Warning: mysqli_escape_string() expects exactly 2 parameters, 1 given in /var/www/vhosts/eu.kurdistan-post.eu/httpdocs/engine/classes/mysqli.class.php on line 162 Warning: preg_replace_callback(): Requires argument 2, 'langdate('\1', '1333739128')', to be a valid callback in /var/www/vhosts/eu.kurdistan-post.eu/httpdocs/engine/modules/show.full.php on line 245 Warning: preg_replace_callback(): Requires argument 2, 'Array', to be a valid callback in /var/www/vhosts/eu.kurdistan-post.eu/httpdocs/engine/classes/templates.class.php on line 256 DataLife Engine > Версия для печати > Türk-İslam Darbeciliği ve Kirlenen Yargı?-A.Önal
DataLife Engine > Güncel > Türk-İslam Darbeciliği ve Kirlenen Yargı?-A.Önal

Türk-İslam Darbeciliği ve Kirlenen Yargı?-A.Önal


6-04-2012, 21:05. Разместил: Ehmed Onal
12 Eylül 1980- Türk-İslam Darbeciliği ve Kirlenen Yargı?

Ahmet Önal


Yargılamak, sağlıklı anlamak, kavramak ve analiz etmekten geçer.

Yargılamak tarih bilincini, sebep ve sonuçlarını, olayların esas, talih ve yan etkilerini bilmekten geçer.

Algılamaktan, kavramadan, bilmekten, analizden uzak bir yargı, yargı, adalet ve hukuk olamaz.

Viktor Hugo; “Öncelikle ve en büyük ceza insanın kendisine verdiği cezadır. En büyük yargı kişinin kendinden, vicdanından oluşturduğu yargıdır. Bu yargının sonucunda sağlıklı tutumudur, duruşudur ve hareketidir!” der.

12 Eylül 1980 darbesini sağlıklı yargılayabilmek için şu hususların çözülmesi önemlidir:

- Alktonlar(göçebe/ akıncılar) ile otokton(yerleşik/qedim) halkların tarihsel temasını anlamak gerekir.
-Osmanlı devletindeki işgalciliği ve genişleme siyasetini algılamak gerekir.
- Kürt beyliklerinin, önce oluşmasını sonra da tasfiyesini anlamak gerekir.
-Osmanlı devletinin Süryani, Ermeni ve bilcümle Hıristiyan halklara karşı takındığı siyaseti anlamak gerekir.
- Müslüman ve Müslüman olmayan halkların birbiri ile temasını anlamak gerekir.
-Osmanlı devletinin merkezileştikçe ve batıda kaybettikçe Yakındoğu’yu da kaybedeceği korkusuyla halklara yüklenmesini, halkları ortadan kaldırma siyasetinin oluşma sürecini anlamak gerekir.
- Asya siyasetinde emperyalist devletlerin rolünü anlamak gerekir.
- İngiliz-Fransız- Çarlık Rusya’sının Yakın, Orta ve Uzak Doğu siyasetini, konumlanışını ve Kürt- Osmanlı ilişkilerindeki siyaset stratejilerini anlamak gerekir.
- Türkçülüğün tarihsel olarak nasıl şekillendiğini bilmek gerekir.
- Kürt, Ermeni, Süryani, Laz, Pontus, Rum vs. halklarının siyasetteki atıl ve Yakındoğu siyasetinde neden fonksiyonel olmadıklarını anlamak gerekir.
- İngiliz-Fransız- Çarlık Rusyası’na karşı geç zamanda siyaset sahnesine giren Alman Emperyalizminin Osmanlı kalıntıları üzerindeki Pan-Türkist, Pan-İslamist siyasetini Türkçülüğe evirilen İttihat ve Terakki üzerindeki siyaset mühendisliğini bilmek gerekir.
- İttihat ve Terakki’nin diğer milletleri “temizleme”, “arındırma” siyasetini ve uygulamalarını algılamak gerekir.
- Türk ulusunun, egemen olma anlayışı şekillenirken soykırımcı siyaset ile adeta maya tutup, otokton halkların üzerinde, Türk olmayan Türklerin icrası ile ulus olarak “yoktan var olmak” için kadim halkları nasıl “yok” ettiğinin tarihini analız etmek, kavramak ve bilince çıkarmak gerekir.
- Yakın Doğu’daki; Pontus, Kilikya, Torabdin, Kürdistan, Rumeli-Antolia ülkelerinin yerine “Anadolu” ve Trakya’yı da katarak kocaman ülkelerin ve kadim halkların ülkelerinde bir insanlık hapishanesi “Türkiye”yi ve “Türkiyelileşmeyi” nasıl beyinlerde yer ettirerek /oluşturarak “Türk Yurdu” şekline getirdiklerinin tarihsel serüvenini, tarihsel bilinci iyi kavramak gerekir.
- Ermeni, Süryani, Rum, Pontus, Êzidi, Hıristiyan halklarının kısa sürede, Kürt ulusu, Alevi dini, Laz halkı ve diğer azınlık derekesine düşürülenlerin ya da azınlıkların uzun vadede soyunu kurutarak, Türkleştirerek soykırımlarını gerçekleştirmek siyasetini izlediklerini anlamak gerekir.
-I. Dünya savaşı sürecinde sonuna doğru 1915 Ermeni, Süryani, Rum, Pontus, Êzidi Kürt ve Hıristiyan halklarının soykırımından sonra, Alman Emperyalizminin ve bu arada Osmanlı devletinin yenilgisi ardında, paylaşımda rol alan İngiliz – Fransız Blok’unun Yakın doğu, Orta doğu ve Uzak doğu politikalarının kavranılması gerekir.
-1917 Ekim Sovyet Devriminin olması ve bu dönemde İttihatçıların genç kanadı Kemalistlerin şekillendirilmesi, Savaş yorgunu “Sosyalist Sovyetler Rusyası” ile İngiliz-Fransız blok’unun arasındaki bölgelerde yeni çeper ülkeleri oluşturma siyasetindeki karşılıklı rollerini anlamak gerekir.
- Şekillenen Kemalist iktidarın, savaş yorgunu “Sosyalist Sovyetler” ile İngiliz-Fransız blok’u arasındaki ilişkileri ve Mustafa Kemal’e biat etmek istemeyen İttihatçıların (itaatte kusur ihtimali olabilecekleri de dâhil) tamamının tasfiyesi ve biat edenler ile de yeni cumhuriyetin kurulması ardında İttihat ve Terakki’nin “yok etme”, “temizleme”, “arındırma” siyasetini devlet olarak sürdürme siyasetinin resmi ideoloji halinde şekillendirilmesi kavranmalıdır.
- Resmi ideoloji Kemalizm bir darbe siyasetidir, darbe ile var olma ve kendi siyasasını ancak “ötekileştirdiklerini, bir de yok ederek”, diktatörlük ile “sürdürebileceğinin” kotları anlaşılmalıdır. Bu anlaşılmadan Türk egemenlik siyaseti ve 1961, 1971 ve 12 Eylül 1980 darbeleri kavranılamaz. Zira Türk ulus oluşturma siyaseti bu darbeci ve soykırımcı kotlar üzerinden şekillendirildiği bilinmelidir.
- Alaktonlar, otokton halkların varlığına tarihsel olarak el koymuş ve bunu “hak” olarak sahiplenmişlerdir.

Bu “hakkın” sorgulanmasına dahi hak vermemektedirler, hak görmemeye devam etmektedirler.
Bu “hakkın” sorgulanma ihtimaline dahi fırsat vermek istememektedirler.
Bu “hakkın” sorgulanmaması için; her yol ve yöntem mubah olmuştur.
Bu “hakkın” sorgulanmaması için; her tür hile ve kışkırtma elzem olmuştur.

Bu “hakkın” sorgulanmaması için; her tür katliam ve işkenceler sistemli siyaset olarak hayata geçirilmiştir.

Bunların anlaşılmaması için Kenan Evren, Tahsin Şahinkaya ve kitle mücadelesinin yüklenmesi neticesinde; belki başkasını da ev hapsine, birkaç sene göstermelik “cezalara çaptırılmış” görünebilirler. Ancak sistemi yargılamadıkça bu darbe yargılamalarını sürdürmek sadece hileli yargılamalar olur, sözde yargılamalar olur.

Cuntacıların felsefesi, Cuntacıların Anayasası, Cuntacıların siyaseti, cuntacıların ceza yasasıyla cuntacıların yargılanacağını söylemek, ümit etmek saflıktır, kör kuyuda altın aramaya çıkmaktır!

Bana yapılan 150 günlük sorgulu işkenceler, Hipokrat yemini etmiş doktorlar eşliğinde kısırlaştırılmış olmam, 4 yıl bir fiil hücrelerinde tutularak sistemli işkencelere tabi tutulmam, Siyasi kimliğimden dolayı hiçbir rapora ihtiyaç duymadan deli elbiselerini üstüme geçirmek istemeleri, beni yıldırmak üzere “Sen askersin erlere komutanım diyeceksin!”, “tekmil vereceksin!” “Varlığına-kimliğine-düşüncelerine küfürler etme özgürlüğüne sahipsin, ancak kendin olma hakkın yok!” “Bunlara uymaman; ölümünü mubah kılar!”

“Sen 48 ayar Türk ve Müslüman olacaksın!”

“Tek yaşama şansın bu!”

“Yaşamak mı istersin ölmek mi? Yaşamın bizim dediğimizi yapmandan geçer. Bizim irademizi bileceksin! Sen iradesiz, statükosuz ve yok olmayı bileceksin! Varlığın yok olmandan geçer!”

“Senin; Kürt, Kürdistan, Devrimci Kürt Ulusal Kurtuluş mücadelesi, Bağımsızlık vs. kavramların ölümünün kotlarıdır! Yanaşmayacaksın! Hatırlamayacaksın ve bu sözcükleri unutacaksın!” vs.

Gerçek yaşamın ve yargılamanın sırrı bu tehditlerde değil mi?

İşte bunun anlaşılmaması için Kemalistler, Siyasal İslamcılar, suçlular bile mağdur postuna girmiş, doğru ve sağlıklı bir düşünmeyi, savunmayı bile engelleme telaşındadırlar. Onun için bütün sistem partileri cuntacılara sözde karşı, ve fakat gerçekte kalkan kesilmiş, müdahillik adına!

Darbeciler/cuntacılar, faşist cellatlar ve bilcümle şirikleri, darbelerin sağlıklı anlaşılması ve yargılanmaması için engel olmak üzere gerçek mağdurların önüne geçmiş bulunmaktadırlar!

AKP, CHP, MHP, Ülkü Ocakları, “Türk ve Türk Ocağı aydınlar”, bilcümle katliamcılar da müdahil!

Dikkat! Oynanan bir hiledir. Kürtleri, Dünyayı ve tüm insanlığı kandırma hamlesidir! Hilesidir!.

Hakikaten anımsadığım pirim ‘Seyit Rıza ne demişti?’ diye sormak geldi içimden!

“Sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedim, bu bana dert oldu! Ben de sizin önünüzde diz çökmeyeceğim, bu da size dert olsun!”

Tarih bilincinden, hak, hukuk ve adaletten yoksun bir yargılama, yargılama değildir!

Bu yargı, yargının tekrar ve tekrar kirletilmesidir!

Вернуться назад