuri İleri (İleri), Ali Naci Karacan (Akşam), Kerami Kurtbay (Hakimiyeti Milliye), Mecdi Sadrettin Sayman (İkdam), Kemal Salih Sel (Yeni Gün), Asım Us (Vakit), Hüseyin CahitYalçın (Tanin), Ahmet Hidayet Reel (Öğüt).

Lozan Antlaşmasına katılanlar uluslar arası barışı sağlarken, Kürt sorununda barış yerinde savaş Antlaşmasını imzalamışlardır. İsmet İnönü ve Lozan Konferansına katılanlar dâhil savaş suçluları sayılıyor. Bunların hakkında öz geçmişleri hakkında dava açılmalı ve Mustafa kemal ve yandaşları da dâhil yargılamalılar. M. Kemal’in bütün heykelleri kaldırılmalı ve ayrıca hakkında manevi infaz mahkemesi ilan edilmelidir.

Kürt halkını darağacına asanlar, infaz edenler, insanlık ruhunu huzursuz eden mahzun halkın kaderi ile oynayan kim olursa olsun kesinlikle cezalandırılmalıdır. Bu cezayı hak eden bir örgüt, bir kurum, bir dernek, bir birey, ordu, iktidarı devlet ve karanlık şebekeler veya karanlık örgütler olduğu gibi zaman aşımı gözetmeden uluslar arası arenada bu savaş suçluları cezalandırılmalıdır.

Kürtler Lozan Antlaşmasını tanımıyor ve karşı gelerek Sevr Antlaşmasında imzalanan kararları tekrar geri almak istiyor. 1923 Cumhuriyet dönemi, 2012 Cumh. Dönemine kadar suç işlemiştir ve suçlar devam ettiği için uluslar arası suçlular derhal yargılanmalıdır.

Tarih sürecinde Kürtler birçok fırsatları elinden kaçırdı. Kürtlerin de geçmişi çok kirli olarak tarihe imza atmış ve mutlaka ''Kürtler'' kendi geçmişi ile hesaplamalılar.

Sevgi ve Saygılarımla

Kutbettin Özer
KutbettinO@t-online.de

Вернуться назад